Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Kitabı

100. Yılında Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı Kitabı

Bazı sözler vardır üzerinden asırlar geçse de kıymetten düşmez. Onlar mücevher kıymetindedirler. Üzerleri her ne kadar tozla örtülmüş olsa da zaman gelir bir rüzgar eser, o tozları üzerinden silip süpürüverir.

Hakikatler mücevher gibidir. Onları hiçbir şey eskitemez. Hakikatleri beyan eden sözler de aynıdır. Başta Kur’an ve peygamberlerin sözleri olmak üzere, imam-ı Azam, İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazalî, Yunus Emre, Mevlana gibi büyük zatlar, hep değişmez hakikatlerden bahsetmişler ve sözleri de asırların üzerinden süzülerek günümüze kadar gelmişlerdir. Onlar da aslında hakikatin kaynağı Kur’an’dan ve Peygamberimizden bahsederek sözlerini güzelleştirmişlerdir.
Üstad Bediüzzaman Said Nursi de bu güzel silsilenin son halkalarından birisidir.

Hutbe-i Şamiye, 1911 yılında Said Nursi’nin Şam Emeviye camiinde irad etmiş olduğu dini, sosyolojik ve siyasi anlamda İslam âleminin problemlerinin ortaya konduğu ve çözüm yollarının gösterildiği içi mücevher dolu bir mücevher kutusudur. Aradan tam yüz yıl geçmiş, unutulmuş ve üzeri toz kaplamış olmasına rağmen ulvî hakikatleri ihtiva etmesi bakımından değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Risale Akademi 2011 yılında bu mücevher kutusunu yeniden açtı. Hutbe-i Şamiye’yi yeniden gündeme getirerek, okuyarak, akademik zeminde müzakere ederek anlamaya ve anlatmaya çalıştı.
Bediüzzaman Said Nursi bu kitapta Avrupa’nın ilerleme, Asya’nın ve İslam âleminin geri kalma sebeplerini izah eder, bu geri kalma sebeplerini ortadan kaldırmak için köklü çözümler önerir. İslam âleminin gelişmesine engel olan sebepleri birer hastalık olarak sıralar. Tedavisini de Kur’an eczanesinden temin ettiği manevî ilaçlarla yapar.

Bu hastalıkları; ümitsizliğin dirilmesi, doğruluğun sosyal ve siyasi hayatta ölmüş olması, düşmanlığın sevilmesi, müminleri birbirine bağlayan nuranî bağların bilinmemesi, çeşit çeşit baskıların hüküm sürmesi ve şahsî menfaatlerin ön plana çıkması olarak sıralar. Çözüm ve tedavi önerilerini de; Allah’ın rahmetine kuvvetli ümit beslemek, sosyal ve siyasi hayatta doğruluğu, muhabbeti ve nuranî bağları ihya etmek, bütün baskı unsurlarını meşveret-i meşrua ile ortadan kaldırılmak, hamiyet-i milliye ve İslamiyeyi ön plana çıkarmak olarak özetler.

Görüldüğü üzere Bediüzzaman uzaklaşılan, göz ardı edilen ve unutulmaya yüz tutan İslam hakikatlerini 1911 yılı şartlarına göre yeniden okumuş, üzerindeki tozları silerek gaflet yüzünden perişan duruma düşmüş İslam âlemine güncellemiş ve yeni bir formatla anlayacakları şekilde ifade edilmiştir. Ama ne yazık ki, bu ifadelerin yüz yıldır makes bulduğunu söylemek çok zor olsa gerektir.

Yüz yıl önce olduğu gibi zamanımızın ejderleri, Asya münafıkları ile birlikte her türlü vahşiliklerini İslam milletleri üzerinde denemeye devam etmektedirler. Öldürülen, sömürülen ve uyuşturulan Müslümanların uyanışı ve kurtuluşu elbette Bediüzzaman’ın güncellediği İslam hakikatlerinin ihyası ile olacaktır. Risale Akademi bu uyanışa katkıda bulunmak için bu çok önemli bir meseleyi gündeme getirmiştir. 21.yy’da bu hastalıklarımızın devasını nasıl bulabiliriz? Sorusunun cevabını aramıştır. Bu bakımdan “100. Yılında Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı” kitabı geniş bir müzakerenin sonucunda ortaya çıkmıştır.

Risale Akademi Kurucu üyesi Dr. İsmail Benek “Yüzyıl Sonra Hutbe-i Şamiye’yi Anlamak” başlıklı açış konuşmasında Hutbe-i Şamiye’yi nasıl anlamamız gerektiği konusunda güncelle bağlantı kurarak kavramsal ve ilkesel güzel bir çerçeve çiziyor.

Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez de açış konuşmasında; “İslam dünyasının içinde bulunduğu o zor durumu izah etmek için hariçte aradığı bir tek sebep var mı?” diye çok çarpıcı bir soru yöneltiyor ve cevabını da şöyle veriyor: “Hariçte aradığı bir tek sebep yok. Hepsi dâhili, hepsi içimizde yani diğerlerine baktığımızda, edebiyata baktığımızda
‘Ne yapalım? Onlar şöyle güçlü, onlar bizi şöyle sömürdüler, onlar şöyle bir emperyalist güce dönüştüler. Onlar şunu yaptı, bunu yaptı.’ Deniyor. Bizde aramaktansa hariçte aramak çok büyük bir kolaycılık. Bediüzzaman altı tane sebep sayıyor, altısı da bizim bizatihi bedenimizden, içimizden, dışarıda bir şey yok, hepsi içimizde, aksine bunlar sonra dışarıdan olanları lehimize dönüştürüyor.” Bu soru ve cevap hakikati ne kadar da güzel yansıtıyor değil mi? İnsan olarak hatayı hep başkalarında aramak en çok yaptığımız şeydir. Başkalarındaki kusurları görürüz ama çoğunlukla kendi burnumuzun önündekileri göremeyiz. Başkaları şöyledir, böyledir, bu bir gerçek ama biz nasılız? Dürüst değiliz, tembeliz, cahiliz, aciziz, fakiriz, düşmanımız çok. Sevmeyi, çalışmayı, maddi ve manevi değerlerimizi, hak ve hukuku bilmiyoruz. Sonra da bütün bunlar ağır bir fatura olarak karşımıza çıkıyor.

Kitapta birbirinden güzel 30 tebliğ var. Her birisi ayrı bir yaramıza parmak basıyor ve çözüm önerileri sunuyor. Müslümanların geri kalmalarının sebepleri, İslamî uygarlığın yeniden filizlenmesinin yolları, edebî, siyasî, psikolojik, sosyolojik ve eleştirel yaklaşımlar, Arap baharı, adavet, muhabbet, ümit, hürriyet, istibdat, hamiyet, küresel barış, nizam-ı alem, insanlığın uyanışı, medeniyet, şiddet, nuranî bağlar, İslam birliği, mehdilik, fecr-i sadık ve fecr-i kazip gibi konular enine boyuna tartışılıyor.

Bu tebliğlerden siyasilerimizin, idarecilerimizin, sosyologlarımızın, psikologlarımızın, tarihçilerimizin, ilahiyatçılarımızın kısacası toplumumuzun her kesiminin çıkaracağı hisseler var. 

İslam milletleri olarak bu sıkıntılı durumumuzdan kurtulmak ve geleceğimize yön vermek istiyorsak böyle çalışmaları göz önünde bulundurmamız gerekir.

Risale Akademi’nin bu çalışması Merak Yayınları tarafından 494 sayfa olarak basıldı.

Şüphesiz bu çalışma bir başlangıç, belki bir çekirdek hükmündedir.  Bu çekirdeği filizlendirmek, fidan ve ağaç haline getirerek büyütmek yine bilim adamlarımıza düşmektedir.

Bu kitabını, İslam birliği ve küresel barış katkı sağlamasını temennisiyle tüm ilgililerine takdim ediyorum.

Kitaba ulaşmak için buraya yıklayınız

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum