Hulusi'den Bediüzzaman'a: Mânevî arzuları, Zühre'nin tercümesine vesile oldu

Hulusi'den Bediüzzaman'a: Mânevî arzuları, Zühre'nin tercümesine vesile oldu

Zühre, Habbe, Katre ve Zeylinin Arabî bir nüshası bu fakire ihdâ buyurulmuş

A+A-

(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin BARLA LAHİKASI adlı eserinden bölümler.)

Hulûsi Beyin fıkrasıdır.

Zühre, Habbe, Katre ve Zeylinin Arabî bir nüshası bu fakire ihdâ buyurulmuş, birgün tercümesinin de yapılacağına işaret olunmuştu. Demek zamanı geldi ve benim gibi Arabî bilmeyen kardeşlerin mânevî arzuları, Zühre'nin tercümesine vesile oldu. Çok muhtasar olarak duygularımı arz edeceğim:

Birinci Nota: فَاعْلَمْ اَنَّهُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ 1 kelime-i tevhidiyle Mâbud-u Hakikîye bağlanmalı.

İkinci Nota:

اَللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ وَ لِلّٰهِ الْحَمْدُ 2

tekbir-i ekberiyle kibriya ve azamet sahibi ancak Allahü Zü'l-Celâl ve'l-Kemâl olduğunu...

Üçüncü Nota:

كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ 3

nass-ı azîmi ile, madem herşey helâk olacak; ey zaif insan, bundan senin, şemse nisbeten bir zerre bile olmayan hayatının da hissesi olduğunu anla, aklını başına topla, yaratılışındaki hikmeti düşün, haddini bil, ömür ve hayatını, sana saâdet-i ebediyeyi temin edecek şeylerle geçir, hakikatini...

Dördüncü Nota:

كُلُّ نَفْسٍ ذَۤائِقَةُ الْمَوْتِ 4

قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِۤى اَنْشَأَهَۤا اَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ 5

gibi âyetlerle müeyyed olduğu üzere ba'delmevt ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ اُخْرٰى فَاِذَاهُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ 6

âyetinin sırrı zahir olacak ceza ve hesap gününde, Mâlik-i Yevmiddîn'in huzurunda, mahlûkat ve mevcûdatın en kıymettarı olan insanın, aynen halk olunarak bulundurulacağını...

Beşinci Nota: Avrupa'nın sûrî medeniyetinin hakaik-i Kur'âniyeyle butlanını

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَۤاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ7

âyetinin bir muhavere şeklinde tedrisini...

Altıncı Nota:

اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ 8    كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً 9

gibi âyetlerle, hem iman tâcını giyen hizbullahın galebesini ve hem zahir insan suretinde halk olunan müşrikînin ve onların bir nev'i olan, herşeyi inkâr edenlerin, Kur'ân nazarındaki kıymetlerini...

Yedinci Nota:

وَلاَ تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا 10    اِنَّ اللهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَاْلاِحْسَانِ 11 وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى 12

gibi âyâtın mânâsını hatırlattığını...

Sekizinci Nota: Sonunda zikrolunan dört âyet-i celîlenin bir nevi tefsiri...

Dokuzuncu Nota: Bugünün Dokuzuncu Sözünün bir çekirdeği olduğunu...

Onuncu Nota: Mârifetullaha yol açacak, bid'aların kesreti zamanında Risale-i Nur ünvanını alacak ve en evvel ehl-i iman "Öldükten sonra dirilmek var, ceza ve hesap günü var, uyanın" hitabıyla mevki-i intişara konulacak olan Onuncu Söze mahfî işaret ettiğini...

On Birinci Nota: On Bir, On İki, On Üç, On Dördüncü Sözler gibi, Kur'ân'dan fazlaca bahs eden Nur risalelerini, bilhassa bunlar arasında parlak bir mevkii işgal eden Yirmi Beşinci Sözün geleceğine imâ edildiğini...

On İkinci Nota: Bütün Müslümanlara, muhtelif tarikatlarda sülûk ile kazanılacak neticeye, acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür tarikinde besmele olacak bir ders verdiğini...

On Üçüncü Nota: Yirmi Altıncı Sözü اِنْ اَجْرِىَ اِلاَّ عَلَى اللهِ 12 âyetlerini,

مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ 13 hadisini, Birinci Sözü, mecazî muhabbetteki mâkul dereceyi göstererek, taklitten tahkike geçmek lüzumunu...

On Dördüncü Nota: Çok mühim ve pek nurlu bir eser olan, Yirminci Tevhid Mektubunu...

On Beşinci Nota: Üç meselesiyle, Kur'ân'daki emir ve nehyin ne kadar yerinde olduklarını ve şeriat-ı Ahmediye desâtirinin, ne kadar mâkul ve mantıkî esaslara istinad ettiğini, ayân beyân göstermektedir. Çok kusurlu ve âciz talebeniz, aldığı feyizleri ancak metindeki yazıları tekrarla ifade edebilir. Hitabı azaltmak için, sözü itnâba düşürmemek daha mâkul düşüncesiyle, mâruzatımı kısa kesmeyi daha faideli görüyorum.

Hulûsi

1) "Bil ki Allah'tan başka ilâh yoktur." Muhammed Sûresi, 47:19.
2) Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah'tan başka ilâh yoktur O Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Ve hamd, ancak ona mahsustur.
3) "Onun zâtından başka herşey helâk olup gidicidir. Hüküm ve hükümranlık Onundur; siz de Ona döndürüleceksiniz." Kasas Sûresi, 28:88.
4) "Her nefis ölümü tadıcıdır." Ankebut Sûresi, 29:57.
5) "De ki: Onları (o kemikleri) ilk önce kim yaratmışsa tekrar O diriltecek. O herşeyin yaratılışını hakkıyla bilendir." Yâsin Sûresi, 36:79.
6) "Sonra bir daha sûra üflenir. Ve onlar kabirlerinden kalkar." Zümer Sûresi, 39:68.
7) "Biz Kur'ân'dan mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şeyleri (gerçekleri) indiriyoruz." İsrâ Sûresi, 17:82.
8) "Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir." Tevbe Sûresi, 9:28.
9) "Nice az sayıdaki topluluklar, nice çok sayıdaki topluluklara Allah'ın izniyle galip gelmişlerdir." Bakara Sûresi, 2:249.
10) "Dünyadan da nasibini unutma." Kasas Sûresi, 28:77.
11) "Allah adaleti, iyilik yapmayı ve iyi kullukta bulunmayı emreder." Nahl Sûresi, 16:90.
12) "Birbirinizle iyilik ve takvâda yardımlaşın." Mâide Sûresi, 5:2.
13) "Benim mükâfâtımı ancak Allah verir." Yûnus Sûresi, 10:72; Hûd Sûresi, 11:29; Sebe' Sûresi, 34:42.
14) "Kim nefsini (kendini) tanırsa; O Rabbini tanımış olur." Suyûtî, el-Hâvî li'l-Fetâvâ, 2:451.