Her darbenin kendine göre şartları oluşturma süreci var
Türkiye'nin darbe tarihini yakın plana alınca şöyle bir gerçek ortaya çıkıyor: Her darbenin kendine göre, 'şartları olgunlaştırma' süreci var.
Ali Akkuş'un haberi;
Darbeye teşebbüs eden cunta, bir önceki darbeyi çok iyi analiz ederek işe başlıyor. Siviller darbeden yeteri kadar ders çıkarmasa da, cunta darbeyi ders kitabı yapıyor. Kenan Evren ve cuntası 12 Eylül'de, Bayrak planını tank ve toplarla kanlı şekilde uygularken, Çevik Bir'ler medya ve sivil toplumla süreç içinde postmodern darbeyi geliştiriyor. General Çetin Doğan, 2003 yılında Balyoz planı için Evren'i model alırken, İnternet Andıcı sanıkları, Çevik Bir yönteminin modifiye edilmiş haliyle karşımıza çıkıyor.
Kenan Evren'e savcı, "Neden darbe yaptınız?" diye sorunca özetle şu cevabı alıyor: "80 öncesi Türkiye'nin ne halde olduğunu anlatmaya gerek yok. Bunu herkes biliyor. Anarşi artmış, failler bulunamıyor. Ülkenin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle TSK İç Hizmetler Kanunu'nun 35. maddesine dayanarak yönetime el koyduk." İddianamede, anarşinin planlı olduğu, şahitlerin anlatımıyla ortaya konulmuş. Vatan-millet diyerek birbirini öldüren, dönemin idealist gençlerinin müşteki olduğu bir dava var karşımızda.
Balyoz davasının Silivri'de yapılan duruşmalarında da Evren'e benzer savunmalar söz konusu. Savunma avukatları tıpkı Evren'in avukatı gibi, "Meseleyi bugünün şartları ile değil, 2002-2003 şartları ile değerlendirmek lazım." diyor. Balyoz'un konuşulduğu ses kayıtlarında "12 Eylül'de yüzbaşılar kimi sivilleri gözaltına alamadılar." diyerek dikkatli olunmasını isteyen Çetin Doğan'ı da irticai şartların zorladığını (!) görüyoruz. Gözaltına alınacakların statlarda toplanmasından tutun, tasfiye edileceklerin listelenmesine kadar her şey, bir önceki darbenin kopyası gibi adeta.
Çevik Bir, 28 Şubat'ta yargıya brifing vererek ve bizzat bazı gazetelerin yazı işleri toplantısına katılarak yaptı darbeyi. İnternet andıcı olarak gündeme gelen planda ise şartları oluşturma konusunda epey güncelleme yapıldığı görülüyor. Albay Dursun Çiçek'in ifadesiyle 'dost medya' ile yetinilmiyor mesela. Özel siteler kurulup, yalan haberlerle kamuoyu yönlendiriliyor. Yunan ve Ermeni düşmanlığı üzerine kotarılmış haberlerde 'misyoner avcılığı' yapılıyor. Ergenekon sanığı eski emniyetçi Hanefi Avcı'nın söylemiyle 'oda sıcaklaşıyor' ve Hrant Dink başta olmak üzere Malatya ve Trabzon'da cinayetler işleniyor. Ama bu cinayetlerin, söylendiği gibi odanın sıcaklaşmasıyla gerçekleşmediği, 12 Eyül'de olduğu gibi planlandığı ortaya çıkıyor.
Yargıçları yönlendirme konusunda ise daha fazla çaba var. Örneğin İlker Başbuğ, bizzat Anayasa Mahkemesi'nin başkan vekili ile Genelkurmay'da AK Parti'yi kapatma davası öncesi gizlice görüşüyor. Yine Andıç davasında gündeme gelen belgelerde Başbuğ'un, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Meclis'teki oylama öncesinde Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar üzerinde özel çalışma yaptığı ortaya çıkıyor. Büyükanıt, 27 Nisan e-muhtırasını yazarken Başbuğ boş durmamış yani. Gerçekleşmiş veya plan aşamasında kalmış tüm darbelerde, TSK İç Hizmetler Kanunu 35. maddesi gerekçe gösteriliyor. Bunu en iyi bilen isim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Çünkü İlker Başbuğ da 2004 yılında, Başbakan'ı bu madde ile komutanların huzurunda tehdit edebiliyor.
Zaman
