Habibi Nacar YILMAZ

Habibi Nacar YILMAZ

İçi Dışa Çevrilse

Haberleri pek takip etmeyiz, işin arkasına düşmeyiz yani. Dünyanın yarısının desteğiyle, yarısının da sessiz kalması ile kuvvet bulan bir eşkıya devletinin; bitkilerin bile hayatını bitiren tahribatına şahit olduktan sonra, değil haberleri izlemek, yiyip içtiklerimizden bile lezzet alamaz olduk. Sûreta medenî, içi vahşet dolu düşmanların oyunları karşısında, üstadın "Başlarını yesin, bu ehl-i dünyanın dünyasını düşünmek, bana zehir oluyor." cümlesiyle işaret ettiği mana alemimizde kuvvet buluyor. Fakat bazı haberler, gündemi uzun süre meşgul edince; ister istemez kulak kabartmak zorunda kalıyoruz.

Nerede olduğunu bilmediğim bir adada, yine hangi ülkenin insanı olduğunu bilmediğim bir zengin iş insanı, âlemler düzenlemiş. Irkı ve dini hiç önemli değil, insanlıktan asgari nasipli olan birinin bile uğramaması gereken bu adaya, anlı şanlı, güya medenî insanlar bile uğramış; âlemlerine katılmış. Ne halt çevirdikleri de kayıtlara alınmış ve şimdi de bu âlemlerin pis kokuları etrafa saçılıyor.

Aynı haltların, belki biraz değişik şekillerde bizim ülkemizde de bazı ünlüler tarafından işlendiği şimdilerde ortaya çıktı. Güya, uzak geçmişlerinde az da olsa dindarlık da olan bazıları da bu tip gayr-i ahlâkî durumların içine düşmüş veya aracılık etmiş. Ama iş uzadıkça anlaşılıyor ki bunların kahır ekseriyetinin hayatlarında dinî bir duruş olmadığı anlaşılıyor. Hatta çoğunun kendi hususî paylaşımlarında laiklik, ilkeler, çağdaşlık gibi paylaşımlar fazlaca. Görünüşte abartılı ve ekran parıltılı bu gürûhun bazıları, ne yazık ki çoğu gençlerimizin özendiği tipler. Bu tip hayatı özendiren meşhur bir kişinin bir toplantıda "İnadına dekolte, inadına mini etek."; diğer bir mukaddesat düşmanının da "İnadına, kızlı erkekli" diyerek bu sonu ateş olan hayat tarzına odun taşıdığını da biliyoruz.

Bu haberler, bu fakire Sözlerdeki "Şu medenilerin çoğu eğer içi dışına çevrilse; görürsün, başta maymun ile tilki, yılanla ayı, hınzır; sireti olur sûret. Sûret medenî, görünüşte eksiklik yok. Hatta fazlalıklar çok. Fakat sûret, yani iç âlemi, ahlâkı, yaşayışı, maneviyât cihetleri ile her türlü menfi sıfatı hak ediyor.

Yine Sünûhat'ta "Hayra olduğu gibi, şerre dahi insanın kabiliyeti nâmütenahi gibidir. Hodgamlık ile, öyle insan olur ki heves ve ihtirasına mani her şeyi, hatta elinden gelse dünyayı harap ve nev'i beşeri mahvetmek ister." Dünya savaşlarında, hâlen devam eden anlamsız çatışmalarda nev'i beşeri mahvetmediler mi? Ne uğruna peki? İçinde beka olmayan her şey, bir hiçtir; hiçten ibarettir. Neticede bir hiç uğruna. Yani oturup konuşmayı bile beceremedi dünya ehli. Nihayetsiz, yani had konulmamış kabiliyetler; hodgâmlık, hırs, gadr gibi şedit hissiyatlar ile yönlendirilince, öyle "ekber-ül kebâiri icat etti ki" daha beşer ona isim bulamamış.

İslam'ı araştıran ve ehl-i kitaptan olan bir hanımefendi, Nisa Suresinin cehennemle ilgili 56.Âyetinde geçen "Derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz." kısmını bir türlü anlayamadığını ifade ediyormuş. Ama son Gazze katliamına şahit olunca, bu sefer, âyetin derin anlamına kanaat getiriyor." Bu, bir vahşettir; cezası da ancak böyle bir karşılık olabilir." cümlesiyle de bunu ifade ediyor.

Gerçekten, Âdem aleyhisselam'dan gelen beşer silsilesinin hidayet ve dalâlet kollarının temelinde ene var. Yani hayır ve şer, enenin iki cihetinin açılımını temsil ediyor. Bir de enenin, yine Sünûhat'ta geçen "Hodgamlık (kendini düşünen), hodbinlik (sadece kendine hak tanıyan), hodendişlik (sadece kendinden endişe eden) gurur ve inat gibi eşkal-i habiseleri var." Bunlar eneye inzimam edip birlikte olunca, isim dahi bulamadığımız şerlere sebebiyet verebilmekte, müthiş bir sıtmaya beşeri tutuşturmaktadır. Maalesef bu şerlere de bu asrın maddecilik ve materyalizmi netice veren pozivitizm gibi kanallarından beslenen sûrete medenî zihniyeti ön ayak olmakta ya da bir vasıta ile organize etmektedir. Arif bir kardeşimizin tabiriyle ebed âleminin sürprizleri bizi beklemekte, başka bir yönüyle de gözlemektedir.

Bir önemli nokta da bizim ülkemizdeki sûreta medenilerin neredeyse hepsi, Batı medeniyetinin işe yaramayan, insanın maneviyatının ölmesini netice veren kısmına talip olmuşlar hep. Maddî terakkiyi netice veren kısmını es geçmişler ya da işlerine gelmemiş onu takip etmek. Buna biraz da kurnaz ve uyanık Batılıların "Maddî terakki etmek istemeyin, bunlar pahalı şeyler; biz size bunları temin ederiz, ter dökme sizin neyinize." şeklindeki telkinleri de yardımcı olmuş.

Bu körü körüne taklitçiler, yıllarca medenilik adı ve görünümüyle bu ülke insanın ensesinde boza da pişirmişler bir dönem. Valilik toplantılarını takip etmiştim bir müddet. Toplantı eğer yemekli ise, mutlaka müskiratlı olurdu. Hatta müskirat almak medenilik; aksi ise, gayr-i medenilikti. Basit bir memurun hanımının, eşinin terfi almasını kolaylaştırmak için, günlerce saç yaptırma yarışında olması da güya medenilik adınaydı. Aynı dönem, askerî lojmanda güya medenilik dışı uygulama görmek istemeyen komutanın görmemesi için, bir arkadaşımızın kanserli hanımı tedaviye ancak arabanın bagajında taşınabiliyordu.

Üniversitelerde, sûreta medenilerin imza attıkları rezaletleri, şimdi onların çocukları dahi seyretmekten imtina edip edip utanıyorlar.1987'de Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde okuyan bir örtülü kızımız, bizzat rektör Kemal Gürüz tarafından kovalanmıştı. Ardından hızlıca koşarak numarasını alıp işlem başlatmıştı. Ne adına peki?

Evet dostlar, ülkenin maddî ve manevî ilerlemesine bir zırnık katkısı olmayan maddeci ve taklitçi, sûreta medeni zihniyet, bir yüzyılda gençlerimizi bir teknofestle dahi buluşturamadı. Ama okullarda mescit var mı yok mu teftişini çok iyi yaptılar. Yıllar içinde ekilen tohumlar da böyle kokain partilerinde dolaşan içi dışı farklı nesilleri netice verdi.

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum