Yahya KAYGUSUZ

Yahya KAYGUSUZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Farklı bakış

A+A-

Yolu taş ocağından geçen biri taş ocağı işçilerine yaklaşıp bir süre yaptıkları işi seyre koyulur. Biraz sonra bir işçiye yaklaşıp:
-“ Ne yapıyorsunuz?” diye sorar. İşçi:
- “Ne mi yapıyorum? Ne yapacağız, Allahın belası şu taşları başımıza bela olmuş, Allahın belası midemizi doyurmak için bütün bir gün böyle çalışıyoruz işte.”

Adam ikinci işçinin yanına yaklaşır ve birinci işçiye sorduğu sorunun aynısını ona da sorar:
- “Ne yapıyorsun?” Adam döner ve:
- “ Ne yapacağız kardeş. Evlad-ı iyal için bütün gün başkalarının hizmetçiliğini yapıyoruz. Ama yine de memnun değilim desem yalan olur tabiî ki, çoluk çocuğumun ekmek kapısı ne de olsa” der.

Üçüncü işçinin yanına yaklaşır ve ilk iki işçiye sorduğu sorunun aynısını ona da sorar:
- “Ne yapıyorsun?”
- “Ne mi yapıyorum? Öyle kutsal bir işte çalışıyorum ki sorma gitsin.”
- “Nasıl yani, kutsal bir işte çalışıyorum, anlamadım?”
- “Anlamayacak ne var bunda. Burada işlediğimiz taşlarla mabet inşa ediliyor. Mabet ne demek? İçerisinde ibadet edilen yer demek. Biz hem ekmek paramızı kazanıyoruz hem de oraya ortak oluyoruz, daha güzeli olur mu bundan?”

Adam üç hizmetçisini çağırmış yanına bir gün ve ceplerine bir süre İstanbul’u gezip dolaşacak kadar para koymuş. Adamlar ayrı ayrı bir süre İstanbul’u gezmişler ve dönmüşler. Ağa çağırmış teker teker adamlarını ve sormuş birincisine:
- “İstanbul nasıldı?”
- “Ağam” demiş adam “Bu kadar rezil bir memleket görmedim. Her taraf meyhane, her tarafta pislik, her tarafta rezilliğin bini bir para…” 

İkinci adamını almış ağa ve ona sormuş:
- “Nasıldı İstanbul?”
- “Ağam sormayın gitsin. İstanbul’un içine girer girmez kendimi bir tarih sahnesindeymişim, bir tarih koridorundaymışım gibi hissettim. Her taraf tarih, her taraf mazi kokuyor. El âlem dünyanın bir ucundan orayı görmek için akın ediyor” demiş.

Adam bu sefer üçüncü adamını almış ve ona da aynısını sormuş:
- “Nasıldı İstanbul?”
-“ Ağam hiç sormayın” demiş “ O kadar mı dindar bir memleket olurmuş şaştım kaldım. Kimse başka yere gitmiyor, herkes camide sanki. Hangi camiye gittiysem lebaleb doluydu” demiş.

Ağa bu sefer üçünü birlikte almış yanına ve onlara: “Siz aslında İstanbul’da kendinizi gördünüz” demiş.
 
Kâinat büyük bir insan, insanlık muazzam bir âlem, insan ferda fert başlı başına bir âlem. Müşahede olunanlar insanın bakış açısından süzülüp kalp denilen havuzda toplanan ve bu havuzdan beyne ve diğer duy(g)ulara pompalanan şeylerden başkası değil aslında.
  
Fenler geliştikçe hakikatin insanların nazarlarına daha çok yaklaşması bir vakıa ise, görünen şeylerin insanların iç âlemine tesir ettiği kadar insanın iç âleminin, gördüklerini şekillendirmesi de farklı bir hakikattir.
  
Yukarıdaki iki örnek aslında anlatmak istediğimizi en güzel şekilde ortaya koyuyor.

Maksim Gorkiy’e sorarsanız, “insan denen mahlûkat (herhangi bir akşam herhangi bir fabrikada işini bitirip de dışarı çıkanlar) fabrikanın taş karnından dışarı fırlayan kusmuklar” olurken, Marx; “insanı, sınıfsal ve ekonomik çıkar çarklarının altında ezilen âdemler” olarak görür. Ona göre insan tek başına hiçbir şeye muktedir olmayan bir mahlûktur. Özü gereği başka insanlarla karşılıklı ilişki içinde bulunan bir sürü hayvanı ya da sosyal varlıktır.   
    
David Pesci’ye sorarsanız “insan denen meçhul umman, bütün bir insanlık tarihi boyunca Amistadvari bir dünya sefinesinde özgürlük savaşçılığını kendine şiar edinen varlıktır.”

Darwin ve Engels’e sorarsanız “insan denilen hayvan kılıklı varlık diğer umum varlıklar ile giriştiği büyüme, semirme, tekamul etme ve en nihaye insan olma yolunda iyi bir mücadeleci ruh ve üste çıkmak için her türlü oyunları becerebilen varlıktır.”
    
Düşünen veya pozitif enerji yüklü biri ise (Siz buna mü’min insan veya mü’minin  taktığı iman gözlüğü de diyebilirsiniz) insanı, kâinatın dönen nurlu çarkları içerisindeki çarklardan bir çark ve içerisinde yaşadıkları dünyayı da omuzlarına bindirilmiş ulvi bir görevi ifa için tezkeresini doldurmaya çalışan bir varlık,
Kainatın bütün esrarını içerisinde barındıran sırlardan bir büyük sır,
Alem-i şahadet ve gaybın fihristinin mücessem hali,
Kainatı içine alan kainatın içindeki alemi asgarı… şeklindeki bir varlık olarak görecektir büyük ihtimal.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum