Ey Rabbimiz! Ömrümüzü meyve veren bir ağaç gibi faydalı kıl
29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar
Bismillahirrahmannirrahim
Ey gökleri ve yeri hakikatin nuruyla aydınlatan Yâ Nûr! Ey her işi sonsuz hikmetle takdir eden Yâ Hakîm! Ey kâinatı kusursuz bir tedbirle idare eden Yâ Müdebbir! Ey her varlığı ayakta tutan Yâ Kayyûm! Ey en ince lütuflarla mahlûkatını yöneten Yâ Latîf! Ey bütün sesleri işiten Yâ Semî'!
Ey Rabbimiz! Bizleri, kâinatın sessiz görünen hareketlerinde bile Senin emir ve hikmetini okuyabilen kullarından eyle. Rüzgârın esişi bize rahmetini, dalların salınışı ubûdiyetini, yaprakların hışırtısı zikrini, kuşların nağmeleri ise hamdini hatırlatsın.
Bize öyle bir kalp ihsan eyle ki, her hareketi vazifeyle; her vazifeyi hikmetle; her hikmeti Senin rızana ulaştıran bir yol olarak kavrasın. Ömrümüzü de meyve veren bir ağaç gibi faydalı, gölge veren bir dal gibi merhametli ve Senin emirlerine boyun eğen bir kul gibi ihlâslı kıl.
Allah'ım! Hareketlerimizi itaat, sükûnumuzu huzur, sözlerimizi hikmet ve amellerimizi yalnız Senin rızan kıl. Ağaçları ve dalları vazifeleri üzerinde ayakta tuttuğun gibi, bizi de kulluk vazifemizde sebat eden kullarından eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
تَتَمَوَّجُ الْأَغْصَانُ بِسِرِّ وَظَائِفِهَا، خُصُوصًا فِي نَقْلِ الْأَصْوَاتِ مِنْ تَصْرِيفِكَ، تُوَظِّفُكَ.
"Dallar, kendilerine yüklenen vazifelerin sırrıyla dalgalanır; özellikle seslerin taşınmasındaki İlâhî tasarrufunla hareket eder ve bütün vazifeleriyle Seni hizmet sahibi Rab olarak tanıtır."
تتموج"Dalgalanır, salınır."
Bu kelime yalnız fizikî hareketi anlatmaz.Risale-i Nur nazarında bu hareket; hayatın, vazifenin, ubûdiyetin, görünür hâlidir.
بسر وظائفها" Vazifelerinin sırrıyla."
Hiçbir dal gelişigüzel hareket etmez. Her hareket, bir vazifenin parçasıdır.
تصريفك "Senin tasarrufun, yönlendirmen."Kur'ân'da geçen تصريف الرياح (rüzgârların sevk edilmesi) hakikatini hatırlatır.
Yani rüzgâr da, dal da, ses de,
aynı Rubûbiyet idaresi altındadır.
توظفك "Seni vazife sahibi Rab olarak tanıtır." Buradaki mana,
Allah'ın kullarına muhtaç olduğu değildir. Bilakis, bütün vazifelerin gerçek düzenleyicisinin Allah olduğunu ilan etmektir.
"Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O'dur." (A'râf, 57)
Rüzgâr yalnız meteorolojik bir olay değil, rahmet taşıyan İlâhî bir memurdur.
"Rüzgârların çevrilip yönlendirilmesinde akıl sahipleri için deliller vardır." (Bakara, 164)
Buradaki تصريف kavramı,
metindeki تصريفك kelimesiyle doğrudan örtüşmektedir.
Bu cümle Risale-i Nur’da geçen şu metinlerle birlikte okunmalıdır:
Yirmi Dördüncü Mektup:"Her bir şey, lisan-ı hâliyle Sâni'ini zikreder ve tesbih eder."
Dalların hareketi de bu "lisan-ı hâl" tesbihinin bir örneğidir.
Otuz İkinci Söz - İkinci Mevkıf:
"Her bir mevcud, vazifesi cihetiyle Esmâ-i İlâhiyeye bir aynadır." Burada geçen وظائفها ifadesi, bu hakikati açıklar. Vazife, Esmâ'nın aynasıdır.
Âyetü'l-Kübrâ; "Her biri vazife başında birer muntazam memur gibi hareket ediyor." Bu ifade, dalların rüzgârla salınışını yalnız fizikî hareket değil, vazife şuuru içinde bir ubûdiyet olarak okumamıza imkân verir.
Onuncu Söz: "Hiçbir şey başıboş değildir." Dalların hareketi de, başıboş değil; hikmetle sevk edilen bir vazifedir.
Mana-i harfle tefekkür eden bir insana şu dersi verir: Rüzgâr estiğinde sallanan bir dala artık sadece fizik kanunları açısından bakmaz. Mümin nazarında o dal şöyle der: "Ben tesadüfen sallanmıyorum. Bana verilen vazifeyi yerine getiriyorum." Bu bakış, hareketi ibadete, tabiatı mescide, rüzgârı rahmet elçisine dönüştürür. Dalların salınışı, seslerin taşınışı ve rüzgârın esişi, birlikte işleyen ilâhî bir düzenin parçalarıdır. İnsanı, sadece varlıklara değil; varlıkların vazifelerine de dikkat etmeye çağırmaktır. Böylece eşyanın "niçin var olduğu" kadar "nasıl hizmet ettiği" de okunur.
Hazırlayan: Nuran Şahin

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.