Ey ehl-i kitab! Niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?

Ey ehl-i kitab! Niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?

Ayet meali

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Âl-i İmrân Suresi 98-101. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:

98 . De ki: “Ey ehl-i kitab! Niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?” Hâlbuki Allah, yapmakta olduklarınıza hakkıyla şâhiddir.

99 . De ki: “Ey ehl-i kitab! (Hakka) şâhid kimseler olduğunuz hâlde, niçin ona bir eğrilik arayarak, îmân eden kimseyi Allah yolundan men‘ ediyorsunuz?” Hâlbuki Allah,yapmakta olduklarınızdan gāfil değildir.

100 . Ey îmân edenler! Eğer kendilerine kitab verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, (Allah’a olan) îmânınızdan sonra sizi, kâfirler olarak (küfre) geri döndürürler. (1)

101 . Ve siz, Allah’ın âyetleri kendinize okunurken, hem içinizde peygamberi varken, nasıl inkâr edersiniz? (2) Artık kim Allah’a (O’nun dînine) sımsıkı tutunursa, böylece muhakkak dosdoğru bir yola hidâyet edilmiştir.

1- “Ey bu vatan gençleri! Frenklerin (Avrupalıların) taklîdine çalışmayınız! Âyâ (acabâ), Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetlerinden (düşmanlıklarından) sonra, sizler hangi akıl ile onların sefâhet ve bâtıl efkârlarına ittibâ‘ ediyorsunuz (günahlarına ve bâtıl fikirlerine uyuyorsunuz) ve onlara emniyet ediyorsunuz? Yok, yok! Onları sefîhâne (akılsızca) taklîd edenler, onlara ittibâ‘ değil, belki şuûrsuz olarak onların safına iltihâk edip (katılıp), hem kendi kendinizi hem kardeşlerinizi i‘dâm ediyorsunuz. Âgâh olunuz (biliniz ki), sizler böyle ahlâksızca ittibâ‘ ettikçe (onlara uydukça), hamiyet (millet için fedâkârlık yapmak) da‘vâsında yalancılık ediyorsunuz!” (Lem‘alar, 17. Lem‘a, 125)

2- “Şimdi, şu Zâtın delâil-i sıdkı ve berâhîn-i nübüvveti (doğruluğunun ve peygamberliğinin delilleri) yalnız mu‘cizâtına münhasır (mu‘cizeleriyle sınırlı) değildir. Belki ehl-i dikkat için, hemen umum harekâtı ve ef‘âli, ahvâl ve akvâli (fiilleri, hâlleri ve sözleri), ahlâk ve etvârı (tavırları), sîret (ahlâk) ve sûreti (görünüşü), sıdkını ve ciddiyetini isbât eder. Hattâ meşhur ulemâ-i Benî İsrâiliyeden (yahudi âlimlerinden) Abdullah İbn-i Selâm (ra) gibi pek çok zâtlar, yalnız o Zât-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sîmâsını görmekle: ‘Şu sîmâda yalan yok, şu yüzde hîle olamaz!’ diyerek îmâna gelmişler.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 3)