Erdem AKÇA
İhlas Risalesi Okuma Notları-7
İKİNCİ DÜSTURUNUZ: Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik etmemektir. Çünki nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkid etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez.. belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder; yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır. Hem nasılki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârane uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkid edip sa’ye şevkini kırıp atalete uğratmaz.
* 2. Düstur: İlk düstur, iç disiplinleri anlattı. Önce Onun adına iş yapmakla kendin hakkında Onun rızasını kazan (1. Adım); sonra kendini Onun katında kabul edilmişlerden kılmaya çalış (2. Adım)! Sonra Onun razı olduğu ve istediği şeylerden razı olmayı ve istemeyi öğren (3. Adım)! Sonra Onun hikmetine ve kazasına teslim ol! Hikmet, ilim, şuur, kasd, ihtiyar ve iradeden meydana gelir. Onun her yaptığı iş, ihtiyar vasfına dayanır. İhtiyar ise, en hayırlı ve en seçkin olanı tercihtir. Onun hikmetine itimad etmeyi öğren (4. Adım)! Sonra da Onun için yaptığın bu işten netice bekleme! Ne maddi beklentiye gir, nefsaniyetin ortaya çıksın; ne manevi beklentiye gir enâniyetin ortaya çıksın! Çünkü Allah “Hizmet et! Senden tebliğ yapmanı istiyorum!” dedi. “İnsanlara hidayet ver” demedi. “Çünkü hidayet, Onun elinde!” Kendi elinde olan bir şeyi Allah kuluna yüklemez. Demek insanların hidayetini beklemek, hidayeti kendi elinde görmekten kaynaklanıyor. Yani ilahlık iddiası... (5. Adım) İkinci düstur ise, cemaat içindekilerin ilişkilerini düzenleyecek. Nasıl kişinin gayb (rıza ile) ve şehadette (kabul ile) ihlaslı oluşunu engelleyen 2 engel vardı. Cemaat içinde de ihlası yaşamasını engelleyen 2 şey var: Tenkid ve faziletfurûşluk…
* Eskiden paralar, yalnızca metaldendi. Gerçek paralar, “altın” madeninden yapılırdı. Sahteler ise, “bakır” madeninden… Çünkü altın ve bakır, hemen hemen aynı renk… Fakat işin ehli, farklarını anlarmış. Bir paranın altın mı bakır mı olduğunu anlayana “nâkid” veya “nakkad” denilirmiş. Yaptığı teste ise, tenkid denilirdi. Yani tenkid, bir şeye “Sen bakırsın” diye bakmaktır. Hakiki ilim, altın gibidir. Böyle ilim, muhatabı akrebiyete erdirir. Bu ilim muhatabın ruhunu açar; ona, Hakikat Güneşi’ni gösterir. Mâlûmât ise, bakır gibidir. Mâlûmât, dıştan parlak ve güzel, ama özde ruhsuz ve tesirsizdir. Bütün bildikleri, kabuk işi olan ve mâlûmât çıkan, gayb âlemine eli boş giren kişiye, “müflis” denilir. Yani bütün sermayesi bakır çıkan kişi veyahut bütün bildiklerini bakırlaştıran adam…[1] İşte dava kardeşlerini tenkid etmek, enâniyetten kaynaklanır. “Ben, altınım; sen, bakırsın” demedir. 4 tane 1’i 1111 yapmak ittihad ile olur. Üstad der: “İttihad ise, cehl ile olmaz.”[2] Yani altın gibi ilimle, hakikat ile ittihad olur. Birbirlerini bakır görenler kaynaşamazlar, birleşemezler.
* Enâniyetin 2 oyunu ve eneyle 2 aşamalı savaş:
a) Tenkid… Bu “Yalnızca ben altınım, bende başkası bakır” demektir. Bunu aşan kişinin enâniyetle savaşında 2. aşama ortaya çıkar:
b) Faziletfuruşluk… Bu da “Başkaları da altın ama yalnızca ben 24 ayarım” demektir.
* Tenkid, kusur görmeye dayanır. Kusur gören kişide, bir de rekabet hissi varsa, tenkid eder. Dili bir yılan gibi olur; kelimelerle kardeşlerini ısırır, zehirler. Kusur görmek, kusur araştırmaya dayanır. Buna, “tecessüs” denilir. Yani menfi görünen bir durumda casusluk yapma… Bu ise, haramdır. Tecessüsün kökü ise, su-i zanna dayanır.[3] Su-i zan eden, menfi bakar. Menfi bakan, kusur görür. Kusur gören, tenkid eder. Tenkid eden, muhatabın manevi gücünü kırar; şevkini söndürür, hizmetini baltalar. Üstad şöyle der: “Saik-i tenkid, aşk-ı hakikat olmalı! Sahabe ve Tâbiîn devrindeki gibi…”[4] Sonra bakmış muasır tenkidçilerde aşk-ı Hakikat değil aşk-ı ene hükmediyor, şöyle fetva veriyor: “Tenkid, eğer Hakikat namına olsa, Hakikati rendeler. Eğer nefs namına olsa Hakikati tahrip eder parçalar… Samimi, sıcak kalplerden çıkan sohbetler tenkid edilmemeli…”[5] Bu hizmette tenkid, haramdır. Bununla mücadelenin yolu, “takdir” dir. Kim Hakk namına ne kadar yapmışsa, kim ne kadar biliyorsa o kadarını takdirdir. Takdir, takdiri doğurur. Bu da, muhabbeti netice verir. O da, kaynaşmayı ve birleşmeyi sağlar. Tenkid, “Neden daha iyisini yapmadın veya bilmedin” demedir. Bu da, var olanı yok saymak ve yok etmektir. O da verilen emeğe, ortaya çıkan hakka hürmetsizliktir. Bu da, nankörlüktür.
* Faziletfurûşluk hastalığı da, “Sen tepesin, ben dağım” demek gibidir. Oysa maneviyatta görünmek değil görünmemek esastır. Buzdan bir tepe de görünür, dağ da görünür. Ne kadar büyüse o kadar görünür. Böyle görünme, azamet ile olur. Azamet arttıkça zuhur olur. Buz, etrafındaki suyu dondurmakla büyür. Enâniyet de, almakla büyür. Enâniyet, buzdağıdır. Oysa maneviyat ve fazilet âleminde almakla değil vermekle büyünür. Değil buz olmakla görünmek, eriyip su olmadan fazilet dünyasına girilmez. Buna, mahviyet (silinme) denilir. Buz olanda fazilet değil ancak rezilet olur. Fazilet dünyasında ilk adım buharlaşıp havaya çıkmakla daha bir görünmez olmaktır. (Sabır seviyesi) Çünkü su görünür. En azından ona dokunulur. Ama hava öyle değil. İkinci aşama su buharının nâr-ı aşk ile yanarak nura dönmesidir. (Aşk seviyesi) Son aşamada Hakikat Güneşine yükselip tamamen kaybolmak asıl hedeftir. (Şevk seviyesi) Fazilette 3 aşama: Buharlaşma, yanma (tam soyutlanma) ve teali (yücelme)… Bunlar manevi âlemdeki yükselişin yollarıdır. Reşha mesleğidir. Manevi âlemde büyüme ulviyetle olur. Ulviyette ilerleyen “derecât-ı ulâ” ya (yüce derecelere) erer. Hadis var: “Ufukta akşam vakti yıldızlar tulu ettiği vakit ufka bakan kişi semada o yıldızları gördüğü gibi derecât-ı ulâ ehlinin tahtları da öyle uzaktan görünür. Ebu Bekir ve Ömer, derecât-ı ula ehlindendir.”[6]
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.