Cezayir’den sert ‘Arap Baharı’ mesajı
Cezayir ordusu, önceki gün gerçekleştirdiği kanlı rehine baskını ile hem dünyada hem kendi kamuoyunda ‘Arap Baharı’ bekleyenlere çok sert bir mesaj verdi.
Cumali Önal'ın haberi:
Haberleşme Bakanı Muhammed Said, “Dün söylediğimiz gibi bugün de yarın da teröristlerle görüşmeyeceğiz, şantajlarına boyun eğmeyeceğiz ve onlara mühlet vermeyecegiz.” dedi. Cezayir yönetimi, yıllardır demokrasi yanlısı gösterileri ve talepleri ‘İslamcı ya da terörist’ faaliyet olarak adlandırarak baskı altında tutuyor. Yönetimin, rehine krizini bahane ederek kanlı yeni operasyonlar düzenlemesinden endişe ediliyor.
1991 yılında gerçekleştirilen ve İslami Selamet Cephesi'nin büyük zaferiyle sonuçlanan ülke tarihinin ilk demokratik seçimlerinin ordu tarafından iptaliyle ülke 200 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan kanlı bir döneme girmişti. Her ne kadar Abdulaziz Buteflika'nın cumhurbaşkanlığı döneminde toplumsal barışı sağlama adına bazı adımlar atılsa da, perde arkasından ülkeyi yöneten ordu demokrasi adına en küçük adımlara dahi müsamaha göstermedi.
Tunus'ta 2010 yılı sonunda Arap Baharı'nın ilk kıvılcımları çakıldığında en büyük destek Cezayir halkından geldi. Kendini yakan Tunuslu Muhammed Buazizi gibi en az 7 Cezayirli benzer bir eyleme giderek dünyaya seslerini duyurmaya çalıştı. Tüm dünya Tunus'tan sonra sıranın Cezayir'e geleceğini beklerken, Cezayir yönetimi doğalgaz ve petrolden elde ettiği gelirleri sübvansiyonlar adı altında halka dağıtmaya, maaşları yükseltmeye başladı. Ancak gelir adaletsizliği, kaynaklara bir avuç asker ve elitin hükmetmesi, yolsuzluklar, rüşvet ve bunların sonucu olarak artan radikalizmin patlama noktasına getirdiği Cezayir'in bölgeyi kasıp kavuran bahar rüzgarlarına ne kadar direneceği merak ediliyor. Cezayir yönetiminin bu olayı bahane ederek ülkede kanlı yeni operasyonlar düzenlemesinden korkuluyor. Ellerinde Batılı rehineler bulunan teröristleri dahi imha etmekten çekinmeyen Cezayir güvenlik güçlerinin, sadece Cezayirlilerden oluşan bir gruba müdahalesinin daha sert, kanlı ve acımasız olacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Hele hele bu gruplar “İslamcı” ise Batı kamuoyundan da hiçbir tepki gelmez.
Zaman
