Bosna'dan Fransa'ya tepki!
Bosna-Hersek Reis-ul Uleması Fransa'nın ''Ermeni'' kararına ve Sırp lider Milorad Dodik'in de bu yönde bir yasa tasarısı hazırlayacağı yönündeki açıklamalarına büyük tepki gösterildi.
Bosna-Hersek Reis-ul Uleması Dr. Mustafa Ceriç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bosna-Hersek'in 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'nın en büyük soykırımını Srebrenitsa'da yaşadığını anımsatarak, bu soykırımda Fransa'nın eski lideri François Mitterand'ın doğrudan sorumlu olduğunu kaydetti.
Mitterand'ın Bosna'daki savaş zamanında yanlış politikasından dolayı binlerce insanın katledildiğini ifade eden Dr. Ceriç, şöyle konuştu:
''Buradan bütün dünyaya bir şey söylemek istiyorum, mesajımızı Fransa halkının da duyacağını umuyorum. Mitterand'ın yanlış politikasının sonucu olarak, onbinlerce insanımız katledildi. Çünkü kendisi, Bosna'ya Miloşeviç tarafından saldırı olmadığı yönünde demeçler veriyordu. Sadece Batı'yı değil İslam dünyasını da Bosna konusunda yanıltıyordu. Bu nedenle Mitterrand, Bosna-Hersek'teki soykırımdan doğrudan sorumludur. Bunu herkes biliyor ve bundan en iyi bahseden ABD'nin eski Devlet Başkanı Başkanı Bill Clinton oldu. Clinton, kitabında net bir şekilde, Mitterrand'ın kendisine 'Avrupa'nın kendi topraklarında İslam devletine tahamül edemeyeceğini' söylediğini yazmıştı. Her şeyden önce biz Boşnakların hiçbir zaman böyle talebimiz olmadı. Mitterrand da böylece bizlerin yüzlerce yıl birlikte yaşadığımız Sırpların yalanlarıyla ne kadar, bilinçli veya bilinçsiz manipüle edilmiş biri olduğunu gösterdi.''
Dr. Ceriç, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den, Mitterand gibi politika uygulamamasını istediklerini belirterek, Sarkozy'nin Türkiye'ye karşı politikasının siyasi olduğunu ifade etti.
Fransa başta olmak üzere Avrupa'nın bazı ülkelerinin Türkiye'nin özgürlüğü, demokrasisi ve ekonomik bağımsızlığını ve gücünü kaldıramadığını vurgulayan Dr. Ceriç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'nin Balkanlar'a istikrar getirebilen ülke olması, Asya ve Orta Doğu ülkelerindeki etkisini kaldıramıyorlar. Çünkü Türkiye, İslam dünyasına model oluyor. Arap dünyasının demokrasiye ulaşmasındaki Türkiye'nin katkısı çekilemiyor. Bütün bunlara rağmen Avrupa'nın bazı ülkeleri, sürekli Türkiye'nin AB'ye girme sürecini durduruyor. Çünkü bu kadar güçlü, aynı zamanda demokratik ve laik, fakat aynı zamanda kültüründen ve dininden gurur duyan çoğu Müslüman nüfusa sahip Türkiye Avrupa'nın bazı ülkelerini rahatsız ediyor.''
-''Türkiye, neden Balkanlar'a özgürlük getiren dedelerinden utansın?''-
Dr. Ceriç, Türklerin geçmişlerinden utanacak bir durum olmadığını, aksine gurur duyulacak bir tarihleri olduğunu vurgulayarak, bunun en bariz örneklerinin Balkanlar'da görülebileceğine dikkati çekti.
Türklerin, Osmanlı'yla birlikte Balkanlara özgürlük getirdiğini, kültürel gelişmeyi sağladığını ve bir medeniyet inşa ettiğini vurgulayan Dr. Ceriç, ''Türkiye, neden Balkanlar'a özgürlük, medeniyet getiren dedelerinden utansın? Geçmişinden utanmaları gerekenler Türkiye'nin tarihini bir 'kompleks' olarak Türk halkının önüne koymaya gayret ediyorlar. Bizlerin de burada Osmanlı medeniyetine sarılmamıza tahammül edemiyorlar. Avrupa'nın tamamı değil, ancak İslamofobi ile hareket eden kısmı, ailelerimizle birlikte yaşamamıza, normal ve güvenli hayat sürdürmemize sürekli engel koyuyor'' diye konuştu.
Boşnaklar olarak Türk halkının ve Türk liderlerin önüne ''siyasi içerikli günahı'' yapıştırmak istenilmesinin gerekçelerini çok iyi bildiklerini ifade eden Dr. Ceriç, ''Bunun sebebi Türkiye'nin gelişimi ve bütün Müslüman dünyası için model olmasıdır'' dedi.
-''Srebrenitsa'nın soykırım olarak tanınmasına Fransız vekillerin çoğu karşı çıktı''-
Dr. Mustafa Ceriç, Avrupa Parlamentosu'nda 15 Ocak 2009 yılında Srebrenitsa'da yaşananların ''soykırım'' olarak tanınması yönünde alınan kararı 556 milletvekilinin desteklediğini, çoğu Fransız olmak üzere 9 milletvekilinin karşı çıktığını ve 22'sinin ise kararsız kaldığını anımsattı.
Avrupa Parlamentosu'nun onayladığı, Karadağ, Makedonya, Hırvatistan ve kısmen Sırbistan parlamentosunun da Srebrenitsa'da yaşananları ''soykırım'' olarak tanıdığını vurgulayan Dr. Ceriç, ancak bu kararın Bosna-Hersek Parlamentosu'nca onaylanmasının Sırp lider Milorad Dodik tarafından engellendiğini kaydetti.
Dr. Ceriç, Dodik'in geçtiğimiz günlerde Fransa'nın ''Ermeni'' kararıyla ilgili benzer bir yasa tasarısı hazırlayarak Bosna-Hersek Parlamentosu'na getireceğini anımsatarak, şöyle konuştu:
''Avrupa Parlamentosu'nun tanıdığı bir soykırımı, Bosna-Hersek'te engelleyen bir kişi şimdi Ermeni konusuyla ilgili bir yasa tasarısını bu ülkenin parlamentosuna getirecek olması ilginç bir paradokstur. Bosna-Hersek parlamentosuna özellikle 'Ermeni soykırımı' iddiasının kabul edilmesini teklif edecek dünyanın son adamı Milorad Dodik'tir. Kendisi önce aynaya bakmalı. Dodik, Srebrenitsa'daki soykırımın kurbanlarından dolayı özür dileyeceğine, Avrupa'daki ekonomik krizin çözülmesi için çaba sarf etmeyen Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin bir siyasi manipülasyonunu kötüye kullanarak açıklamalarda bulunması tam bir çelişkiler yumağı. Bu yüzden biz Fransa'nın özellikle de Sarkozy'nin Dodik'le arasına mesafe koymasını istiyoruz, aksi takdirde kendisini de Mitterrand gibi Bosna-Hersek'teki soykırımı inkar eden bir kişi olarak ilan edeceğiz. Öncelikle Fransa, Mitterrand'ın politikasından dolayı Bosna-Hersek'ten özür dilemelidir. Ayrıca Cumurbaşkanı Sarkozy'nin, hiç kimseye, özellikle bütün Müslüman dünyası için model olma yolunda özgür ve güçlü olan Türkiye'ye, tarihsel kanıtlar olmadan siyasi motiveli bir günah yapıştırmaya hakkı yoktur. Özgürlük ve adalete inanan dünyanın bütün milletleri ve insanları, iyi niyetli bütün insanların saygı duyduğu Türkiye'nin tarafındadır.''
-Srebrenitsa annelerinin görüşleri-
Srebrenitsa soykırımında kocasını, oğlunu ve yakın akrabalarından 22 kişiyi kaybeden Srebrenitsa ve Jepa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subaşiç, soykırım kurbanlarının anneleri adına Fransa'nın ''Ermeni'' kararına tepki gösterdi.
Subaşiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fransa parlamentosunda kabul edilen ''Ermeni'' yasasının kendisini hiç şaşırtmadığını belirtti.
Sırbistan ve Fransa'nın politikalarının Bosna'da olan soykırımın gerçekleştirilmesini sağladığını söyleyen Subaşiç, ''Bunlar önce Avrupa'nın ortasında yaşanan soykırımdaki kendi sorumluluklarının hesabını versinler'' dedi.
Sırp lider Milorad Dodik'in de bu yönde bir yasa tasarısı hazırlayacağı yönünde açıklamalarda bulunduğunu anımsatan Subaşiç, şunları kaydetti:
''Dodik önce Srebrenitsa'nın hesabını versin. Ermenilerle ilgili iddialar, hiç bir uluslararası mahkemece kabul edilmedi. Ancak Srebrenitsa'da olan soykırımın gerçekliği, yerli ve uluslararası mahkemelerde ispat edilmesine rağmen Dodik bunu inkar etmek istiyor. Bosna'da olan soykırımı inkar edenler, savaş suçluları olan Karaciç, Mladiç ve Miloseviç'in politikalarını izliyor.''
''Libya'ya bir gün içinde saldıran Fransa, Bosna'da olanları 4 yıl boyunca izledi'' diyen Subaşiç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bosna'da yaşayan Müslümanlara karşı soykırımcı bir politika, dünya ve Avrupa tarafından onaylanmasaydı ve planlanmasaydı soykırım gerçekleştirilemezdi. Müslüman olmasaydık, başımıza bunlar gelmezdi. Fransa'ya gelince, Bosna'da olan olaylarda ve hatta başörtü yasağında Muslümanlara olan nefret ve hoşgörüsüzlük ön plana çıkıyor. Avrupa, Müslüman ve Yahudi azınlıkların Avrupa topraklarında yaşadıkları soykırımlara izin verdiği için utanmalı.''
Dernek Başkan Yardımcısı Kada Hotic ise Fransa'nın önce kendisine bakması gerektiğini vurgulayarak, ''Bosna'da ve dünyada yaptıklarının hesabını vermeliler. Ancak bunlar kendileriyle ilgisi olmayan ve çok geçmişte yaşandığı dahi tartışmalı olaylar için daha fazla sorumluluk gösteriyorlar'' diye konuştu:
-Srebrenitsalı annelerden ilginç iddia-
Kada Hotic, Fransa'nın Avrupa'da Müslüman görmek istemediğini ve bu yönde politikalar yürüttüğünü öne sürerek, şu iddiada bulundu:
''Mitterand döneminde, Müslümansız bir Bosna-Hersek için yapılan katliamlara göz yumuldu. Şimdi de Srebrenitsa ve Jepa'ya geri dönen Müslümanlara Fransa ''yardım adı altında'' çok kolay bir şekilde vize veriyor. Ancak bunların gerçek niyeti, Bosna-Hersek'i Müslümanlardan arındırmaktır. Bu nedenle savaşta yapamadıkları temizliği, şimdi 'vize vererek' gerçekleştiriyor. Bu durum da Fransa'nın Bosna'da hala etnik temizlik politikalarını destekliyor.''
Bosna savaşında BM bünyesindeki Fransız birliklerinin sürekli Sırplarla iş birliği yaptıklarını da ifade eden Kada Hotiç, sözlerini şöyle tamamladı:
''Fransızlar şimdi bile hayırlı bir iş yapacak olsalar, Sırplar için yapıyor. Savaş döneminde de Müslümanlara karşı olan nefretleri ve hoşgörüsüzlükleri ön plandaydı. BM bünyesindeki Fransız birlikler, Mladiç'in savaştan sonra Bosna'ya giriş çıkış yapabilmesini sağladı. Bazı bilgilere göre de Fransız askerler savaş zamanında Boşnak kadınlara tecavüz ediyordu. Srebrenitsa'da Bosna-Hersek Barış Gücü Birlikleri (UNPROFOR) Komutanı Fransız Phillip Morion halkın korunacağına dair söz vermişti. Ancak Srebrenitsa halkı BM tarafından korunmadı ve soykırıma uğradı.''
haber7
