Beslenmenin ruha etkisi

Beslenmenin ruha etkisi

Gıda tüketimi bilinçli yapılmalı. Kişi açlık hissettiğinde yemek yemesi doğru bir yaklaşım değil.

Şaban Özdemir

Temel gıda türlerinin yeterli ve dengeli miktarda alınması önemli. Kilo korkusuyla tüketimden kaçınan zayıf kişilerin beden kitle indeksi zayıflık sınırına gelebiliyor. Bu nedenle en yaygın kullanılan ölçüm beden kitle indeksi hesaplanmalı. Obezitenin sınırı ne? Tedavisinde neler yapılır. Dahiliye Uzmanı Dr. Boray Erdinç sağlıklı beden ve ruh sağlığı için beslenmeyi ve zayıflığın kriterlerini anlattı.

NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Boray Erdinç;

Normal yeme davranışı nasıl olmalıdır?
 
Küçük sapmalar dışında belli bir program dahilinde bilinçli bir şekilde gıda tüketimi yapılması gereklidir. Kişinin açlık hissettiğinde yemek yemesi doğru bir yaklaşım değildir. Zira beslenme için açlık hissi beklenirse, açlık hissi baskılanmış durumlarda gıda alımı olmayacaktır. Günde 3 öğün gıda tüketilmesi normal diyebileceğimiz beslenme tarzıdır. Öğünlerde temel gıda türlerinin yeterli ve dengeli miktarda alınması da önemlidir. Normal ve sağlıklı beden yapısının korunmasını sağlayan beslenme tarzı normaldir. Yani hedef sağlıklı yaşamak için yemek yemek olmalıdır.

Dengeli beslenme için ne yapılmalıdır?
Protein, karbonhidrat ve yağların gerekli ve yeterli miktarda alınmasını sağlayan gıdaların ölçülü alınması gerekir. Bu amaca yönelik olarak süt ve süt grubu gıdaların; et, yumurta ve kuru baklagiller gibi protein içeriği yüksek gıdaların; sebze ve meyve grubu gıdaların; tahıl ürünlerinin günlük beslenme menülerinde bulunması gereklidir.

Bozuk yeme davranışında ne olur?
Kilo alma korkusu nedeniyle gıda tüketiminden kaçınma, zaten zayıf olunduğu halde kilolu olduğunu düşünme gibi sebeplerle gıda alımının kısıtlanması sonucu beden kitle indeksi zayıflık sınırına geriler. Bazen de aşırı gıda tüketimi sonrası kişinin kendini kusturması, yediklerinin tam sindirilmemesi için müshil ilaçların alınması veya yenilen gıdaların yakılması için aşırı spor aktivitesi yapma gibi davranış tarzları görülebilir. Bunların sonucunda kilo kaybı gelişir ve kişide zayıflık durumu ortaya çıkar.

Bazen de özellikle öfke, üzüntü, sinirlilik gibi durumlarda kontrolsüz yeme davranışı görülebilir. Bu durumda kişi normal bir bireyin tüketebileceğinden çok daha fazla gıdayı kısa süre içerisinde tüketir. Bu tüketilen gıdalar çoğunlukla yüksek kalorili gıdalar olabilir. Alınan kalorinin harcanması için herhangi bir eylem yapılmazsa kişi giderek kilo alır. Bu kez obezite durumu gelişmeye başlar.

Zayıflık veya şişmanlık için kriter nedir?
En yaygın kullanılan ölçüm beden kitle indeksi hesaplanmasıdır. Bu hesaplamada kg cinsinden vücut ağırlığı metre cinsinden boyun karesine bölünür. Beden kitle indeksi 18.5 ile 24.9 arasında ise normal kilodan bahsedilir. 18.5'in altında ise zayıflık söz konusudur. Beden kitle indeksi 25 ile 29.9 arasında ise fazla kiloluluk durumu vardır. 30'un üzerinde hesaplandıysa obezite durumu başlamıştır. 30 ile 34.9 arası  1. derece veya orta derece obezite, 35 ile 39.9 arası 2. derece veya aşırı obezite, 40 üzeriyse 3. derece ve morbid obezite olarak sınıflanır.
     
Beden kitle indeksi    Değerlendirme
18.5'in altında    Zayıflık
18.5 ile 24.9 arası    Normal kilo
25 ile 29.9 arası    Fazla kilo
30 ile 34.9 arası    Orta derece obezite
35 ile 39.9 arası    Aşırı obezite
40 ve üzeri    Morbit obezite

Obezitenin değerlendirilmesinde bel çevresi ölçümü de kullanılır. Erkeklerde 102, bayanlarda 88 cm'nin üzerindeyse bu kişiler hipertansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği yönünden yüksek risklidir. Bel çevresi erkeklerde 94-102 cm, bayanlarda 80-88 cm arasındaysa söz konusu hastalıklar açısından orta risk söz konusudur. Söz konusu riskleri belirlemede bel/kalça oranı da bir diğer ölçüm metodudur. Erkeklerde oran 1'in, bayanlarda ise 0.85'in üzerindeyse yüksek risk mevcuttur.

ZAYIF OLMANIN ZARARLARI NELERDİR?

Zayıf kişilerde yağ dokusu hemen hemen hiç yoktur. Bunun sonucunda yedek enerji deposu eksikliği oluşur. Kişinin açlık durumunda enerji kaynağı olarak kullanılan yağ depolarının olmayışı, enerji ihtiyacı durumunda vücuttaki proteinlerin yıkılmasına sebep olur. Proteinler vücudumuzdaki tüm organ ve yapıların bir anlamda çimentosudur. Kas ve iskelet sisteminde doku kaybı oluşur. Kaslar ve kemiklerde erime oluşur. Erimenin bir sebebi de vücuttaki kalsiyum açığıdır. Kalsiyum eksikliği sonucu dişlerde de kayıplar olur.

Beslenme yetersizliğinin ilerlemesi sonucu karaciğer,böbrek, kalp gibi organlarda harabiyet başlar. Kalpte ritm bozuklukları ve buna bağlı ölüm olabilir. Çeşitli derecelerde böbrek ve karaciğer yetersizlikleri ortaya çıkabilir. Hormonal bozukluklar ortaya çıkabilir. Özellikle bayanlarda menstruasyon bozuklukları görülür. Bağışıklık sisteminde zafiyet ve ileri durumlarda tümüyle yetersizlik oluşur. Bunun sonucunda mikrobik hastalıklara karşı direnç düşer. Kan yapımı için gerekli demir ve vitaminlerin alınamayışı sonucu kansızlık ortaya çıkar. Beyin çalışması için gerekli şekerin sık sık düşmesi sonucu beyin fonksiyonlarında yavaşlamalar oluşur. Sinir sisteminin ihtiyaç duyduğu vitamin ve elementlerin alınamayışı sonucu beyin ve sinirlerde harabiyet başlar. Depresyon ve benzeri psikiyatrik rahatsızlıklar kolaylıkla ortaya çıkar.

OBEZİTENİN ZARARLARI NELERDİR?

Kişinin vücut ağırlığının artması hareketliliğin eskiye oranla azalmasına yol açar. Hareketliliğin azalması kalori harcamasının azalmasına ve giderek daha fazla kilo almaya sebep olur. Bu şekilde belli bir noktadan sonra daha çok kilo alma-daha çok hareketlilik azalması şeklinde bir kısır döngü oluşur.

Taşımak zorunda kalınan ağırlığın artması kas iskelet sisteminde çeşitli hastalıklara neden olur. Bel fıtığı gibi omurga rahatsızlıkları, eklemlerde kireçlenme gibi rahatsızlıklar fazla kilolu kişilerde normal topluma göre daha sık görülür. Hipertansiyon, kan yağlarında bozulma ve şeker hastalığı gibi metabolik rahatsızlıklar obezite ile ilişkisi net olarak bilinen rahatsızlıklardır. Sayılan hastalıkların her biri obezite ile birlikte damar sertliği için risk faktörüdür. Kalp damarı tıkanmaları sonucu kalp krizleri, beyin damarlarında tıkanma veya kanama sonucu felçler, bacak damarlarında tıkanma sonucu uzuv kaybı görülebilir.

Geçirilmiş kalp krizleri veya diğer sebeplerle ortaya çıkabilen kalp yetersizlikleri de hareketsizliğin artmasına ve obezitenin ilerlemesine sebep olabilir. Hazımsızlık, reflü, safra kesesi taşları, karaciğerde yağlanma gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları fazla miktarda gıda tüketimi ve karın yağlarında artış sonucu ortaya çıkarlar. Artan karın yağları akciğerlerin soluk alma esnasındaki açılabilme kapasitesini kısıtlayarak solunum problemlerine neden olabilir. Solunum problemleri ve uykuda sık tekrarlayan soluk durmaları uyku bozukluklarına neden olabilir.

Obezitesi olan hanımlarda adet düzensizlikleri ve hormonal bozukluklar görülebilir. Hareket kapasitesinin azalması, kişinin fizik görünümünün yarattığı olumsuz duygular, uyku bozuklukları, kronik hastalıkların yarattığı çöküntü gibi sebeplerle depresyon ve diğer psikiyatrik rahatsızlıklar obezite ile birlikte sık görülür. Rahim,meme, kalın barsak, prostat, yumurtalık  kanseri gibi bir çok kanser türünün obezite ile birlikteliği de yapılan çalışmalarla ortaya çıkmıştır.

Anoreksia ve Bulimia tedavisinde ne yapılır: Ağır kilo kaybı olan vakalarda eşlik eden sıvı açığı ve kan tuzlarındaki bozukluğun dikkatli bir takiple düzeltilmesi gerekir. Psikiyatrik tedavi ve psikoterapi etkili oluncaya dek yeme bozukluğu süreceği için damardan besleme gerekebilir. Hastane ortamında yapılan tedavilerde protein, karbonhidrat ve yağ içeren serumlarla damardan beslenme yapılabilir. Yemek yeme konusunda uyumu başlayan hastalarda beslenme eğitimi yapılıp, temel gıda türlerini dengeli bir şekilde barındıran rejimler kullanılır.

OBEZİTE TEDAVİSİNDE NE YAPILIR?

Obeziteye sebep olan beslenme bozukluğunun saptanması başlangıç adımıdır. Kimi hastalar tüm gıda türlerini aşırı tüketirler. Kimi hastalarda ise karbonhidrat veya yağ tüketimi aşırı olur. Beslenmedeki bozukluğun tespiti sonrası, bu bozukluğu da düzelten ve günlük kalori alımını kısıtlayan bir beslenme programı için hastayla uzlaşı olması gerekir. Kişinin bazal metabolizmasına ve hareketlilik düzeyine göre tahmini kalori ihtiyacı bulunur.

Bu ihtiyaçtan 300 KCal kısıtlama yapmak haftada yarım kilo, ayda iki kilo vermeyi sağlayacaktır. Beslenme düzenlemesinin yanı sıra sporun da kişinin hayatına eklenmesi ve bunun haftada en az 3-4 kez tekrarlanması önerilir. Bu sıklıkta yapılıyorsa 45 dakika ile 1 saat arası sürelerle spor yapılması önerilir. Obeziteye eşlik eden veya obezite nedeniyle ortaya çıkmış hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi hastalıkların da uygun metodlarla tedavisi gereklidir.
MCATürk