Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Berat gecesi ve beraatimiz

A+A-

(Bu konuşma dün gece Risale Akademi’nin internet üzerinden tertib ettiği Berat gecesi programında yapılmıştır. Bu işe ön ayak olanları tebrik ediyoruz.)

Allah zengin muhtevalı bitkilerle hayatımızı kolaylaştırıyor, bir tohum toprağa atıldığında bir ağaç oluyor bize sayısız rahmet tezahürlerini sunuyor. Bu İlahımızın zenginliğinden ve bize olan merhametinden ve sevgisinden ileri geliyor. Aynen öyle de maddi hayatımızı kolaylaştıran bu fiillerin yanında manevi hayatımızı güzelleştiren ve zenginleştiren ikramlar da var. Bunlar da mübarek gecelerin ikramıdır. Bir Berat Gecesi o kadar bize büyük ikramdır ki o gecede insanlar affedilir, günahları silinir. Peygamberimiz (Asm) “Kelp kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca günahları bağışlanır Müslümanların” buyuruyor. Bu çokluktan kinayeli bir örnektir, yani sayının yetersiz kaldığı bir insan topluluğunun günahlarını affeder Allah. Bu günde insanlara oruç tutmayı ve ibadet etmeyi öğütler.

Allah bu gecede güneşin batmasıyla birlikte dünya semasına nüzul eder rahmeti ile ve insanlara. Cemali ve Rahmeti mucibince hitap eder “Yok mu affedilmesini isteyen, yok mu hastalıktan kurtulup afiyet isteyen, yok mu borcundan, büyük sıkıntılardan kurtulmak isteyen“ diye. Adeta insanları affetmek için bu güce bir ilahi piyango gibidir.

Berat gecesi İslam geleneğinde önemli. Kıblenin Kabe’ye dönüşmesi bu gecede olmuştur. Demek bu gece ilahi eylemlerin insanlara sunulduğu önemli ve bereketli bir zaman dilimi. Kur’an mukaddes kitabımız, kainatın hilkati ile başlayan sürecin ilk basamağında arştan taraf-ı ilahiden bu gecede Levh-i Mahfuza kainatın hafızasına gönderilmiş. Daha sonra oradan peyderpey Kadir gecesinde gerektiğinde bize indirilmiştir. Bu da yine bu gecenin hazine nitelikli bir gece olmasının bir belirtisidir.

Bediüzzaman talebelerinin Berat gecelerini kutlar, onlara gecenin önemine uygun tavırlar sergilemeyi örgütler hatta bazan müjdeler de verir. Bunu şöyle beyan eder:

”Aziz sıddık kardeşlerim,
Evvela: Geçen mübarek Leyle-i Beratınızı ve gelecek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ederiz. Bu sene, Berat Gecesi, Nurcular hakkında çok bereketli ve kerametli olduğuna bir emaresini hayretle gördük. Şöyle ki:
Ben, Berat Gecesinden az evvel Asa-yı Musa tashihiyle meşgulken, bir güvercin pencereye geldi, bana baktı. Ben dedim: "Müjde mi getirdin?" İçeriye girdi, güya eskiden dost idik gibi, hiç ürkmedi. Asa-yı Musa üstüne çıktı, üç saat oturdu. Ekmek, pirinç verdim, yemedi. Ta akşama kaldı, sonra gitti, tekrar geldi. Berat gecesinde, ta sabaha kadar yanımda kaldı. Ben yatarken başıma geldi, Allahaısmarladık nevinden başımı okşadı, sonra çıktı gitti. İkinci gün, ben teessüf ederken, yine geldi, bir gece daha kaldı. Demek bu mübarek kuş, hem Asa-yı Musa yı, hem Beratımızı tebrik etmek istedi.”

Asa-yı Musa bir tevhid koleksiyonudur. Risale-i Nur’da tevhid ve akaid bahislerinin izahlarından oluşur, ismi de anlamlıdır. Hz. Musa asası ile yani Asa-yı Musa ile birçok zorluğu aşmıştır. Denizin kıyısına geldiğinde ümmeti bir gerilim anıdır. Ümmeti o Resule “Ya Musa arkamızda Firavun önümüzde deniz, ne yapacağız“ diye sorar. O da “Beni Rabbim hiç mahcub etmedi“ der. Semavi hitapla “Musa asanı denize vur“ emri gelir. Deniz ortadan ikiye ayrılır, ümmeti harika bir alayiş ile benzersiz ilahi bir tecelli ile kurtulurlar iki musibetten. Bu Musa’nın asasının kudret-i Rabbaniye ile aldığı etkili tavırdan dolayıdır. İşte Bediüzzaman’ın insanın en büyük çıkmazı olan kainatı ve olayları, Allah’ın olayları yönetimini, Rububiyet ve Samediyetini ve yaratılış esrarını izah ettiği bir eseridir. Nice itikaden bunalmış insanlar Asa-yı Musa isimli eserler ile küfrün karanlık vadisinden imanın nebevi ve vahyi alanına geçmiştir. Bu yüzden bu eser ve sahibi bir kuşun semavi tavrı ile tebrik edilmiştir. Berat gecesi denmek istenir ki insanın asıl beratı küfrün karanlığından kurtulmaktır, bunu da Asa-yı Musa yapmaktadır. Bediüzzaman klasik berat kutsamasına çok farklı bir yorum getirmiştir. Elimizde Musa’nın asası gibi bir büyük güç var bunu ülkenin karanlıklardan kurtulmasında kullanabiliriz, bu bizim gayretimize bağlıdır.

Bu meyanda Risale-i Nur’ların bir berat vesikası olduğunu beyan eder Bediüzzaman hazretleri:

”Risale-i Nur vesile-i berattır.
O büyük dâvâyı yüzde doksanına kazandıran ve yirmi senede yirmi bin adama o dâvânın kazancının vesîkası ve senedi ve beratı olan îmân-ı tahkîkîyi eline veren ve Kur’ân-ı Hakîm’in mu’cize-i mâneviyesinden neş’et edip çıkan ve bu zamanın birinci bir dâvâ vekili bulunan Risâle-i Nur’dur. Bu on sekiz senedir, benim düşmanlarım ve zındıklar ve maddiyyunlar, aleyhimde gâyet gaddarâne desîselerle hükümetin bâzı erkânlarını iğfal ederek bizi imhâ için bu defa gibi eskide dahi hapislere, zindanlara soktukları halde, Risâle-i Nur’un çelik kalesinde, yüz otuz parça cihazâtından ancak iki üç parçasına ilişebilmişler. Demek, avukat tutmak isteyen onu elde etse yeter.”

Risale-i Nur bir af ve berat vesikasıdır. İnsanın beratına nedendir.

İmamı Ali (ra), Celcelutiye isimli eserinde Haşir hakikatini tavazzuh ettiren Onuncu Söz’e iltifat eder. Bu müjdeli haber de yine Berat gecesinin tezahürlerindendir.

“Hem, hakaik-i imaniyeyi, ilm-i kelâmdan ve medreseden öğrenmek çok zamana muhtaç bulunduğundan, bu zamanda o kapı dahi kapandı. Hem çabuk, hem herkes anlayacak bir tarzda en derin hakikatleri talim eden Risale-i Nur, elbette İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın bu iltifatına lâyıktır.
Leyle-i Berâta bakan http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/images/books/sikke/b889.gifdeyip mânâ-yı işârîsiyle "Onuncu Söz" namında ve mertebesinde olan Haşir Risalesine işaretle beraber, o risalenin fevkalâde ehemmiyetini ve gayet muhkem olduğunu ve o zamanın dumanlı karanlıklarını izale eden bir Leyle-i Berâtın bir kandili olduğunu belirtir.”

Onuncu Söz kadim zamanlardan beri ahireti anlamakta zorlanan, inkar eden insanlara, filozoflara bir büyük cevaptır. Ülema-yı islam haşir hakikatini akıl ile gidilemeyeceğini beyan etmiştir. İbni Sina da aynı yolda düşünmüştür. Bediüzzaman bu muazzam eseri ile ahireti Allah’ın isimlerinin görünen tecellileri ile izah etmiş görmüş ve göstermiştir. Bütün hakikatler ve suretler görülen ve gösterilen delillerdir, görmek ve göstermek onun ifadesidir. Bu yüzden öldükten sonra dirilme hakikatini hakkelyakin tavazzuh ettiren bu eser bir berat vesikasıdır.

Bu gecede yaygın uygulama iki rekat namaz kılmaktır. Peygamberimiz Efendimiz (asm) o gecede iki rekat namaz kılmış birinci rekatta Fatiha okumuş arkasından gecenin yarı süresini secdeden başını kaldırmayarak değerlendirmiştir. İkinci rekatta da yine Fatiha’dan sonra sabah açımına kadar secdede kalmıştır. Hz. Aişe (ra) Onun secdeden kalkmamasından endişeye düşmüş şöyle bir dokunmuş. Peygamberimiz (asm) “Ne oldu Aişe” demiş. O da “Ya Resullallah sandım emri hak vuku buldu. Neden bu kadar hassas davranıyorsun demiş.” Peygamberimiz (asm) de “Ya Aişe ben Rabbimi tesbih etmeyeyim?” diye cevap vermiştir. Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı ve bütün peygamberlerin başıdır. Elbette onun secde anlayışı çok farklı olacaktır.

Peygamberimizin (asm) dua atmosferini Bediüzzaman 19. Söz isimli eserinde anlatır. O nasıl dua eder, “Hem öyle fakirane, öyle hazinane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukarane“ bir atmosferle dua eder Peygamberimiz. Bir fakirin bir zenginden istediği gibi zavallı bir eda ile istemek, sonra büyük bir hüzün ile üzüntü ile Allah’tan istemek, öyle büyük bir sevgi ile istemek, elbette sizi karanlıktan kurtaracak bir merciye sevginiz çok olacak ki karşılık alasınız. Sonra müştakane, müştak aşırı ihtiyaç demek günlerce çölde susuz kalan bir insanın su ihtiyacı müştakanedir, aynen öylede de Allah’tan isterken bu şekilde olmak. Böyle isteyen Peygamberimiz (asm) bütün kainatı ağlattırır, duasına amin dedirtir.

Bir İstanbullu zengin birden yoksulluğa düşer ama kurtulmak ister. Secdeye kapanır ve dua eder. Rüyasında Peygamberimizi (asm) görür. O da “Yavuz’uma (Yavuz Sultan Selim’e git o seni tatmin eder” der. Adam soluğu sarayda alır kimse içeri almaz, çok ısrar eder, çünkü önüne gelen Sultanla görüşemez. Sor bela huzura varır. Yavuz Sultan Selim neden bu kadar tehalükle kendisini görmek istediğini sorar, o da durumu anlatır. “Efendim Habibullah ‘Yavuzuma git o senin işini yapar” demiştir. Yavuzuma hitabına Sultan şaşırır “ne dedi” dedi sorar. “Yavuzum.” Bir kese altın verir, “bir daha tekrar et“ der. “Yavuzuma.” Bir kese daha verir. Böyle kese kese altınlar verir. Adam gider. Sultanın Nedimi Hasan Can “sultanım hazine boşanacak” der. Padişahın umurunda değildir. Habibi Kainat ona Yavuz’um diye hitap etmiştir.

Yavuz Sultan Selim her gece Peygamberimize (asm) belli bir limit salavat ettirirmiş. O gece unutmuş onun üzerine bu olay gerçekleşmiştir. İşte duanın önemi ve Berat gecesi duanın önemi.

Namaz da bir berat vesikasıdır, bunu Bediüzzaman izah eder:

Dördüncü ikaz. Ey sersem nefsim! Acaba, şu vazife-i ubûdiyet neticesiz midir? Ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Halbuki, bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır. Ve fütursuz çalışırsın. Acaba, bu misafirhâne-i dünyada âciz ve fakir kalbine kùt ve gınâ ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıdâ ve ziyâ ve herhalde mahkemen olan Mahşerde senet ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsünde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir? Veyahut ücreti az mıdır?”

Programda beraat manasına gelen Berat gecesinin dini geleneğimizde ve Bediüzzaman’ın hayatındaki yerini anlatmaya çalıştık.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum