Bekir Berk olsaydı

“Eğer bugün Bekir Berk Ağabey olsaydı, neler farklı olurdu?” diye kendi kendime uzun uzun düşündüm. Onun şahsiyeti, hukuk mücadelesi, azmi, heyecanı, yürüyen direnci, enerjisi ve Anadolu sathına, tabana yaydığı celadetini ve fikri seviyesini yaşatabilseydik; Onu modelleyebilseydik, “onun gibi 3 tane de olsa hukukçu yetiştirebilseydik neler değişirdi?” kabilinden sorguladım bugünü, sonuçları ve gariplikleri.

Siz bir Bekir, rejim ise bir mekir. Bekir, mekiri zorladıkça, hukuk tarihini yazdıkça, zalim ve dessas ruhlar zihni safiyeti bozdukları vehham ve muhteris ruhlarla onu incittiler. Üzdüler, yordular, avukatlık belgesini elinden aldılar, yetmedi “sürgün” yaşattılar.

Burnumuzun direği sızlar burada. Kaderin hükmüne evet, ama zalimlerin oyununa bin nefret.

Türkiye’nin bugün en çok hukuka ihtiyacı var
Bu talepten daha fazla gündemi tutacak bir başka konu da yok.

Buyurun hukuk gündemlerimizi sıralayalım:
1- Adalet-i mahza, toplum/cemaat için ferdin isteği dışında asla feda edilmemesi,
2- Sivil bir anayasa,
3- Eğitim özgürlüğü ve herkese okuma için fırsat eşitliği, başörtüsü yasağının kaldırılması,
4- Cemaatlere, hizmet kuruluşlarına, kanaat önderlerine ve toplumun her ferdine anlama, anlatma, yazma ve yaşamada din ve vicdan hürriyetini en kâmil manada bir hayat tarzı haline getirme özgürlüğü,
5- Mağdur, mazlum ve mahzun insanların sözcüsü olacak insanları yetiştirme idraki,
6- Haramdan uzak ve suiistimalin ehliyetsizlikle gaflete ve mefluç şekle bürünmüş bütün hak gaspı ve ihtiras işgalinden kaynaklanan hakkaniyet problemlerine karşı demokratik tepki ve duruş,
7- Hak peşinde mücadele verecek yeni bir kuşak ve nesil yetiştirme ihtiyacı,
8- Hukuk fakültelerinde “Önce insan hakkı” dersini ahlakla birlikte verecek yeni bir manifesto,
9- Komşuya, kardeşe, yakına, ortağa, çevreye, topluma ve ülkeye karşı sorumlulukları hatırlatılma,
10- Hak ihlalini kim yaparsa yapsın, ne adına ve hangi kılıfla istibdat saltanatını kullanırsa kullansın ona sille vuracak, tedip edecek ve adaleti tesis edecek ortak vicdanın sesi ve soluğu olacak insaniyet/medeniyet faziletini gösterecek, yaşayacak ve yaşatacak bir ekol bir aksiyon olarak topluma yansırdı.

Eğer  Bekir Ağabeyin ruhuna emanet hukuk kavgasını devam ettirebilseydik;
Bugün için;
- 17 bin faili meçhul cinayetin hukukunu daha çok savunur ve peşine düşerdik.
- Düşünce suçundan yatan herkesi ziyaret eder, düşünce özgürlüğü adına hukukunu tam savunurduk.
- Başörtüsü için kampanyalar açar, uluslar arası hukuk normlarında gündemler oluştururduk.
- Elli defa; darbe anayasasını korkak siyasetçiler dâhil darbecilerin ve heveslilerinin başına yıkar ve dayatmacı kalıpları kırardık. Bediüzzaman’a göre elimizde sivil bir anayasa perspektifi olurdu. Taslak hazırlardık.
- 28 Şubatın içine aldığı sahte demokratların karşısına dikilir, gerçek demokratları bu hale sokmaz ve askeri andıçları deşifre etmenin ötesinde yürüyüşler yapardık, mitingler düzenlerdik, mahkeme koridorlarında hukukumuzun mağduru olmaya aday olurduk.
- Ergenekon’un  demokrasimizi katleden o menhus ve meşum ruhunu alenen bin defa lanetler, kem küm tevillerin korkak bezirgânı olmazdık.
  - Dilimizden düşürmediğimiz demokratlığın ve demokrasinin bize küsen veçhesiyle yeni ellerde ve dillerde yaşamasını kıskanmaz, onlara bilgelik edecek bir bilgi otoritesi gibi öncü olur ve yeni sancakların çıkmasından memnun olurduk.
- Nisan 2009 tarihli son askeri andıçı protesto etmeyi, birinci derecede tepki sağanağı ile topluma mal eder ve bu mücadeleyi veren herkesle daha fazla beraber olurduk. Kimin önde ve geçmişinin hangi yönde olduğuna bakmadan şu anki istihdamına bakardık.
- Daha da önemlisi siyaseti, siyasetçiyi demokrasi adına destekler, ceberut ruhları ve müstebit kafaları hukuk zemininde engeller, Risale-i Nur’un potasında olanları topluma dayanak noktası yapardık.
- Hürriyet kavgasında en az Ahmet Altan kadar ilkeli ve cesur kalemlerimiz çoğalırdı.

Bekir Berk Ağabeyi çok özledik
O yiğit hukuk insanını. O minnetsiz kariyer erbabını. O Üstadın emaneti mücahidi. Türkiye’yi avucuna almış entelektüel direnişçiyi, nur fedaisini.
Onu modelleyecek hukukçular var aramızda. Kitle hukuku ve şahs-ı manevi adına bu ruhun tecessüm edeceği  takım kurulmalı ve harekete geçmeli.
Acaba bunu tesis edecek hangi iklime ihtiyacımız var?
Ve Bekir Ağabeyin hazmedilmediği hangi nefis, onun yokluğunda derde deva oldu?
Uzaktan sürgünü seyretme sessizliğinin vicdanları kanatan ağırlığı, kader canibinden herkesin itibarına acaba gölge düşürmüyor mu?

İzzeti, nefsinde arayanların, nefisleri izzetleri olur
Hukuk, böyle canavar ve müstebit nefislerin diyarından göç eder. Ya da hukuk, hukukçularla herkese hak getirir ve istibdat avdet eder, gider.
Bekir ağabey, sizi çok özledik. Rahmetle anıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
7 Yorum