Bediüzzaman ve Süleyman Hilmi Tunahan arasındaki mesajları getirip götürüyordu

Bediüzzaman ve Süleyman Hilmi Tunahan arasındaki mesajları getirip götürüyordu

Her iki zat da mehkemede yargılanıyordu...

A+A-

Ahmet Bilgi'nin haberi:

RİSALEHABER-Avukat Abdurrahman Şeref Laç, 1952 İstanbul Gençlik Rehberi mahkemesinde Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini müdafaa eden üç avukattan birisidir. Diğerleri; Seniyyüddin Başak ve Mihri Helâv’dir…

Avukat Abdurrahman Şeref Laç’ın mahkemede okuduğu 1952 Gençlik Rehberi Müdafaasının, Bediüzzaman Hazretleri tarafından önceden bizzat tashih edildiği bugüne kadar bilinmiyordu.

Bu tashih işini, Üstad’la Avukat arasında kuryelik yapan Ahmet Atak (Ahmet Remzi Hatip) 2010 yılında hatıralarını almak için gittiğimiz evinde anlatmıştır. Ahmet Atak’ın, Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayat kitabında “Ahmet Atak” imzalı bir mektubu bulunmaktadır. O sırada Siyasal Bilgiler talebesidir ve Hz. Üstad’a 15 gün kadar Akşehir Palas Otelinde hizmet etmiştir. Hz. Üstad, Adliyeye onun ve İsmail Doyuk’un kolları arasında gitmiştir. Ahmet Atak daha sonraları Kaymakamlık, Senatörlük ve Milletvekilliği yapmıştır. 

Bediüzzaman Hazretlerini kahramanca müdafaa eden Av. Abdurrahman Şeref Laç 17 Eylül 1982 tarihinde vefat etmiştir. Merhum Abdurrahman Şeref Laç’ı, 37. vefat yılında rahmetle anıyoruz.

Av. Abdurrahman Şeref Laç’ın müdafaasını Bediüzzaman tashih etti

Ahmet Atak anlatıyor:

Gençlik Rehberi Mahkemesinin müdafaasını yapan avukatlardan Abdurrahman Şeref Laç’ın yazıhanesine de ben gidip geliyordum. Kurye olarak… Onun hazırladığı müdafaaları Üstad Bediüzzaman okuyor, tashih ediyordu, bunu çıkart, şunu ilâve et gibi… Abdurrahman Şeref Laç’ın müdafaasını Üstad’a tashih için kaç defa götürdüm bilmiyorum, birkaç kere olmuştu. Üstad her gün gazeteleri takip ediyordu o sırada. Müdafaalar da ona göre düzenlenip düzeltiliyordu. (Ömer Özcan Ağabeyler Anlatıyor–5)

Bediüzzaman ve Süleyman Efendi arasındaki mesajları getirip götürüyordu

01.04.2007'de Ümraniye'de Süleyman Hilmi Efendi'nin yakın talebelerinden muhterem Hüseyin Kaplan Hocaefendi ile bir görüşme nasip oldu. Bu konuda Hüseyin hocamız şunları anlattılar:

"Biz merhum Süleyman Efendi hazretlerinden ders alırken, yani 1950-59 arası... O günlerde, o aylarda, o senelerde merhum Said-i Nursi hazretlerinin de mahkemeleri vardı. Sık sık gazetelerde 'Risale-i Nur talebeleri şöyle basıldı, böyle yapıldı' falan diye yazılar çıkıyordu.

Süleyman Efendi'nin de mahkemeleri vardı. Mahkemelerde baş, birinci avukatı -Allah rahmet eylesin- Abdurrahman Şeref Laç'dı. Bu zat aynı zamanda Said-i Nursi hazretlerinin avukatı idi. Daha fazla o, bu iki zat arasında söz getirip götürüyordu. İşte bir gün İstanbul'da mahkemesi olması dolayısıyla Said Nursi hazretleri İstanbul'a gelmiş, Sirkeci'de bir otele yerleşmiş, Abdurrahman Şeref Laç ondan haber getirmişti.

Bunun üzerine Üstadımız Süleyman Efendinin söylediklerini aktarıyorum: "Selamımızı söyleyin. O İstanbul'da bizim misafirimiz sayılır. Biz onu otel köşelerinde değil, evimizde misafir etmek isteriz. Ancak, malum ve mevcut şartlardan dolayı bunu o da istemez. Onun için, İstanbul'dan gideceği ana kadar her türlü masrafı bize aittir, bizim misafirimizdir" diye haber göndermişti. (SalihOkur-Cevaplar.org)

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum