Bediüzzaman: Ecnebilere düşman nazarıyla değil dost ve hâdim nazarıyla bakacağız

Bediüzzaman: Ecnebilere düşman nazarıyla değil dost ve hâdim nazarıyla bakacağız

Hem de düşmanlarımız cehâlet, zarûret ve ihtilaftır

A+A-

(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ adlı eserinden bölümler.)

MAKALE-16

VEHİM: İçimizde gayr-ı müslimler bahane tutacaklar veya ürkecekler?

İrşâd: Bahane tutmak çocukluktur. Ürkmek ise, cehâlettir. Zîra gayr-ı müslimlerin saadeti vatanın selâmeti iledir. Ve meşrûtiyetin devamı ve ruhu ve nokta-yı istinadı ve mürşidi, Şeriat ve milliyetimiz olan İslâmiyet olduğundan, gayr-ı müslimler bu ittihaddan ürkmek değil, takdis ve ünsiyet etmek lâzımdır.

VEHİM: Ecnebiler bundan tevahhuş etmek ihtimaldir?

İrşâd: Bu ihtimale ihtimal verenler tevahhuş ediyor. Zîra merkez-i taassublarında İslâmiyetin ulviyetine dâir konferanslarla takdis etmeleri bu ihtimali reddeder. Feylesof-u şehîr Mister Carlyle Amerika'dan yüksek bir sadâ ile bütün Avrupa'ya İslâmiyetin kudsiyetini işittirmiş. 

Hem de düşmanlarımız cehâlet, zarûret ve ihtilaftır. Tabiî Avrupa'da bundan istifade ile bizi istibdâd-ı manevîleri altına aldılar. Bu ittihadımızla bu üç düşman-ı bîinsafa -ve başta ihtilaf olarak- hücum edeceğiz.

Amma ecnebilere düşman nazarıyla değil, belki saadetimizi ve İ'lâ-ı Kelimetullaha bu zamanda vasıta olan terakki ve madeniyete bizi teşvik ve icbar ettiklerinden dost ve hâdim nazarıyla bakacağız. Hem de ecnebîler medeniyetleriyle beraber kuvvetli olduklarından taassub ve husumete mahal kalmamış. 

Zirâ, din nokta-i nazarından medenîlere galebe çalmak ikna' iledir, icbar ile değildir. Ve İslâmiyeti mahbûb ve ulvî olduğunu ef'âl ve ahlâkımızla göstermek ve maddeten terakki etmekledir. İcbâr ve husûmet, söz anlamayan veya anlamak istemeyen vahşilerin vahşetine karşıdır.