Batı’nın darbe sessizliği Ortadoğu için korkutucu
Mısır’daki 3 Temmuz askerî müdahalesi ile seçilmiş iktidarın alaşağı edilmesi karşısında Batı net bir tavır ortaya koyamadı.
Minhac Çelik'in haberi:
Demokratik değerler ve insan hakları savunuculuğunda tüm dünyada en önde görünen AB ve ABD, müdahaleyi ‘darbe’ olarak isimlendirmekten kaçındı. Benzer son tavır Washington’dan geldi. Ülke parlamentosu Kongre’de konuşan ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı William Burns, kapalı kapılar arkasında yapılan oturumda hazır bulunan Amerikalı parlamenterlerin verdikleri bilgilere göre askerî müdahalenin bir darbe olarak nitelendirilmeyeceğini ve Mısır ordusuna her yıl yapılan 1,3 milyar dolarlık yardıma devam edileceğini söyledi.
Batı’nın darbeler hakkındaki tutumunun ilkesel değil faydacı bir temele dayandığının anlaşıldığı bu dönemde İslam ve demokrasi ilişkisine dair yaptığı çalışmalarla akademi dünyasında saygın bir yer edinen Amerikalı Profesör John Esposito da yaptığı açıklamalarla Batı’ya sert eleştiriler getirdi. Bu tepkisizliğin Ortadoğu’da demokrasi karşıtlarına cesaret verdiğini ifade eden Esposito, Arap dünyasındaki stratejik konumu nedeniyle Mısır’daki demokrasi tecrübesinin sekteye uğramasını bölgede filizlenmeye başlayan yeni demokrasiler için ‘korkutucu bir örnek’ teşkil ettiğine vurgu yaptı. “Demokratik yönetimlere karşı olan muhalefete ‘Eğer siz de Mısır’daki gibi demokratik yollardan seçilen bir lideri darbeyle indirirseniz, Batı’dan baskı gelmez ve bu suçun cezasından kurtulursunuz.’ mesajı verilmiştir.” dedi.
Darbeden sonra Batı medyasında başlayan ‘Ortadoğu demokrasiye hazır mı?’ tartışmasına da değinen Esposito, Avrupa ve Amerika’nın Mısır darbesini onaylayan bir tavır sergileyerek aslında “Batı’nın Ortadoğu’da demokratik yönetimlere özellikle İslamî bir referansa sahip bir demokrasilere hazır olmadığı” mesajını verme riskine girdiğini söyledi. Esposito, “Bunun yerine darbeye darbe diyemeyerek, perde arkasından askerleri destekleyerek ve darbeye karşı çıkan milyonlarca Mısırlıyı görmezden gelerek ‘biz demokrasiyi bizim istediğim tarzda bir demokrasi olduğu müddetçe destekleriz’ duruşunu benimsemiştir.” dedi. İlginç bir karşılaştırma yaptı: “Eğer Mısır’da olan darbe herhangi bir Batı ülkesinde yaşansaydı, yani bir hükümetin lideri halkın ciddiye alınacak bir kesiminin desteğini kaybetse ve asker müdahale etseydi, tüm Batı böyle bir hareketi kınardı. Özellikle ABD ve bazı AB ülkeleri ayağa kalkardı.”
Gezi’yi istismar edenler oldu
Müslüman kültürü, sekülarizm ve demokrasinin birlikte yaşadığı başarılı örneklerden birinin Türkiye olduğunu belirten Esposito, Arap dünyası için Türkiye’nin ‘tek model’ olarak algılanmasına karşı çıkıyor: “Demokrasi konusunda ülkelerin tarihi, sosyal farklılıkları ve geleneklerine bağlı olarak farklı modeller de ortaya çıkabilir.” Türkiye’nin demokratik olgunluğunu tartışmaya açan Gezi olaylarına da değinen ünlü akademisyen, “Olaylarda samimi bir şekilde reform isteyen ve endişelerini dile getirenler ile oluşan durumu istismar ederek başarılı bir hükümeti devirme teşebbüsüne gidenleri ayırmak lazım. Bu tür durumlarda muhalefetin meşru temsilcilerini dinlemek gerekir.” dedi.
Zaman
