Bangladeş, yeni Suriye olabilir
Bangladeş’te Cemaat-i İslami’nin ve Ana Muhalefet Partisi BNP’nin lider kadrolarının idamla yargılanıyor olmasına bir itiraz da İstanbul’dan geldi.
Risale Haber - Haber Merkezi
Uluslar arası camiadan hukukçuların, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin, akademisyenlerin ve siyasilerin katıldığı “Bangladeş Çalıştay”ından “Bangladeş, yeni Suriye olabilir” uyarısı çıktı.
***
Saadet Partisi İstanbul İl Teşkilatı tarafından İstanbul’da düzenlenen ve iki gün süren Çalıştay’a Bangladeş’teki davayı üstlenen ve Suriyeli Muhaliflerin de avukatlığını yapan dünyaca ünlü avukat Toby Cadmen’in yanı sıra Uluslararası Gençlik Forumu (IYFO) İstanbul Başkanı İsmail Mansur Özdemir, Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner, Bangladeş Adalet Bakanı dahil birçok ilgili makamla dava ile ilgili görüşmeler yapan Avukat Bayram Sakartepe ve Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol gibi isimler katıldı.
DÜNYANIN EN HIZLI SAVAŞ SUÇU MAHKEMESİ
Cemaati İslami avukatı ve uluslar arası ceza davalarına bakan dünyaca ünlü avukat Toby Cadmen, Çalıştay’da yaptığı konuşmada; “Hayatımda ilk defa bu kadar hızlı bir savaş suçu soruşturması yargı sürecine şahit oldum” dedi. Dava hakkında detaylı bilgiler veren Cadmen; “Bahreyn, Sri Lanka ve Suriye deki muhalif güçlerin avukatlığını yapıyorum. Bir avukat olarak müvekkillerimin adil bir şekilde yargılanması için gayret gösteriyorum. Kırk yıl sonra bu davanın açılmasının nedeni nedir? Birçok insan tutuklandıktan sonra kendilerine haklarında soruşturma başlatıldı. Delillere bakıldığında çok az sayıda doğrudan delil bulabilirsiniz. Birçoğu dolaylı suçlama. Gazete manşetleri delil olarak sunuldu. Mahkeme karalarına ulaşamıyoruz. Hiçbir yargıç ile görüşme için randevu alamıyoruz” şeklinde konuştu.
BANGLADEŞ YENİ SURİYE OLUR
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol da Çalıştay’da yaptığı konuşmada Bangladeş’te yaşanan gelişmeleri sadece iç dinamiklerle izah etmenin mümkün olmadığını ifade etti. Bangladeş’teki krizin önü alınamadığı takdirde sadece bu ülkeyle sınırlı kalmayacağını söyleyen Erol; “Söz konusu kriz, ülke içinde bir iç savaşa kadar gidebileceği gibi, aynen Suriye krizinde olduğu üzere bölge ülkelerini de etkileyebilir, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir” dedi. Seyfettin Erol, şöyle devam etti; “Bangladeş sorunu, bölgesel-küresel çapta yürütülen vekaleten savaşlardan sadece birisidir. Bangladeş’teki sorunu Myanmar’daki gelişmelerden bağımsız düşünmememiz gerekir. Bangladeş’in stratejik konumu, bu ülkeleri Çin, Hindistan ve ABD açısından ön plana çıkartmaktadır. Çin’in, ABD’nin çevreleme politikası ve Malakka Boğazı’na yönelik planlarına karşılık geliştirdiği alternatif projeler, Bangladeş iç ve dış politikasını da derinden etkilemeye başlamıştır. Bangladeş iç siyaseti üzerinde yeni müdahaleler operasyonlar söz konusudur. Cemaati İslami burada ya ortadan kaldırılma ya da tasfiye edilme durumuyla veya yeniden yapılandırılma süreciyle karşı karşıyadır. Bilindik senaryo bir kez daha devrededir.”
TÜRKİYE SÜRECE MÜDAHALE ETMELİ
İslam Dünyasının diğer sorunlarda olduğu gibi burada da sessizlik içerisinde olduğunu söyleyen Erol, Türkiye Devletini süreçte daha aktif bir politika izlemeye davet etti. Erol; “Türkiye, bu kapsamda D-8 ve İslam Birliği Teşkilatı ile daha etkin bir çalışma yürütebilir. Türkiye’nin Hindistan ve Çin ile bu süreci müzakere etmesinde ve böylece Bangladeş üzerinde bir baskı yaratmasında fayda var. Sivil Toplum Kuruluşlarının konu ile ilgilenmeleri sağlanmalıdır. Hindistan içerisindeki İslami gurupların hareketlerin de desteği alınabilir. Bangladeş deki hükümete, yargıya yönelik olarak bir e-imza kampanyası başlatılabilir, sosyal medya etkin bir şekilde kullanılabilir” şeklinde konuştu.
CEMAATİ İSLAMİ: “ELİMİZ KOLUMUZ BAĞLI DEĞİLDİR.”
Bangladeş İslami Cemaati de Çalıştay’a gönderdiği mesajda davaya dair bazı detayları paylaştı. Açıklamada şu bilgilere yer verildi; “Savunmanın anahtar tanığı Ranjan Bali’nin mahkeme girişinde özel bir polis ekibi tarafından kaçırılması ve bunu müteakiben ortadan kaybolması Bangladeş’te yaşanan durumu özetlemektedir. Başından beri dünyanın her yerinden uluslar arası cemiyetler bu davaların uluslar arası standartlara tamamen uygunsuz olarak yürütüldüğünü iddia etmeye devam ediyor. Uluslar arası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslar arası Barolar Birliği, Uluslar arası Adalet Merkezi ve BM İnsan Hakları Komisyonu gibi adalet ve insan hakları kuruluşlarının tümü yaptıkları açıklamalarda dava ile alakalı derin kuşkularını bildirdiler. Bizler yargılamaya karşı değiliz. Adil ve hukuk kuralları içerisinde herkes yargılanmalıdır ancak 91 yaşındaki Prof Gulam Azam, Mevlana Rahman Nizami ve Mevlana Hüseyin Saidi gibi genel saygı gösterilen kişiler, Bangladeş iktidar partisinin siyasi intikamı olarak izah edilebilecek şekilde en aşağılık suçlarla itham edildiği takdirde biz de elimiz kolumuz bağlı kalamayız.”
ABD, HİNT VE ÇİN DÜZLEMİNDE BİR PROJE
Uluslararası Gençlik Forumu (IYFO) İstanbul Başkanı İsmail Mansur Özdemir ise yaptığı konuşmada Bangladeş İslam toplumuna yönelik hak ihlallerinin tematik olarak ayrıca tahlil edilmesi gerektiğini ifade ederek; “Alenileşen hak ihlalleri, yargılamanın şekil ve esas sorunları, siyasetin hukuka müdahalesi ile sistemik yapısal devlet sorunsalı, uluslararası rol sorumluluğu olan kurumların pasif ve isteksiz durumu çok boyutlu başvurularla kayıt altına alınmalıdır” dedi. Avukat Bayram Sakartepe de Cansuyu Derneği’nin hukukçular heyeti ile birlikte gittikleri Bangladeş’te yaptıkları görüşmeler hakkında Çalıştay’a bilgi verdi. Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner ise meselenin Bangladeş’in bir iç sorunu olmadığını ifade ederek ABD, Hint, Çin düzleminde yürütülen projeye dikkat çekti. Çetiner; “Resmi ya da gayri resmi heyetlerle çalışmalı. Türkiye daha aktif rol oynamalı. D8 bağlamında bir süreç başlatılmalı. Hindistan ve Çin deki gruplarla irtibat içinde olunmalı. Bangladeş medyası bilgilendirilmeli” diye konuştu.
