Araba gibi araba yapacak babayiğit arayışımız sürüyor

Araba gibi araba yapacak babayiğit arayışımız sürüyor

Bir şirketin yerli elektrikli otomobil üreteceği haberlerine Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’dan cevap geldi.

Yerli arabadan kastın motor ve aktarma aksamları dahil yüzde 85’inin Türkiye’de üretilmesi olduğunu vurgulayan Çağlayan, “Adaylar var. Ama biz golf arabası değil, araba gibi araba istiyoruz.” dedi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ‘yerli otomobil’ konusunun yeterince anlaşılmadığını düşündüğünü söyledi. Özellikle motor ve aktarma organı imalatından bahsettiğini vurgulayan Çağlayan, “10 sene önce söyleseniz ben de gülerdim. Ama Türkiye, otomobilini de, uçağını da yapacak noktaya geldi. Türkiye, bu otomobili yapacak ama yapacak ama yapacak. Bunun en az yüzde 85’i benim ülkemde üretilecek. Üretir miyiz? Her türlü imkânımız var. Babayiğit arayışımız devam ediyor. Aday var, adaylar var. Golf arabası değil, araba gibi araba istiyoruz.” dedi.

Ekonomi Gazetecileri Derne-ği’nin (EGD) geleneksel yılbaşı buluşması öncesi, derneğin Yüksek İstişare Kurulu üyeleriyle bir araya gelen Çağlayan, güncel konularda değerlendirmelerde bulundu. Çağlayan, yıl sonu ihracat rakamı ile ilgili olarak, “Ocak sonunda gümrük rakamları açıklandığında Türkiye’nin ihracatı 151-152 milyar dolar seviyesinde olabilir.” şeklinde konuştu. Yerli otomobil konusundaki soru üzerine, bu konudaki hükümetin beklentisinin yanlış anlaşıldığından şikayet eden Çağlayan, “Otomobil sektörü yüzde 56 ithalat bağımlısı. Biz bunun yüzde 44’ünü içeride üretiyoruz. Öyle bir yan sanayimiz var ki bir aracın yüzde 85’ini yapabilecek yetkinliğine, teknolojiye, insan gücüne sahip. Yüzde 100’ünü yapacağız diye bir derdimiz de yok.” ifadelerini kullandı. Buradaki kasıtlarının; yerli tasarıma sahip, motor ve aktarma organlarının yurtiçinde üretilebildiği bir model olduğunu dile getiren Çağlayan, sektörün ihracatın lideri olmasına rağmen 2011’de otomotivde 6 milyar dolar açık verildiğine işaret etti. Çağlayan, şunları söyledi: “Fazla veren bir sektör son 2-3 yıldır açık vermeye başladı. Üretim için lisans vermiş otomobilciler Türkiye’ye motoru vermiyor, aktarma organını vermiyor. Sen git al sacı, kaportayı, vur düzelt, boya, getir şunu yerleştir. Biz bu sefer asıl teknolojik olan, yüksek katma değerli ürünü üretmek yerine, katma değeri düşük bir yapıya dönüşmüşüz.”

Çağlayan, Türkiye’de otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin İtalyan ortağıyla, yeni bir aracı İtalya’da üretip Türk markası olarak piyasaya sürmeyi teklif ettiğini, ancak bunu kabul etmediklerini söyledi. Çağlayan, elektrikli araç üretimi konusunda da bunda da önemli parçanın akü olduğunu vurgulayarak, “Elektrikli otomobilin eğer bataryasını Türkiye’de üretemiyorsak ben bu otomobilin yüzde 50’sini dışarıdan ithal etmiş duruma düşerim. Bataryayı ürettiğiniz zaman sadece otomobil bataryası üretmiyorsunuz. İletişim, uzay, havacılık gibi birçok teknolojide bunu kullanıyorsunuz.
Burada başka bir detay var. Elektrikli araçların aküleri lityumdur. Bizim şu anda kanıtlanmış bir lityum rezervimiz yok. Bu bizim için bir talihsizlik. Ama biz bunu yapacaksak ki yapmak zorundayız, hammaddeyi nereden alacağız? Lityum nerede var; Zimbabve’de, Afganistan’da. Bunu yaparken de bugünden tedarik güvenliğimi sağlamak durumundayım.” değerlendirmesini yaptı. Çağlayan, yapılan düzenlemeyle karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılması sonrası yaşanan sıkıntının ‘risk merkezinin hâlâ faaliyete geçememesinden’ kaynaklandığını söyledi. İş dünyasının içinden gelmiş bir isim olarak kendisinin ‘ekonomik suça ekonomik ceza’ taraftarı olduğunu ancak, çek konusunda ‘hapis kalsın’ diyenler arasında yer aldığını ifade eden Ekonomi Bakanı, bu konuda karar alınırken suistimallerin önüne geçilmesi için getirilen ‘risk merkezi’nin kendisini ikna ettiğini belirtti. İran ve aldığı altınlar konusuna da değinen Çağlayan, burada altının bir para değişim aracı olarak kullanılmadığını, bunun ‘ticaret’ kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Konuşmasında, Merkez Bankası’nın politikasına da değinen Çağlayan, faizlerin düşmesi konusunda politika belirleyicilerin hassas olması gerektiğini söyledi. Çağlayan, “İnşallah gelecek yıl Merkez Bankası, bu konuda daha anlayışlı davranacaktır.” diyerek, bu konudaki temennisini dile getirdi.

Cihan