Anneler artık terlik fırlatmıyor

Anneler artık terlik fırlatmıyor

Kursa katılan ailelerdeki değişimi en güzel anlatan cümle, bir çocuğun annesine söyledikleri: 'Anne sen artık bize terlik fırlatmıyorsun

Annelerin 'güdümlü' terliklerini bilmeyen yoktur. Çocukların haylazlıklarıyla başa çıkamayan anne, bir hamlede terliğini çıkarır ve hedefe tam isabet edecek şekilde atar. Tabi bu tavsiye edilen bir eğitim şekli olmaktan ziyade, bir 'çileden çıkan anne' davranışı. Milli Eğitim Bakanlığı anne ve babaların çileden çıkmasını engellemek için sorunun kökenine iniyor ve ebeveynlere çocuklarına nasıl davranırlarsa olumlu geri dönüşler alabileceklerini öğretiyor. 0-18 Yaş Aile Eğitimi Programı olarak adlandırılan programda, anne-babalara çocuklarını nasıl dinleyecekleri, kendilerini çocuklarına nasıl ifade edecekleri, birlikte zaman geçirmenin yolları, aralarındaki çatışmaları nasıl aşabilecekleri öğretiliyor. Böylece aile içi ilişkilerin güçlendirilmesi hedefleniyor.

DAHA ÇOK ANNELER KATILIYOR

Derslere daha çok anneler katılıyor ama az da olsa kursa gelen babalarda var. Çünkü onlar da çocuklarıyla iyi iletişim kurmak istiyorlar. Katılan pek çok aile programdan olumlu sonuçlar alıyor. Program 0-3 / 3-6/ 7-11 ve 12-18 Yaş Aile Eğitim Programı olarak dört yaş grubuna ayrılıyor. Haftada bir gün 2 saat konu anlatılıyor, 0-3 / 3-6 yaş için de bir gün ev ziyareti yapılıyor. Programı Milli Eğitim Bakanlığı Hizmet İçi Eğitimi kapsamında düzenlenen kurslardan 'Aile Eğitim Kursu (0-18 Yaş) eğitici eğitimi belgesi' almış öğretmen, eğitimci, uzman ve usta öğreticiler yürütüyor. Malatya Halk Eğitim Merkezi'nde 6 yıldır aile eğitimi öğretmenliği yapan Mehtap Yaşbay, 'Anneler hep sorunlarla geliyorlar. Ama zamanla çözüm bulunuyor' diyor. Babaların kursa çok ilgi göstermediğini söyleyen Yaşbay, gelen 3-5 babanın akşam kursları ve olursa cumartesi kurslarına katıldığını anlatıyor. 8- 9 kişiyle başladıkları kurs, şimdi kontenjan sayısı olan 30 kişiyle devam ediyor. Ancak talep daha fazla.

AİLELER MUTLULUĞU YAKALIYOR

Mehtap Yaşbay annelerin birbirlerinden duyarak programa geldiklerini söylüyor ve ekliyor: 'Çözüme ulaşıldığı görüldüğü zaman herkes geliyor. Programa katılan ailelerden aldığımız geri dönüşler bize programın çok yeterli ve faydalı olduğunu gösterdi. Katılan ailelerin çocukları ile yaşadıkları sorunlar gözle görülür şekilde azalıyor. Programa başlarken çok umutlu olmayan birçok aile eğitim sonunda öğrendiklerinin sadece çocuklarıyla iletişimi kolaylaştırmakla kalmadığını, günlük yaşamlarındaki iletişim sorunlarını da azalttığını söylüyorlar' Mehtap Yaşbay birlikte çalıştığı bir anne ile adım adım nasıl ilerlediklerini ise şöyle anlatıyor: 'Ailenin 18 yaşındaki çocuğu babayla bağını koparmış, okumak istemiyor. Bayramda bile ellerini öpmüyor. Baba da çocuğu tamamen reddetmiş. Anneye çocuğu eleştirmemesini ve olumsuzlukları ortaya çıkarmamasını söyledim. Yemeğe bile gelmeyen çocuğu, sofraya çağırmasını, internete girdiği için eleştirmemesini istedim. Onun yerine 'Seninle kahvaltı etmek beni çok mutlu ediyor' mesajının verilmesi gerektiğini anlattım. Anne bunları uygulayıp geldiğinde 'Oğlum benimle yemek yedi ve hatta sarılıp beni öptü' dedi. Şimdi babayı çözmeye çalışıyoruz' diyor.

BÜYÜKANNELER DE GELİYOR

Ankara Şereflikoçhisar Halk Eğitim Merkezi'nde görev yapan Aile Eğitimi öğretmeni Senem Özercan 2010 yılında ders vermeye başlamış. İlk başlarda kurslara talebin çok az olduğunu anlatan Özerecan, alan çalışmalarının seyri genişledikçe ve aile eğitimi öğretmeni sertifikası alan öğretmenler arttıkça kurs sayısının arttığını ifade ediyor. Şereflikoçhisar halkının sosyo-kültürel yapısı nedeniyle kurslara daha çok bayanların katıldığını anlatan Özercan, 'Maalesef babalar gereken ilgiyi göstermiyor. Ders sonunda konu özetlerini içeren ekleri annelere veriyoruz. Bunları özellikle babalara okutmalarını istiyoruz. Ancak annelerden ve büyükannelerden yoğun ilgi görüyoruz. Büyükanneler 'Torunlarımla aramda daha güçlü bir bağ istiyorum.

Bunun için onlara nasıl davranmam gerektiğini öğrenmek istiyorum' diyerek kurslarımıza

katılmak istiyorlar' diyor.

BİZE BAĞIRMIYORSUN ANNE

Özercan, kursa katılan annelerin kursu komşularına tavsiye ettiklerini ya da kursta öğrendiklerini komşularına da anlattıkları söylüyor. Özercan'ın annelerden aldığı geri dönüşler ise projenin ne kadar faydalı olduğunu gösteriyor. Bu geri dönüşlerin bir kaçı şöyle; 'Çocuklarım bana anne sen değiştin diyorlar. Bize eskisi kadar bağırmıyorsun terlik fırlatmıyorsun diyorlar. Artık onları sakince dinleyebiliyorum.'

'Problem hep çocuğumda sanırdım. Onu sorumsuz haylaz kavgacı birisi olarak nitelendirirdim. Kursta öğrendim ki bunlar benim yanlış davranışlarımdan kaynaklanıyormuş. Davranışlarımı değiştirmeye çalışıyorum. Oğlumla daha iyi iletişim kurmaya başladım. Artık birbirimizi dinleyebiliyoruz, anlayabiliyoruz.'

'Eskiden çocuğum beni rahatsız etmediği sürece problem yok sanırdım. Bunun yanlış olduğunu öğrendim. Artık onunla daha çok ilgileniyorum, beraber oyunlar oynuyoruz. Onu sürekli farklı ortamlara götürüyorum. Artık köşesinde kendi başına oyun oynamıyor. Daha aktif bir çocuk haline geldi.'

Çocuklarım kavga etmiyor

Malatya'da Mehtap Yaşbay'ın derslerine katılan Emine Karadoğan, öğrendiklerini eşiyle paylaşmış ve evde birlikte uygulamışlar. Yaşadıkları değişimi Emine Karadoğan şöyle anlatıyor: 'Kursa başlamadan önce çocuklarımla kendimce bildiğim, eğitim zannettiğim bazen kavgalı bazen bağırmalı zamanlar geçiriyorduk. Annelik adına ceza veriyor bazen de ödüllendiriyordum ama çözümü bulamıyordum. Kızım 6 yaşındayken aile eğitimi hocamız Mehtap Hanım okula geldi ve bu eğitimden bahsetti. Katılmaya karar verdim. Her derse gittiğimde sanki kendimi yeniliyordum. Bu dersi daha önce neden almadım neden çocuklarıma böyle davranmadım diye düşündüm ama geç kalmamıştım. Çocuklarımı değiştirmenin yolu kendimin değişmesiymiş, ben de bunu yaptım. Ben dili, etkin dinleme, empati kurma, örnek olma, önleyici açıklama, yaşayarak öğrenme, davranışının sonucunu yaşatma gibi konuları öğrendik. Ben de eşimle paylaştım ve uygulamaya başladık. Çocuklarımızda gözle görülür değişiklik oldu. Artık sorumluluklarını yerine getirmeye, kızgınlıklarını ifade ederek çözmeye başladılar. Kardeş kavgaları azaldı. Bu durum bizi çok mutlu ediyordu. Çocuklarım da bizi mutlu görünce daha çok seviniyor ve her şeyi daha düzgün yapmaya çalışıyorlardı. Bunu öncelikle hocamız Mehtap YAŞBAY'a ve birlikte hareket ettiğimiz eşime borçluyum.'

Kural koyunca her şey yoluna girdi

38 yaşındaki Esin Ulutaş'ın iki kızı bir oğlu var. Esin Ulutaş evlerinde yaşadıkları değişimi şöyle anlatıyor: 'Aile eğitimini almadan önce evimizde kurallarımız yoktu. Kızlarım arasında bir buçuk yaş olması nedeni ile onları büyütene kadar çok zorluklar çektim.Sürekli etrafı dağıtıyorlardı ben de bağırıyordum. Yemek saati uyku saati düzenli değildi. Fakat aile eğitime katıldıktan sonra eşim Abdülmecit Bey'in desteği ile kurallar koyduk. Kuralları uyguladıkça her şey düzene girdi. Ben de artık eskisi gibi bağırmıyordum. Çocuklarla empati kurarak ben dili kullanmaya çalışıyordum. Düzenli yemek ve yatma saatimiz var. Kıyafetlerini kendisi giyiyor, odasını düzenliyor. Elif ikinci sınıfa, Enes yedinci sınıfa gidiyor. Onlar da derslerini düzenli yapıyor. Okuldaki başarıları iyi. Sorunlarımızı konuşarak çözüyoruz. Yemek saatlerinde televizyon genelde kapalı oluyor. Evde büyükten küçüğe sohbet edip gün içinde neler yaşadığımızı konuşuyoruz. Bütün bunları aile eğitimine borçluyum.'

Nişanlımla ilişkim bile düzeldi

Kardeşiyle arasındaki sorunlardan bunaldığı için Halk Eğitim Merkezi'ne, 'bir değişiklik olur' diye giden ama hayatı tamamen değişen Suna Güneş Yılmaz şöyle diyor:'Bundan tam bir yıl önce hayatım bu program sayesinde tamamen değişti. O dönem erkek kardeşimle birlikte kalıyordum ve sürekli sorunlar yaşıyordum. Bu durum öyle içinden çıkılmaz bir hale gelmişti ki artık hayatımın tüm alanlarını olumsuz yönde etkiliyordu. Nişanlım farklı alanlara yönelmemin bana iyi gelebileceğini söyleyince Halk Eğitim Merkezi'ne başvurdum. Aile eğitimi programından böyle haberim oldu. Kardeşim ergenlik dönemindeydi. Kursta bir ergenle nasıl iletişim kurulacağını bilmediğimi gördüm.Yaşadığımız tüm sorunların aslında birkaç iletişim tekniği ile kolaylıkla çözülebileceğini fark ettim. Her şeyden önce olaylara suçlayıcı ve eleştirel yaklaşımın ne kadar yanlış olduğunun farkına vardım.Özel hayatımda da oldukça etkili oldu. Nişanlımla yaşadığımız iletişim sorunları da neredeyse bitti. Artık hayata çok farklı bir pencereden bakabiliyorum ve kendimi rahatlıkla ifade edebiliyorum.'

Yeni Şafak