Anne sütü alan bebekte lösemi riski yüzde 20 azalıyor

Anne sütü alan bebekte lösemi riski yüzde 20 azalıyor

Bilimsel çalışmalarla anne sütü alan bebeklerde lösemi riskinin yüzde 20, ishal sıklığı ve hastaneye yatış oranının yüzde 72 oranında azaldığı ortaya konuldu

Sağlık Bakanlığı Anne Sütünün Desteklenmesi ve Bebek Dostu Hastaneler Bilim Kurulu Üyesi ve Gazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Türkyılmaz, anne sütü ve emzirmenin önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Anne sütünü, ilk ay tek başına, sonrasında ise tamamlayıcı beslenme ile 2 yaşını aşana kadar bebeğin tüm gereksinimlerini karşılayan, anne için de fayda sağlayan bir mucize olarak tanımlayan Türkyılmaz, "Ne annenin ne bebeğin kanındaki hücrelere benziyor. Anne sütünün içinde çok farklı bir hücre grupları hatta kök hücre bile bulunuyor ve adeta doku nakli görevi görüyor. Anne sütünün içinde canlı yararlı bakteriler de bulunuyor. Bu yararlı mikroplar, bebeği ömür boyu hastalıklardan korunmada önemli rol oynuyor" dedi.

Türkyılmaz, obezite, kanser, alerji, astım ve bağırsak hastalıkları gibi birçok hastalığın gelişiminde vücuttaki mikropların dengesizliğinin rol oynadığına dikkati çekerek, anne sütü içindeki yararlı bakterilerin bebeğin gelecekte karşılaşabileceği hastalıkları önlemede etkili olduğunu bildirdi. "Bu mikroplarla donanmış olunduğunda bebeğin bağışıklığı kuvvetlendiriyor" bilgisini veren Türkyılmaz, anne sütü almayan bebeklerde menenjit, zatürre, orta kulak iltihabı ve ishal ihtimalinin arttığını söyledi.

"Eğer emzirilseydi bir yılda 5 yaştan küçük 800 binden fazla bebek ölmeyecekti"

Anne sütünün faydasının her gün yeni bir çalışmayla ortaya konulduğunu dile getiren Prof. Dr. Türkyılmaz, bu konuda sonuçları Lancet'te yayımlanan yüzlerce bilimsel araştırmadan derlenen makalede anne sütünün hastalıkları önlemedeki etkisinin oranlarla belirtildiğini anlattı.

Türkyılmaz, "Makaleye göre, 'Eğer emzirilseydi bir yılda 5 yaştan küçük 800 binden fazla bebek ölmeyecek, 20 binden fazla anne ise meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetmeyecekti' bilgisine yer verildi" dedi.

Araştırmaya göre, annenin bebeği emzirmesi halinde yayılmış ileri meme kanseri gelişme riskinin yüzde 7 azaldığına dikkati çeken Türkyılmaz, öne çıkan sonuçlara ilişkin şunları kaydetti:

"Bebeği emzirme durumunda annede yumurtalık kanseri gelişme riski yüzde 30 azalıyor, yüzde 7 oranında meme kanserinden koruma sağlıyor, tip 2 diyabet ve depresyon görülme sıklığını düşürüyor, osteoporoz riskini azaltıyor ve annenin doğum öncesi kilosuna çok daha erken inmesine olanak veriyor.

Anne sütü alan bebeğin gelecekte obezite riski yüzde 26, tip 2 diyabet görülme sıklığı yüzde 35 oranında azalıyor. Anne sütü ile beslenen bebeklerde zeka gelişimi anne sütü almayanlara göre yüksek oluyor. Emen bebekte gelecekte lösemi gelişme riski yüzde 20 oranında düşüyor. Astım, gıda alerjisi, egzama gelişme riskini önemli oranda azaltıyor. İshal sıklığı ve hastaneye yatış oranı yüzde 72 ve zatürre gelişmesi ve buna bağlı hastaneye yatış oranı da yüzde 57 oranında azalıyor. Orta kulak iltihabı riski yüzde yüzde 33, alerjik rinit riski de yüzde 20 oranında düşüyor. Bebekte ölüm riski büyük ölçüde ortadan kalkıyor."

"Emzirme doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde yapılmalı"

Prof. Dr. Türkyılmaz, bebeğin doğumdan hemen sonra ilk yarım saat içinde emzirilmesinin uygun olduğunu belirterek, bebek istediği sürece sık sık emzirilmesini gerektiğini söyledi.

İlk günlerde az miktarda salgılanan, sarımsı renkte içeriği farklı olan anne sütünün halk arasında ağız sütü olarak isimlendirilen "kolostrumun" olduğunu anlatan Türkyılmaz, bunun özel bağışıklık elemanları, büyüme faktörleri, mineraller ve vitaminlerden oldukça zengin olduğunu aktardı. Türkyılmaz, bunun birçok hastalığa karşı ilk aşı görevi gördüğünü vurgulayarak, yenidoğan sarılığını önlemede de etkili olduğunun altını çizdi.

"Her 2 bebekten biri doğumdan sonra 1 saat içinde emzirilemiyor"

İskandinav ülkeleri başta olmak üzere bazı gelişmiş ülkelerde bebeklerin anne sütü ile beslenme oranının yüksek olduğunu ifade eden Canan Türkyılmaz, şu bilgileri verdi:

"Bazı Afrika ve Asya ülkelerinde de yüksek. Ancak ABD ile İngiltere gibi bazı Avrupa ülkelerinde durum iyi değil. Türkiye'de de emzirme oranları giderek düşüyor. Türk Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) 2018 henüz yayımlanmadı. Türkiye'de 2008'de sadece anne sütü ile emzirme oranı yüzde 40,4 ve toplam ortalama emzirme süresi 15 aydı. 2013'e gelindiğinde ise tek başına emzirme oranının 4-5 aylık bebeklerde yüzde 9,5'e kadar düştüğü ortaya konuldu. 2018'de ise bu oranın çok daha aşağıya inebileceği üzülerek öngörülüyor."
Emzirme oranlarının düşmesinde formül mama sektörünün önemli bir payı olduğu değerlendirmesinde bulunan Türkyılmaz, bir başka en önemli nedenin ise sezaryen doğumların sıklığına bağlı olduğunu söyledi. Türkyılmaz, "TNSA sonucuna göre, her iki bebekten biri doğduktan sonra ilk bir saat içinde ve ilk 24 saatte ise yüzde 30'u emzirilemiyor" dedi.

"Türkiye'de sezaryen oranı yüzde 48"

Bunda en önemli nedenin sezaryenle doğum olduğuna işaret eden Türkyılmaz, "Dünyada yüzde 15-20 sezaryen oranları kabul edilebilir oranlardadır. Türkiye'de ise bu oran TNSA verilerine göre yüzde 48, yani her iki bebekten biri sezaryenle dünyaya geliyor. Bu bebekler de doğumdan hemen sonra anneleriyle buluşamadıkları için ve sezaryen annelerin sütlerinin salgılanmasını 72 saate kadar geciktirdiğinden bebek anne sütünü alamıyor" diye konuştu.

İlk üç günde bebeğe anne sütü verilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Türkyılmaz, Türkiye'deki araştırmaların formül mamalara çoğunlukla ilk hafta başlanıldığını gösterdiğini söyledi.

Canan Türkyılmaz, anne sağlığının korunması bebeğin sağlıklı gelişiminin tamamlanabilmesi için anne sütü ile beslenilmesi, tıbbi bir zorunluluk olmadıkça sezaryenden kaçınılması ve yeterli anne sütü olduğu sürece takviye adı altında formül mamaların tükettirilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

AA 

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.