Ahmet Davutoğlu'nun namazına engel olmuşlar

Ahmet Davutoğlu'nun namazına engel olmuşlar

Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra ilk kez konuşan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, namaz hatırasını anlattı

Risale Haber-Haber Merkezi

Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra ilk kez konuşan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, ilginç namaz hatırasını anlattı.

HaberTürk'ten Kübra Par'a konuşan Davutoğlu, siyasi konulara girmeden yeni çıkan kitabını tanıttı. Röportajın bir bölümünde İspanya'da kiliseye dönüştürülen Kurtuba camiinde namaz kılma çabasını ve görevlilerin müdahalesini anlatan Davutoğlu'nun sözleri şöyle:

SİZ OYALAYIN BEN NAMAZ KILAYIM

"Kurtuba Camisi beni en çok hüzünlendiren yerlerden biridir. Dünyadaki en iyi ışık açılarının olduğu mucizevi bir eserdir. Maalesef haçlı zihniyetinin eline düşünce bütün pencereler kapatılmış. İçine bir kilise kondurulmuş. Böyle bir mekânda mutlaka namaz kılmam gerektiğini düşündüm. 

"Sare Hanım ve çocuklarla girdik. Yanımızda İspanyol ev sahiplerimiz de vardı. “Siz görevlileri oyalayın ben köşede namaz kılayım” dedim ama gördükleri an engelliyorlar. Köşeye gittim. Bir rekat kıldım. Hemen başıma dikildiler. Pes etmedim, gece gidip dış kapısından sütunların arasına girdim. Namazımı kıldım.

MÜSLÜMAN OLUP OLMADIĞIMI ANLAMAYA ÇALIŞTILAR

Başınıza daha talihsiz ya da komik bir şey geldiği oldu mu?

1983’te Kudüs’e ilk gittiğimde Lübnan’da Sabra ve Şatila katliamları yeni olmuştu. Ortam çok gerindi. Gece sokağa çıkma yasağı vardı. King David Oteli’nden sabah 04.30 gibi çıkıp, Mescid-i Aksa’ya gitmeyi planladım. Gündüz yolları iyice zihnime yazdım. İki arkadaş daha benimle gelmeye niyetlendi. Sabah vazgeçtiler. Planladığım gibi otelden çıktım. Tarihi surlardan girdim. Bütün Kudüs uyuyordu. Benim ayak seslerimden başka ses yoktu. Asker gördüğümde saklanıyordum. Mescid-i Aksa’nın kapısına kadar vardım. Sadece içerideki görevliler vardı. 15-20 kişilik cemaatle namaz kılacaklardı. Biri ayak sesini duyunca “İkra” diye bağırdı. İkra, oku demektir. Benim Müslüman olup olmadığımı anlamaya çalışıyordu. Kuran-ı Kerim’den okumaya başladım. Nöbetçiyi tatmin edene kadar okudum. Sonunda çağırdı. Müslüman ve Türk olduğumu öğrenince sarıldı. Namazı beraber kıldık. Güneşin doğuşunu izledim. O sırada her şey olabilirdi. Birileri gelip, bizi götürebilirdi. Tarihin kaçınılmaz anları vardır. O şansı hissedersiniz. Yapmazsanız pişman olursunuz. İşte o anlardan biriydi...

KABE'DE ANINDA KABUL OLAN DUA

Bir de Kâbe hatıram var. Kabe’de yaptığınız duanın kabul olacağına hiç şüphe etmeyin. İyi düşünün ona göre dua edin. Sare Hanım İstanbul’a döndü, ben kaldım. “Ya Rabbim en kısa zamanda beni buraya getir” diye dua ettim. Kabe’den çıktım. Dostum Hamdi Bey beni oradan aldı. Uçakla Amman’a gidecektik. Eski bir arabası vardı. Beni uçağa yetiştirmek için o arabayı bırakmış arkadaşının yeni arabasını almış. Medine yolunun yarısını geçtik araba bozuldu. Taksi tuttuk. Havaalanına yaklaşırken o da bozuldu. Medine havaalanına vardığımda uçağın kapıları kapanmıştı. Bir sonraki uçak da bir hafta sonraydı. Tekrar ihrama girdim. Mekke’ye geri döndüm. Dolayısıyla duam aynı gün kabul oldu. Gece Hira mağarasına çıkmak istedim. Herkes “olur mu öyle şey” dedi, dinlemedim. Arkadaşım Hamdi Bey de beni yalnız bırakmadı. Ben mağaranın içinde arkadaşım dışında sabaha kadar ibadet ettik. Ertesi sabah döndüğümüzde herkes cesaretimize şaşırdı. “Sizi orada yakalasalardı terörist zannedip, götürürlerdi” dediler. Hayatın kırılma anlarında o şansı değerlendirdiğinizde şans oluyor. Bu şansları değerlendirmek gerekiyor. Maceraperest olmakta fayda var.

 

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum