1. YAZARLAR

  2. Misafir Kalem

  3. 20. Yüzyıl kâbusu deizm ve Tabiat Risalesi
Misafir Kalem

Misafir Kalem

Yazarın Tüm Yazıları >

20. Yüzyıl kâbusu deizm ve Tabiat Risalesi

A+A-

Suad Alkan’ın yazısı

Dünyanın matematik izahı Galileo ile başlamıştır.

Galileo, Kepler ve onların ekolünü meydana getiren astronomlar, dünyanın varoluşunu, matematik formüller şeklinde ve varlıkların, gökyüzü cisimlerinin matematiğe dayalı ilişkileri, görüşleriyle ortaya çıktı.

Bir müddet sonra, Newton, gökteki varlıkların birbiriyle ilişkisini yalnız matematik formülle değil, aynı zamanda yerçekimi kaidelerinin onlara tatbiki olarak gösterdi. Böylece matematik formüle bir fizik formülü ilâve edilmiş oldu.

Bu yeni görüşlerin Avrupa’da ortaya çıkardığı problem şu olmuştur:

1. O zamana kadar kâinattaki hareketler, ilahî bir varlığın o hareketlere nezaret etmesi ve o hareketlerin intizamını sağlaması şeklinde ortaya çıkmıştır.

2. Fakat bu matematik görüş, yeni bir izah tarzı veriyor:

Demek ki bunlar öyle bir intizamdır ki, bu intizamın arkasında bir matematik formül bulmak mümkündür.

3. Binaenaleyh Allah’ın yaratıcı gücü, bu buluşlarla nasıl bağdaştırılacaktır?

Bu bağlantıyı, tecrübeler yaparak, bilgilerini daha fazla derinleştirerek bulmaya çalışmamışlar. Biraz acele edilmiş. Kestirmeden fizik, matematik ve yaratıcı güç arasındaki ilişkileri bir formülle ortaya çıkarmışlar:

A-Bir yaratıcı varlık vardır.

B-O yaratıcı varlık devamlı olarak her mili saniyede dünyada olup bitenlere nezaret etmez.

C-Büyük bir saatçi ustası gibi zemberekleri kurmuş, sistem de kendi kanunlarıyla devam ediyor.

D-Sistemin kanunları fizik ve matematiğe bağlıdır.

Bir şeyin yaratılması niçin matematik ve fizikî kanunlara dayandırılmıştır? Bu izah edilmemiştir.

17. yüzyılda Batı Avrupa’da ilahi varlığın özü dışında çalışan kanunların mevcudiyetinden bahsederken inançlarını yitirmeyenlerin bu izahına bir ad verilmiştir.

Bu teoriye Deizm deniliyor.

jack.jpg

Mesela John Locke (1-Soldaki) bir deist idi. Henry Saint John Bolingbroke (2-Sağdaki) bir deisttir. Jan jak Rousseau’yu ve Voltair’i tarih felsefesi ve deizmi ile etkilemiştir. Voltair her ne kadar Katolik kilisesinin aleyhinde çok şeyler yazmışsa da inancında bir deist olduğu anlaşılır.

Demek ki Avrupa’da hem dini, hem de modern fiziği ve matematiği ilgilendiren “Deizm” diye bir teori var.

18. yüzyılda artık bu teoriye inananların sayısı çok azalıyor.

Sebebi de şu: O ilahî varlığın çalışması niçin matematik yoldan veyahut niçin fiziki yoldan olsun?

Bu fiziki varlığın, ilahî bir varlığın mevcudiyetine bağlı olup olmadığı bilinmiyor.

Hâlbuki ilahî varlığın kendisini günlük hadiselerde göstermesi ve bir hak anlayışına dayanması gerekirdi.

O ilahi varlığın daima bir intizam içinde iş gördüğünü öngören şablon yoluyla çalıştığına inanmak mümkün değil.

Çünkü bu dünyada çok haksızlık var. Binaenaleyh intizam yalnız matematiğin ve fiziğin intizamı mıdır?

Dünyada yaşayan insanların da bir intizamı yok mudur, diye ortaya bir soru çıkıyor.

Bu soru ile birlikte “septisizm” şüphecilik doğmuştur. Artık deizm bir teori olarak yavaş yavaş ortadan kalkıyor ve yerine materyalizm geliyor. Materyalizm 19. yüzyılda çok tesirli oluyor.

Bu ince şeyleri değil, yalnız hadiseleri etüt edelim.

Hadiselerin kataloğunu çıkaralım ve onun arkasındakileri çok fazla düşünmeyelim, deniliyor.

İkinci olarak nasıl oluşuna bakalım, niçin oluşuna bakmayalım, dünya çok karanlık bir dünyadır, ne olduğunun bilinmesine imkân yoktur, nihayet:

Dinsizler de yanlış düşünüyorlar, çünkü onlar sanki Allah’ın olmadığını isbat edeceklermiş gibi davranıyorlar, öyle bir şey mümkün değil, diyenler de görülüyor.

Birinci akıma materyalizm,

İkinciye pozitivizm,

Üçüncü akıma ise “septisizm” şüphecilik denilir. Bu üç akımın her biri, kâinatla ilişkisini başka türlü kuruyor. Şimdiye kadar bu üç akımdan hangisinin doğru veya yanlış olduğu şeklinde ispat veya onlara karşı çıkış diye bir şey yok.

Fakat bunların karşısında bir dördüncü akım var. Bu dördüncü akım diyor ki:

İnsan aklının bulabileceği şeyleri bir yaratıcı güce mal etmek doğru değildir.

Yaratıcı gücün imkânları insan tarafından tasnif edilemez.

Bu bir iman meselesidir.

Yaratıcı güce inanılır, olup bitenlerle ilişki kurmaya çalışılmaz.

Olup bitenler ayrı bir küme olarak incelenir.

Bütün bu görüşlerde bir mesele var:

Bilim ilerlemiştir. Bilimin verdiği bilgiler yanında, ebedî gücün varlığı konusunda düşünülmüş çalışmalar da var. Bunların arasındaki merdiveni kurmak felsefeciler için o kadar kolay bir iş değil.

Modern topluluklarda insan aklının ortaya koyabileceği bir konu değil. Fakat modern dünyada yaşayan insanlar her şeyle kendilerine köprü kurmak alışkanlığı verildiği için ve öyle irtibatlı düşünme tarzına alışık olduğu için, sokaktaki insan soruyor:

Sen bana Allah’la tabiat kanunları arasındaki köprüyü kur!

Bediüzzaman’ın çağımızda Kur’an-ı Mübin’in anlaşılmasına has kimliği işte tam bu noktada ortaya çıkar. Ona yaklaşım sağlayamayan kişiler için ilim falan bir safsatadır. Öyleler için “binler ‘fünun’ u bilse de, cehl-i mürekkeple bir eçheldir. Çünkü duyguları, efkârları, kâinatın envâr-ı marifetini getirdiği vakit, nefsinde onu tasdik edecek bir madde bulamadığı için sönerler (…)” buyurmuştur.

Risale-i Nur Külliyatının tamamı içinde “Tabiat risalesi” ve “10. Söz” Avrupa ve Avrupa tesirindeki Modern Dünyanın konuyla ilgili sorusuna verilmiş bir cevaptır.

1-John Locke 18. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biridir. Düşünce hürlüğünü, eylemlerimizi akla göre düzenlemek anlayışını yayan ilk kişi olduğu için Avrupa’daki Aydınlanma ve Akıl Çağı’nın kurucusu olarak kabul edilir.

2-İngiliz devlet adamı ve siyaset felsefecisi…  jean jacque Rousseau ve Fransız yazar ve filozofu Voltair’i etkiledi.  Voltaire, Fransız ihtilali ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı oldu. Jean-Jacques Rousseau, Cenevreli filozof ve yazar. Siyasi fikirleri, Fransız ihtilalini etkiledi. İhtilalden sonra kurulan devletin eğitim sisteminde etkili oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum