'15 Temmuz laik eğitimin önemini gösterdi' demek darbeciliktir
AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal, Ali Koç'a Gezi olayları ve FETÖ'ye verdikleri destekleri hatırlattı ve şunları dedi
Risale Haber-Haber Merkezi
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili ve Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç'un 15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesini laikliğe bağlaması şaşkınlıkla karşılandı. Darbe gecesi sokaklar muhafazakar insanların "Ya Allah Bismillah Allahu ekber"leri, camilerden okunan selalar ile inlerken olayı laikliğe bağlamak tepki çekti.
AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal, Ali Koç'a Gezi olayları ve FETÖ'ye verdikleri destekleri hatırlattı. Ünal, Yeni Şafak'taki yazısında, "2013 yılında, tam anlamıyla bir darbe girişimi olan ve tartışmasız şekilde Fetullah Gülen Örgütü tarafından yönetilen Gezi olaylarında büyük sermaye üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Otelleriyle, üniversiteleriyle, lojistik destekleriyle sokağı ayakta tutmak için büyük çaba sarf ettiler. Gezi olaylarında gerçekten göz yaşartıcı bir uzlaşma tablosuyla karşılaşmıştık: Devrimci Türkiye solu, Türkiye'nin en büyük sermaye kuruluşlarının lojistik desteğiyle, Fetullah Gülen patronajında ne de güzel kucaklaşmıştı! 17/25 Aralık darbe girişimi sonrasında, başta Koç Holding olmak üzere büyük sermayenin Fetullah Gülen'e nasıl boyun eğdiğini, nasıl Fetullah Gülen'in himayesi altına girdiğini, tespihlerin, ananasların, rafineri işlerinin nasıl gelip gittiğini hepimiz gördük. (Pensilvanya'ya yapılan Koç gibi ziyaretleri bilahare konuşuruz.)" dedi.
Sabancı Holding ile Koç Holding'in darbe açıklaması yapmak için 18 Temmuz'u beklediklerine dikkat çeken Ünal, Ali Koç'a şunları söyledi:
"Bugün itibariyle darbe girişiminin üzerinden tam 1 ay geçti. Peki, büyük sermayemiz bu süreçte üzerine düşeni yaptı mı? Özeleştiriden bahsetmiyorum; ekonominin güven kazanması, toplumun rahatlatılması, hükümetin, parlamentonun desteklenmesi, haydi bunları da geçtik, darbe dehşetinin dünyaya anlatılması için potansiyelinin bir kısmını olsun kullandı mı?
"Bunu da geçtik... Ancak, darbeden 1 ay sonra, kürsülere çıkıp, başımıza gelenlerin laik ve çağdaş eğitim sisteminin önemini ortaya koyduğunu söylemek de neyin nesi?
“Köprüde askerin kafasını kestiler”, “işkence yapıyorlar”, “cadı avı” gibi kara propaganda gayretleri korkak ve ürkek bir biçimde darbeye arka çıkma niyeti taşıyordu; laik eğitim vurgusu ise, hem pişkinlik, hem de cesur bir darbecilik kokuyor.
Yaşadığımız dehşet, Cumhuriyet tarihi boyunca, laik eğitim adı altında zorbaca, zalimce, ceberutça sergilenen ayrıştırma ve aşağılamanın neticesi değil de nedir?
Sadece eğitimde değil, her alanda, başörtülüyü, namaz kılanı, selam vereni, sakallıyı, köylüyü, yoksulu, dindar Türk ve Kürt'ü dışlayan ve öteleyen bir zihniyet, hainlerin sızma girişimlerine zemin ve bahane üretmiştir.
Bırakın namaz kılan subayı, selam vereni, eşi başörtülü olanı ihraç eden; hatta şehidin başörtülü annesini cenazelere yaklaştırmayan bir Silahlı Kuvvetler, hem bütün millet tarafından sızılması mübah bir kurum olarak görülmüş, hem de hainlerin sızıntılarından kendisini koruyamamıştır.
Başörtülüdür, dindardır, muhafazakardır, İmam-Hatiplidir deyip bu ülkenin çocuklarını dışlamasaydınız; okullardan atmasaydınız, kamu kurumlarında aşağılamasaydınız, acaba bunlar yaşanır mıydı?
Ne yaşadıysak, laiklik adı altındaki ve laik eğitim adı altındaki zorbalık nedeniyle yaşadık.
Buna rağmen, çıkıp da, 15 Temmuz'un laik ve çağdaş eğitimin önemini gösterdiğini savunmak eğer cahillik değilse, doğrudan darbeciliktir.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.