Yeniden yapılacak olan Hicaz Demiryolu’nun 7 faydası olacak

Yeniden yapılacak olan Hicaz Demiryolu’nun 7 faydası olacak

Sultan II. Abdülhamid ‘benim rüyam’ diye anlatır, hep kutsal topraklara giden o raylar üzerinde Türk lokomotiflerini hayal ederdi. İstanbul’dan başlayan yolculuk Şam’a ve oradan en özele, kutsal topraklara uzanıyordu

Der'a, Zarka, Amman, Ma'an, Müdevvere, Tebük, Medâin-i Sâlih, El-Ula ve Medine… Sultan’ın rüyası hep Mekke’ye uzanmak olsa da bu gerçekleşmemişti. Yine de ‘Hicaz Demiryolu’, her türlü maddi zorluk ve dış engellere rağmen büyük ölçüde tamamlanmış ve kutsal bölgedeki rayların inşasında yalnızca Türk ve Müslüman işçiler çalışmıştı. Oraya gayrimüslimler giremezdi. Ancak yol, İslamiyet’e en çok zarar veren gruplar arasından sanki meleklerin yardımıyla geçip gidiyordu. İnşasından hemen sonra hizmete alındığı ilk yıl binlerce lira kar etmişti.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Güngör, “Hicaz Demiryolu, sıradan bir ulaştırma projesi değildi. Dini, siyasi, askerî lojistik ve modernleşmenin tek bir hatta düğümlendiği büyük bir medeniyet teşebbüsüydü. Osmanlı demiryollarının önemli bir kısmı yabancı sermaye ve imtiyaz rejimiyle kurulurken, Hicaz hattı imparatorluğun kendi öz sermayesi ve geniş bağış kampanyalarıyla yürüttüğü istisnaî bir girişimdi. Bu yüzden yalnız teknik değil, aynı zamanda sembolik bir ‘biz yapabiliriz’ iddiası taşıdı. Demiryolu ve mimarisi geç Osmanlı dünyasında devlet kudretini, modernliği ve meşruiyeti görünür kılıyordu. Ayrıca bu hat hac yolunu kolaylaştırma kadar merkezin Hicaz üzerindeki egemenlik kapasitesini tahkim etme amacı taşıyordu. Bu hattın tarihî işlevi üç kelimeyle özetlenebilir: hac, merkezileşme, savunma” diyerek Hicaz Demiryolu’nu anlatıyordu.

İşte bugün o yol yeniden yapılıyor. Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmayla Hicaz, yeniden Türk vagonlarıyla geçilecek. Osmanlı’nın mirası ve Sultan’ın rüyası yeniden gerçek olacak. Üstelik de İsrail’in en çok korktuğu şekilde!

Hicaz Demiryolu’nun her durağı şüphesiz çok önemli, çok değerliydi. Şam’la Medine arasında kalan ve Medain-i Salih diye isimlendirilen durak ise bambaşka bir semboldü. Salih Peygamber’in Kur’an’da geçen Semud Kavmi ile yaşadıkları, kavmin geçmişte helakını anlatan kıssalarda bahsi geçen Kur’an ile ters düşen bir topluluk olduğundan, Osmanlı hassasiyeti burada da devredeydi. Semud’un yaşadığı antik kentin 20 kilometre uzağından geçen raylar, çığlıkla ya da yüksek sesle helak edildiği yazan kavmi hatırlatıyor ve buradan sessiz geçiliyordu.

SAYGI İÇİN TEKERLEKLERE KEÇE BAĞLAYIP GİTTİLER!

Bu kutsal bölgeler şüphesiz ki Hicaz ile Osmanlı bağlantısını kesmek isteyen Siyonist ve haçlılar için korkulu bir rüyaydı. Her ne kadar saygı duyulmuş ve işçiler kazmalarına keçeler sararak bu yolun kazılarını sessizce yapmış olsa da Arabistanlı Lawrence diye bilinen Thomas Edward Lawrence isimli ajan, Osmanlı’nın yıkılmasına yakın dönemde II. Abdülhamid tahttan indirilince bölgede maddi manevi yıkımın fitilini ateşlemişti. Askerlere demiryolundan söküp getirdikleri her bir ray karşılığında 1 altın vereceğini vadetmiş ve yolu da bölge gibi darmadağın etmişti. Lawrance Müslümanların kutsalına el uzatmış ve bölgede İslam’a en çok zarar veren isimlerden biri olmuştu. Öyle ki sessizlik içinde saygı ve dualarla inşa edilip geçilen yolun tek noktası Medain-i Salih istasyonu da değildi.

Buradan Medine’ye varana kadar Peygamber Efendimiz’e (asm) duyulan saygı nedeniyle tren raylarına ve tekerleklere keçe sarıldığı ve çıkan sesin azaltılması sağlanırdı. Bu esnada kimse konuşmaz, yalnızca duaların fısıltıları yayılırdı. Bugün Suudi Arabistan sınırları içinde kalmış Medayin-i Sâlih İstasyonunun yeri rastgele seçilmiş olamazdı. Salih Peygamberin kıssasındaki deve hikâyesinden dolayı kervancılar tarafından geleneksel olarak önemli addedilen ve evvelden beri sessizce geçilen bu bölge, aynı zamanda, yine Kuran-ı Kerim'de belirtilen sayha ile helâk olduğuna inanılan antik şehir civarındaydı. Peygamber Efendimiz’in (asm) de bu bölgeyi özellikle sessiz şekilde geçtiği biliniyor.

YEDİ BÜYÜK KIRILMA YAŞANACAK

Prof. Dr. Güngör: “Tam da küresel ticaret yollarının tıkandığı ve sıcak çatışma risklerinin arttığı bir dönüm noktasındayız. Böyle bir atmosferde Hicaz demiryolu hattını çağdaş bir vizyonla yeniden inşa etmek, sadece ray döşemek değil, bölgenin kaderini değiştirecek yedi büyük kırılma yaşatmaktır. Birincisi, bu proje Müslüman coğrafyasının 'soyut kardeşlik' söylemlerini aşarak ticarette ve siyasette fiili bir ortaklık kurabileceğinin en net, en somut kanıtı olur ve bölgeyi bağımsız bir güç merkezine dönüştürür. İkincisi, Birinci Dünya Savaşı’ndan kalan sabotaj ve ayrılık hatıralarını silerek tarihi hafızadaki acıların yeni bir ortak başarı motivasyonuyla aşılmasını sağlar. Üçüncüsü, batılı aktörlere bağımlı olmayan bu devasa altyapı hamlesi, küresel adaletsizliklere karşı tüm mazlum halklara müthiş bir özgüven ve umut ışığı aşılar. Dördüncüsü, Hürmüz, Babü'l-Mendeb ya da Süveyş gibi kritik deniz geçişleri tıkandığında devreye girerek küresel kriz ve savaş risklerine karşı muazzam bir lojistik kalkan ve ekonomik şok emici işlev görür. Beşincisi, Halep-Şam aksını da kapsayarak savaşla yıkılan Suriye’yi yeniden bölgesel ticaretin merkezine yerleştirir ve ülkenin inşasında altyapısal bir omurga olur. Altıncısı, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki diplomatik yakınlaşmayı soyut niyetlerden çıkarıp geri dönülemez maddi taahhütlere bağlar ve bölge siyasetine sarsılmaz bir çıpa atar. Yedincisi ise, modern hızlı tren entegrasyonlarıyla hac ve umre mobilitesini kara ekseninde yeniden örgütleyerek milyonlarca Müslüman için daha ekonomik, güvenli bir ulaşım sunar ve ümmet içi sosyo-kültürel bağları derinleştirir.”

Milliyet

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.