Yâ Rahmân! Habîbinin (asm) 'âlemlere rahmet' oluşundaki sırrı kalplerimize bildir
29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar
Bismillahirrahmannirrahim
Ey bütün kâinatı hikmetle yaratan Yâ Hakîm! Ey bütün âlemleri rahmetinle kuşatan Yâ Rahmân! Ey Habîbini ﷺ bütün insanlığa rehber ve âlemlere rahmet olarak gönderen Yâ Rahîm! Ey bütün varlıkların hamdinin sahibi Yâ Hamîd! Ey kâinatı bir tek tevhid hakikatinde birleştiren Yâ Vâhid!
Ey Rabbim! Kâinatın bütün tesbihini, Habîb-i Ekrem'inin ﷺ tesbihine bağlayan ve bütün hamdleri onun ﷺ Sana yönelen küllî hamdinin içinde birleştiren Sensin.
Yâ Rahmân! Habîbinin ﷺ “âlemlere rahmet” oluşundaki sırrı kalplerimize bildir. Onun ﷺ rahmetini yalnız tarihî bir hatıra olarak değil, bütün varlığa karşı şefkat, merhamet ve kulluk şuuru olarak yaşamayı nasip eyle. Resûlünün ﷺ Sana yaptığı bütün hamdlerin mânâsından bize bir hisse ver. Bizim dilimizdeki hamdi, onun ﷺ hamdine; bizim tesbihimizi onun ﷺ tesbihine; bizim kulluğumuzu onun ﷺ kulluğuna bağla.
Yâ Hakîm! Kâinat kitabını, Kur'ân'ın rehberliğinde ve Habîbinin ﷺ gösterdiği marifet nazarıyla okuyabilmeyi nasip eyle.
Yâ Nûr! Onun ﷺ gösterdiği nübüvvet nuruyla gökleri ve yeri, insanı ve mahlûkatı, hayatı ve ölümü okuyabilelim.
Bütün peygamberlerin getirdiği tevhid hakikatini, Habîbin ﷺ risaletinde kemale eren bir hakikat olarak kalplerimizde sabit kıl. Rabbimiz! Kâinatın tesbihinden gaflet eden değil, Habîbinin ﷺ rehberliğiyle o küllî tesbihi anlayan kullarından eyle.
Bize öyle bir iman ve marifet ver ki “Sübhânallah” dediğimizde yalnız kendi nefsimizi değil, bütün kâinatı, bütün peygamberleri, bütün melekleri ve özellikle Habîb-i Ekrem'inin ﷺ küllî tesbihini kalbimizde hissedelim. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
سُبْحَانَكَ تُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ الْكَائِنَاتُ بِجَمِيعِ تَسْبِيحَاتِ حَبِيبِكَ الْأَكْرَمِ، عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ، وَبِجَمِيعِ تَحْمِيدَاتِ رَسُولِكَ الْأَعْظَمِ لَكَ، عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ أَفْضَلُ صَلَوَاتِكَ وَأَتَمُّ تَسْلِيمَاتِكَ.
“Sübhânsın! Bütün kâinat, Senin en keremli Habîbinin ﷺ bütün tesbihleriyle ve Senin en büyük Resûlünün Sana yaptığı bütün hamdlerle Seni hamd ile tesbih eder. Ona ve onun Âline Senin en üstün salâtların ve en mükemmel selâmların olsun.”
Burada önceki cümlelerden önemli bir farklılık var. Önce:
Bütün mahlûkatın tesbihi sonra
Peygamberler, velîler ve meleklerin tesbihi şimdi ise Kâinatın, Habîb-i Ekrem'in ﷺ tesbih ve hamdiyle birlikte tesbih etmesi zikrediliyor.
Dolayısıyla cümle, küllî tesbihin merkezine Hz. Muhammed'i ﷺ yerleştiriyor.
Bu cümlenin en önemli Kur'ânî zemini Âl-i İmrân 31'dir:
قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ
“De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Burada Habîbullah kavramının Kur'ânî temeli ortaya çıkar. Ayrıca:
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
“Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 107)
Bu âyet, cümlemizdeki:
حَبِيبِكَ الْأَكْرَمِ ifadesinin “âlemlerle ilişkisini” anlamamız bakımından özellikle önemlidir. Hz. Peygamber ﷺ sadece bir topluma değil
لِلْعَالَمِينَ “âlemlere” rahmet olarak gönderilmiştir. Bu nedenle cümlede:
الْكَائِنَاتُ kelimesinin özellikle kullanılması dikkat çekicidir.
Risale-i Nur'da Hz. Muhammed ﷺ, yalnız tarihî bir şahsiyet olarak değil, kâinatın yaratılış gayesini ve anlamını gösteren en büyük rehber olarak ele alınır. Özellikle 19. Söz (Mu'cizât-ı Ahmediyye) ve 19. Mektup bu bağlamda önemlidir.
Bediüzzaman'ın yaklaşımında Hz. Peygamber ﷺ: “Şu kâinatın manevî güneşi” mesabesinde değerlendirilir.
Bu cümle, insanın kâinatı anlamlandırmasında nübüvveti merkezî bir rehber hâline getiriyor. Kâinat, yaratılmış bir kitap; Kur'ân, bu kitabın ilâhî açıklaması; Hz. Muhammed ﷺ:
Kur'ân'ın yaşayan ve en mükemmel uygulayıcısı
olarak düşünülebilir. Dolayısıyla
Kâinat → Kur'ân → Resûlullah ﷺ
arasında güçlü bir anlam bütünlüğü meydana gelir.
Hazırlayan: Nuran Şahin

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.