Yâ Âhir! Geleceğimizi Senin rahmetine bağla

Yâ Âhir! Geleceğimizi Senin rahmetine bağla

29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar

Bismillahirrahmannirrahim

Ey karanlıkları nurunla gideren Yâ Nûr! Ey iman edenleri zulmetlerden nura çıkaran Yâ Hâdî! Ey her musibetin ardındaki hikmeti bilen Yâ Hakîm! Sana hamdolsun ki iman nimetini bize verdin.

Yâ Nûr! Geçmişimizin karanlığını, geleceğimizin endişesini, ölümün dehşetini, ayrılığın hüznünü, dünyanın ağırlığını ve hayatın bilinmezliklerini iman nuruyla aydınlat.

Yâ Rahmân, Yâ Rahîm! Başımıza gelen belâların hepsini bizden kaldırmaya kudretin sonsuzdur. Fakat kaldırmadığın belâlarda da bizi sahipsiz bırakma. Belânın kendisinden önce, onun ruhumuzda meydana getireceği karanlığı bizden uzaklaştır.

Yâ Latîf! Anlayamadığımız hadiselerin içinde lütfunu hissettir. Yâ Hakîm! Sebebini göremediğimiz imtihanlarda hikmetine güvenmeyi nasip et. Yâ Sabûr! Bize sabır ver. Yâ Vekîl! Aczimizi Sana teslim etmeyi öğret. Yâ Fettâh! Musibetlerin kapattığı zannettiğimiz kapıların arkasındaki rahmet kapılarını bize aç.

Yâ Hâfız! Bizi korkularımızın içinde muhafaza et. Yâ Muîn! Zayıfladığımız zaman yardım et. Yâ Şâfî! Hastalıklarımızı şifaya, Yâ Cebbâr! kırılmış gönüllerimizi rahmetinle onarmaya vesile kıl.

Yâ Âhir! Geleceğimizi Senin rahmetine bağla. Yâ Bâis, Yâ Muîd! Ölümü yokluk değil, Sana dönüşün kapısı olarak anlayabilmeyi nasip et.

Ey altı cihetimizi iman nuruyla aydınlatan Rabbimiz! Bize yalnızca belâlardan kurtulmayı değil, belâlar içinde Sana daha çok yaklaşmayı; yalnızca acıdan çıkmayı değil, acının içindeki hikmeti okumayı; yalnızca korkuyu yenmeyi değil, korkunun içinde Sana sığınmayı öğret.

İmanımızı hayatımızın bütün cihetlerini aydınlatan bir nur, bütün belâlar karşısında bizi ayakta tutan bir sığınak ve bütün hâllerimizi şükür ve kulluğa ulaştıran bir vesile eyle. Âmin.

رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.

"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.

DİPNOT:

فَكَمَا أَنَّ الْإِيمَانَ بِإِزَالَتِهِ لِظُلُمَاتِ الْجِهَاتِ السِّتِّ نِعْمَةٌ عَظِيمَةٌ مِنْ جِهَةِ دَفْعِ الْبَلَايَا ...

Türkçe Meal

“Nasıl ki iman, altı cihetin karanlıklarını gidermesi itibarıyla belâları defetme yönünden büyük bir nimettir...”

Bu cümlede “imanın altı cihetin karanlıklarını gidermesi” meselesi bir önceki cümlenin devamı olarak daha da derinleşiyor. Özellikle “دَفْعِ الْبَلَايَا” — belâları defetme ifadesi, imanın yalnızca teorik bir aydınlanma değil, insanın hayatındaki korku ve musibetlere karşı da bir manevî koruyucu ve teselli edici nimet olduğunu gösteriyor.

Bu cümledeki “zulmet → nur” dönüşümünün en güçlü Kur’ânî ifadelerinden biri:

اللّٰهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ

“Allah iman edenlerin velîsidir; onları karanlıklardan nura çıkarır.” Bakara, 2/257

Burada dikkat çekici şekilde:

الظُّلُمَاتِ çoğul kullanılıyor.

Yani karanlık tek bir karanlık değil, karanlıklar. Bu, bizim metindeki:

ظُلُمَاتِ الْجِهَاتِ السِّتِّ ifadesini anlamak için çok güzel bir Kur’ânî zemin oluşturuyor.

İman insanı tek bir karanlıktan değil, çok yönlü karanlıklardan çıkarıyor. Musibet karşısında iman Kur’ân:

وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ ۝ الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلّٰهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ

“Sabredenleri müjdele. Onlar ki kendilerine bir musibet geldiğinde: ‘Biz Allah'a aidiz ve yine O'na döneceğiz’ derler.”

Bakara, 2/155–156 Burada iman, musibetin kendisini inkâr etmiyor. Musibetin anlamını değiştiriyor. “Ben Allah'a aidim.”

ve “O'na döneceğim.”düşüncesi, musibetin oluşturduğu varoluşsal karanlığı aydınlatıyor.

Bu cümle, Risale-i Nur'daki imanın musibetlere bakışı değiştirmesi meselesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Özellikle Hastalar Risalesi ve İkinci Lem'adaki musibet ve hastalıkların iman nazarıyla değerlendirilmesi burada çok önemlidir. Bediüzzaman'ın temel yaklaşımı şudur; Musibetler ve hastalıklar, insanın iman nazarıyla baktığında tamamen anlamsız ve mutlak şer olarak görülmez. Hastalık, sabır ve şükür gibi hâllerin insanın mânevî hayatına kazandırdığı yönler üzerinde durulur.

Bu cümlede iman nimetinin gayesi yalnızca “İnsanı rahat ettirmek” değildir. Daha büyük gaye, İnsanın belâlar içinde dahi Allah'la bağını koruyabilmesi ve kulluk istikametini kaybetmemesidir. Çünkü iman sayesinde insan:

belâ → sabır

nimet → şükür

korku → dua

acizlik → tevekkül

ölüm → âhiret

ayrılık → bekā ümidi

şeklinde yeni anlam bağlantıları kurar.

Hazırlayan: Nuran Şahin

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.