Vakit'e verilen ceza hukuki değil

Vakit'e verilen ceza hukuki değil

Vakit Gazetesi önceki gün 312 generalin kendilerine hakaret edildiği gerekçesiyle açtıkları davada 624 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edildi.

"Köşe yazısı iki generali doğrudan hedef almış iken bütün generalleri kapsar şekilde yorumlanması hukuk tekniği açısından bir sorun ortaya çıkarmaktadır." diyen gazetenin avukatı Hacı Ali Özhan, benzer davalarda verilen kararlara dikkat çekiyor.
Vakit Gazetesi önceki gün 312 generalin kendilerine hakaret edildiği gerekçesiyle açtıkları davada 624 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edildi.

Yasal faiziyle birlikte 1,8 milyon TL'yi bulan ceza, Türkiye yargı tarihinde bir ilk niteliği taşırken kararın yankıları sürüyor. Vakit Gazetesi sahibi Nuri Aykon'un vekili Avukat Hacı Ali Özhan, bir meslek mensubuna karşı yapılan hakaret halinde, o meslek mensuplarının tamamının dava açma hakkının hukuki bir sorun olduğunu belirtiyor. Özhan, Vakit'i tazminat ödemeye mahkum eden Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001 yılında verdiği bir kararda "Beş genel başkanın seçtiği, yalakalık yapan insanlar Meclis'e geldi" sözü nedeniyle bir milletvekilinin açtığı davayı, "Yalaka sözcüğüyle tüm milletvekilleri hedef alındığı açıktır... ancak yansıma suretiyle davacının bundan alındığını ileri sürüp manevi ödence dilemesi yerinde bulunmamıştır." diyerek reddettiğini hatırlatıyor.

Vakit Gazetesi yazarı Mehmet Doğan'ın (Asım Yenihaber) "Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke" başlıklı köşe yazısında sadece 2 komutanın isminin geçmesine rağmen 312 general Vakit Gazetesi'ne dava açmıştı. Önceki gün sonuçlanan davada Vakit Gazetesi'ne faiziyle birlikte rekor ceza verildi. Ceza, farklı çevrelerce basını susturma girişimi olarak değerlendirildi. Gazetenin avukatı Hacı Ali Özhan, benzer davalarda verilen kararlara dikkat çekti. Özhan, üye olduğu partiye hakaret edildiğini ileri süren bir kişinin açtığı davayla ilgili Yargıtay kararını mahkemeye sunduklarını söyledi. Yargıtay daha önce şu içtihatta bulunmuş: "Uygun illiyet bağı teorisiyle ilgili açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda, davacının manevi üzüntüsü (zararı) ile davaya konu haksız eylem arasında, hukuk düzeni açısından değil, mantık bakımından bir bağlantı söz konusu olabilir. Aksinin kabulü halinde ise saldırıya uğrayan siyasi partiye (tüzel kişiye) mensup her gerçek kişiye manevi tazminat davası açma hakkını tanıma gibi bir sonuç hasıl olur ki, bu durumda haksız eylem faili altından kalkamayacağı çok ağır bir tazminat borcu altına girer ve bu da hukuken kabul edilebilecek bir sonuç olamaz."
Zaman