Türkiye’nin ilk ve tek Osmanlıca dergisinin üçüncü sayısı çıktı

Türkiye’nin ilk ve tek Osmanlıca dergisinin üçüncü sayısı çıktı

Türkiye’nin ilk ve tek Osmanlıca dergisinin üçüncü sayısı raflarda yerini aldı.

Risale Haber - Haber Merkezi

Yayın hayatına başladığından beri ilgi odağı olan Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisi, Temmuz ayında üçüncü sayısı ile okur karşısına çıktı. Osmanlıca dergi yayınlanmaya başladıktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı ve olmayacağa benziyor. Yeni ortak söylem şu: Osmanlıca öğrenmek artık gerçekten kolay…

Osmanlıca eğitim alan almayan herkesin adeta başucu dergisi olma potansiyelini açığa çıkaran dergi, ortaokul öğrencisinden ev hanımına, üniversite öğrencisinden iş adamına herkesin ilgiyle takip ettiği bir dergi oldu.

Her sayıda çıtayı biraz daha yükselten dergi, bu ay da yine dopdolu. Devlet Arşivleri Genel Müdürü ile yapılan röportaj ve yeni hizmet binası dikkatinizi çekecek önemli bir yazı. Kitabelerin elektronik ortamda sanal ortama taşınma hikayesi de ayrı bir merak konusu.

Gubari yazıdan Ramazan ayına uygun bir çalışma ve çözümü tam yerinde olmuş. Bu ay ta’lik yazı ve belge örnekleri, bunun yanı sıra rik’a belge örnekleri ve çözümleri de okurlarını bir adım öteye taşıyor. Şiirler ve hikayeler ise bambaşka iklimlere taşıyor sizleri.
Bu sayıda bir de bulmaca var. Ödüllü bulmaca. Hiç böyle bir bulmaca görmediniz ve çözmediniz.

Ve bunların hepsini Osmanlıca okuyacaksınız.

Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisi bu ay da dopdolu ve sizleri bekliyor. Derginin editör yazısı da dergi hakkında şunları kaydediyor:

Osmanlıcanın bütün liselerde seçmeli ders olduğu ve öğrenciler tarafından seçildiği şu günlerde, Ramazan ayını istikbal ederken dergimizin üçüncü sayısını çıkarmaya muvaffak olduk, çok şükür. Diğer taraftan Türkiye genelinde MEB ve Hayrat Vakfı işbirliği ile devam eden Osmanlı Türkçesi kurslarında sertifika alanların sayısının 100 bin rakamına ulaştığı haberini aldık.

Ulaştığımız başka bir güzel haber de, Başbakanlık Devlet Arşivlerinin, İstanbul Kağıthane ilçesindeki kampüsüne taşınmış olması idi. Bu haberin bizi sevindiren en güzel tarafı ise, yediden yetmişe herkese açık olarak insanlarımızın kültürü ile buluşma mekanı olarak planlanmasıydı.

Öyle ya, nereden geldiğini bilmeyen nereye gideceğini bilemez. Kökü olmayan ağaç toprağa tutunamaz. Geçmişini bilmeyen, teraküm eden kültür hazinesinden habersiz yetişen bir nesil ise, kendine güzel bir ideal çizemez.

Devlet Arşivleri kampüsü içerisindeki müze, her vatandaşın muhakkak görmesi gereken bir yer. Tarih derslerinde veya sohbetlerinde zaman zaman duyduğunuz belgelerin asıllarını görmekten gelen şuur ve sevinci ifade etmek mümkün değil.

Yukarıya kaydettiğimiz sevindirici haberlerle ilgili olarak Devlet Arşivleri Genel Müdürü Sayın Uğur Ünal ile görüşmelerde bulunduk. Gelecek perspektifimize projeksiyon tutacak bu güzel çalışmaların arka planları hakkında bilgiler aldık.

Siz sevgili okuyucularımızın dergi hakkındaki dönüşleri, sosyal medyadan takibinizle beraber gelişen etkileşimler ve bu büyük kültür hareketine takip ve duyurma ile destekleriniz, ülkenin hızlı değişen gündemine rağmen çalışmaların şevk ve heyecan ile devam etmesine imkan tanıdı, ekibimize güç verdi.

Ayrıca yine sizden gelen ve sizin el yazınızla Osmanlıca yazılmış yazıları yayınlamak da ayrı bir onur vesilesi oldu. Okumanın ötesinde yazabilenlerin olması, kültür mirasının anahtarına bu manada sahiplik yapabilen bir neslin varlığı bizleri çok sevindirdi.
Bu süreçte; gerek dergimiz gerekse Osmanlıcanın seçmeli ders olması ve seçilmesi ile ilgili medyanın takibi ve desteği, sivil toplum kuruluşlarının farkındalık sağlama gayretleri, yazarlarımızın konuyu köşelerine taşımaları ve halkımızın teveccühleri de, toplum olarak tarihimize açılan kapının anahtarı hükmünde olan Osmanlıcanın öğrenilme gereği ve isteğini bir kez daha görünür kıldı.

“Temel Osmanlıcayı öğrenmek on beş dakikadır” cümlesiyle yola çıkan Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisi, belki hala hafızalarımızda ‘zor’ olarak yerleşen diğer kısımlarının da bizim kafamızdaki zorlukla aynı olmadığını geçtiğimiz ikinci sayısında göstermekle birlikte, bu sayımızda da “Bunu okuyabiliyorsan, bunu da okuyabilirsin” diyerek bir kez daha ispat ediyor.

Bu sayımızda da yine belgelere, şiirlere, yazılara, röportajlara yer verdik ve hepsini Osmanlıca olarak sizler için hazırladık. Yeni başlayanlar için metinlerin Latin harfleriyle yazılan karşılıklarını vermeyi de ihmal etmedik.

Bu ay Ta’lik yazı ile buluşturuyoruz sizleri. Bundan sonra selatin camilerinin etrafında bulunan mezar taşlarına bakarken, eski bir mezarlık yanından geçerken, cami, çeşme kitabeleriyle karşılaştığınızda -adeta- bir turist değil, ne yazdığını okuyabilen bir vatandaş olacağız dedik.

Belgelerin altına, metin içerisinde geçen kelimelerin manalarını koyduk yer yer. Sadece okuyan değil, aynı zamanda anlayan da olalım istedik.
Tarihi mirasımız üzerinde yapılan çok güzel çalışmalar var. Bunları da sayfalarımıza taşıdık. Osmanlıca öğrenmekle nerede ne var bilmek isteyenler için küçük rehberler oluşturduk.

Son olarak sizler için, bilgi ve öğrenme becerimizin artmasına katkı sağlamak düşüncesiyle, ödüllü bir bulmaca hazırladık.
Hulasa-i kelam, bizleri kültür hazinemizle buluşturacak en önemli anahtar olan Osmanlıcanın gerekli duyarlılık çerçevesinde muhatap alınır olması temennisiyle sizleri sayfalar arasında gezinmeye davet ediyoruz.
Unutmayınız! Osmanlıca öğrenmek artık çok kolay…