Topuk ağrısı her 3 kişiden birinde var

Topuk ağrısı her 3 kişiden birinde var

Genellikle 40 yaş üstünde başlayan topuk ağrıları fazla kilolu, ayakta durması gereken işlerde çalışan, düz tabanlı ve doğru ayakkabı seçmeyen kişilerde görünüyor.

A+A-

Her üç kişiden birini etkileyen topuk ağrısı ihmal edilir ve erken dönemde tedavi edilmez ise ağrı kronikleşebilir ve topuk altındaki esnek bandın iltihabı topuk kemiğinde sivrileşmeye yani topuk dikenine dönüşerek tedavisi zor bir süreç haline gelebilir.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Ahmet Çapar topuk ağrıları ve ayak tabanındaki iltihaplanmalar hakkında bilgilendirdi.

Dr. Çapar, “Topuk ağrıları genellikle 40 yaş üstünde, fazla kilolu, uzun süre ayakta durmayı gerektiren işte çalışanlar, düz taban, çıplak ayak ile sert ve soğuk zeminde yürüyenler, ince tabanlı uygun olmayan ayakkabı giyenler ve kadınlarda daha sık gözlenmektedir“ dedi.

Topuk ağrısı tedavi edilmediğinde topuk dikenine dönüşür
Topuk ağrıları içerisinde en sık karşılaştığımız topuk dikeninin, erişkinlerdeki topuk ağrısının yaygın nedenlerinden biri olduğunu söyleyen Dr. Ahmet Çapar, “Ayak tabanındaki bant ayağı destekler ve yürümeye yardımcı olur. Eğer bu ayak tabanında bulunan bantlar esnekliğini kaybeder ise tüm vücut ağırlığı topuklar üzerine biner. Bu durumda ayağa çok fazla baskı yapıldığında bağlar yıpranır ve iltihaplanarak sertleşir. Plantar Fasiit sendromu olarak adlandırılan bu durum sonrasında yıpranan ve sertleşen bağlar topukta dikensi bir çıkıntı görüntüsü oluşturursa buna da topuk dikeni denir. Aşırı yüklenme, uzun süre ayakta durma ya da koşma gibi nedenler topuk kemiğine yapışan bantta yırtık oluşumuna neden olmaktadır“ şeklinde konuştu.

Topuk dikeni olanlar yalın ayak yürümemeli
Dr. Çapar, “Topuk dikeninde, hastaların çoğunda uzun süre oturduktan ya da sabah kalktıktan sonra topuk ağrısı ve gerginlik görülür. Yürümekle topuk ağrısı azalır ama eğer hasta uzun süre yürümeye veya ayakta kalmaya devam ederse günün sonunda ağrısı artış gösterebilir. Eğer topuk dikeni ya da plantar fasiit tanısı konmuşsa evde mümkün olduğunca ayağın üzerine basmamak ve şişliği azaltmak için günde üç ila dört kez 15 ila 20 dakika buz uygulamak ağrıların azalmasına yardımcı olacaktır. Yalın ayak yürüme önlenmelidir, ayakkabısız yüründüğünde topuk üstünde aşırı yüklenme ve gerginlik oluşur. Ayakkabılar içerisinde topuğu destekleyen tabanlık kullanmak topuğa binen yükü azaltır. Kullanılan ilaç tedavisi ve buz uygulaması ağrıyı rahatlatmazsa, fizik tedavi topuk dikeni için tedavinin önemli bir kısmıdır“ dedi.

Topuk dikeninin tedavisi
Topuk bandının iltihabı kendi kendini sınırlayan bir durum olup 1 yıl içinde iyileşir. Ancak ilaç tedavisi ve fizik tedavi yöntemleri ile hastaların yüzde 90‘ı çok daha kısa süre içerisinde iyileşebilir.

Dr. Çapar, “ Fizik tedavi yöntemlerinden; topuk dikeni kırma olarak bilinen şok dalga tedavisiyle de başarılı sonuçlar alınabilir. Bir hastanın ağrısı tüm tedavi uygulamalarına rağmen 6 ay ya da daha uzun sürerse iğne ile topuk bölgesindeki iltihabın ve hasarlanmanın tedavi edilmesi gerekebilir. İğne tedavisi topuk bandının hasarlı kısmına doğrudan bir kortizon enjeksiyonu, proloterapi ( iyileşmeyi uyarıcı tedavi ) ve PRP (Platelet Rich Plasma) enjeksiyonu olarak yapılabilir. Kortizon enjeksiyonları ağrıyı kısa süre içerisinde azaltma etkilerine sahiptir, ancak uzun dönemde topuk bandını zayıflatıp burada yırtığa neden olabilir“ şeklinde bilgilendirdi.

 

Prp ve Proloterapi uygulaması ile kalıcı tedavi
Dr. Çapar, “Son zamanlarda daha yaygın olarak kullanılan, ağrıya neden olan hasarlı bölgenin tamir edilmesini, iyileşmesini ve eski haline gelmesini sağlayan PRP ve Proloterapi uygulamaları ile kalıcı sonuçlar alınabilmektedir. PRP yönteminde ilaç hastanın kanından hazırlandığından doğal bir tedavi yöntemidir. PRP sıvısının içerdiği yüksek orandaki iyileştirme özelliğine sahip hücreler zedelenmenin olduğu topuk bandı ve topuk dikeni bölgesindeki hücreleri harekete geçirerek o bölgedeki iyileşmeyi hızlandırır. Topuk dikeni rahatsızlığının ana nedeni topuk bandında oluşan gerginlik ve zedelenme olduğu için bu bandın tamir edilmesi ve eski durumuna getirilmesi kalıcı bir sonuç verecektir“ diye konuştu.
PRP ve Proloterapi ile sadece ağrının değil ağrıya neden olan durumun da tedavi edildiğinin altını çizen Dr. Çapar sözlerine şöyle devam etti:
"Proloterapi ile bandın yapışma yeri olan topuk bölgesine, ayak parmaklarının bulunduğu bölgeye uygulanan dekstroz ( tıbbi şekerli su ) enjeksiyonlarıyla bu bölgede kanlanma artmakta, bandın iyileşmesini ve onarımını sağlayan hücreler bu bölgeye göç ederek buradaki hasarlanmış bağların tamiri sağlanmaktadır. Ayak tabanındaki bant eski gücüne ve esnekliğine kavuştuğunda ise ağrı da kendiliğinden kaybolmaktadır. Yani PRP ve Proloterapi ile sadece ağrı değil ağrıya neden olan durum tedavi edildiği için kalıcı bir tedavi sağlanabilmektedir."
Topuk ağrısının tedavisi için geç kalmayın
Topuk ağrısı kronikleşmeden tedavi edilmelidir. Çoğu kişide ağrıyı gidermek için ameliyat gerekmiyor, ancak tedavi bazı hastalarda aylarca sürebiliyor. Dr. Çapar, “Topuk bandının iltihap durumu dikkate alınmazsa kronik topuk ağrısı gelişebilir. Bu yürüme şeklinizi değiştirebilir, bacaklarınız, dizleriniz, kalçalarınız ve belinizde ağrılara yol açabilir. Topuk bandının tedavisinde başarılı olmak için; sabırlı ve istikrarlı olmanız ve erken dönemde tedaviye başlamanız gerekir. Ağrıyı görmezlikten gelerek geçeceğini düşünmeyin. Tedaviye başlamak için ne kadar beklerseniz ayağınızdaki ağrının geçmesi o kadar zaman alır. İyileşme süreci birkaç ay ile bir yıl arasında bir süre alır; fakat tedaviye başladıktan sonra haftalar içerisinde ağrınız azalmaya başlar“ dedi.

Yeni Şafak

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.