Taşkınlar neden artıyor?
Prof. Dr. Önsoy, üniversiteler ile yerel yönetimler arasında ilişki olmadığı için taşkınların arttığını söylüyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hızır Önsoy, üniversiteler ile yerel yönetimlerin arasında ilişki olmadığı için sel bilançosunun arttığını söyledi.
Prof. Dr. Önsoy yaptığı açıklamada, Karadeniz'de taşkın, sel ve heyelanların bölge gerçeği olduğunun altını çizerek, bunun etkisini azaltmanın yerel yönetim-üniversite işbirliğinde olacağını belirtti.
Karadeniz'de bu konuda büyük eksiklikler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Önsoy, yerel yönetimlerin üniversitelerde destek almamasından yakındı. İşler hep kötüye gittiğinde destek istendiğini ifade eden Prof. Dr. Önsoy, bir an önce Bölgesel Su Konseyi'nin oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.
Oluşturulacak konseye üniversite hocaları, yerel yönetim temsilcileri ve sivil toplum örgütlerinden kişilerin üye olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Önsoy, bu konseyin ileriye dönük planlamalar yapması gerektiğini dile getirdi.
Üniversiteler ile yerel yönetimlerin ilişkisi zayıf olduğunu söyleyen Prof. Dr. Önsoy, "Belediyelerle diyaloğumuz yok. Bu sellerde kabahat belediyelerden kaynaklanıyor. Menfezleri düzgün yapamıyorlar. Biz her konuda belediyelerle işbirliği yapmaya hazırız." dedi.
Sel ve taşkın riskinin azaltılması için orta ve uzun vadeli çözümler bulunması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Önsoy, Karadeniz'de 1929 yılından beri sel ve taşkınlar nedeniyle 550-600 civarında can kaybı yaşandığını vurguladı.
Bu tür olaylarda maddi kaybı sıfıra indirilemeyeceğini söyleyen Önsoy, can kaybının ise sıfıra indirilmesi gerektiğini belirtti.
Karadeniz'de mayıs-haziran ve kasım-aralık şeklinde iki taşkın periyodu bulunduğunu anlatan Önsoy, "Mayıs-haziran periyodu ileri geri kayabilir. Biz bunu bilimsel yöntemlerle tahmin edebiliyoruz. İklim değişikliği nedeniyle bu periyot temmuza doğru kaydı. Bu periyot da, taşkınlar da sona ermek üzere. Kasım ayına kadar tehlike olacağını tahmin etmiyorum." diye konuştu.
İkinci periyodun kasım-aralık periyodu olduğunun altını çizen Önsoy, "Bu periyotları 50 yıldan beri izliyorum. Bu taşkınların nedeni, geçtiğimiz kış mevsimin karlı ve yağışlı geçmesi nedeniyle toprağın suya doymuş vaziyette olması. Yağmur çok ve kısa zamanda döküldüğü için toprağa sızmaya fırsat bulamıyor ve taşkınlar oluşuyor." şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Önsoy, sel ve taşkınlar konusunda alınacak tedbirleri ise orta ve uzun vadede şöyle açıkladı: "Doğu Karadeniz Bölgesi'nin taşkın riski haritaları çıkarılmış değil. Bunların tespit edilmesi lazım. Üniversite olarak hazırız. İkinci olarak taşkın koruma yapılarının planlanması gerekiyor. Kıyı tahkimatları düzenlenmeli. Yapılan bentlerin de selleri artırdığı söyleniyor. Bu kesinlikle yanlış. Enine yapılan bentler eğitimi düzenliyor, suyun akımını düzeltiyor, taşkını düzeltiyor. Bunun yanında kıyıya paralel taş veya beton tahkimatlarının da yapılması gerekiyor. Üçüncüsü olarak ise maddi yatırımların yapılması şart. Karadeniz'de dağ silsileleri diğer bölgelere göre farklı. Taşkın koruma yapımında büyük paralara ihtiyaç var. Bu konuda gerekli aktarımlar yapılmalı." ifadelerini kullandı.
Karadeniz Sahil Yolu'nun sel ve taşkınların artmasında büyük etkisi olduğu yönündeki açıklamalara da tepki gösteren Prof. Dr. Önsoy, bunun çok küçük bir olasılık olduğunu vurguladı.
