Tahran'dan Riyad'a 'kan parası' talebi

Tahran'dan Riyad'a 'kan parası' talebi

2015'teki hac ibadeti sırasında Mina'da yaşanan izdiham sonrası vatandaşlarını hac için kutsal topraklara göndermeyen İran, dün Suudi Arabistan'dan 'kan parası' istedi. Tahran-Riyad arasında yaşananlar, 1987'de Mekke'nin tanıklık ettiği olayları akıllara

İran yönetimi, 2015 yılında Mina'da şeytan taşlama sırasında çıkan izdihamda hayatını kaybeden 769 hacı adayı için Suudi yönetiminden 'kan parası' talebinde bulundu. Söz konusu faciada Suudi yetkililerin ihmali olduğunu öne süren İran yönetimi, Suudilerin gerekli önlemleri almadığını iddia etti.

Milyonlarca Müslümanın dünyanın dört bir yanından akın ettiği kutsal topraklar, 2015 yılındaki Hac ibadeti sırasında korkunç bir faciaya tanıklık etti. Mina bölgesinde iki kalabalık grubun karşılıklı olarak aynı yolu kullanması nedeniyle çıkan izhidam sonucunda çok sayıda hacı adayı hayatını kaybetti.

    Suudi Arabistan yetkilileri resmi ölüm sayısını 769 olarak açıklarken, İran yönetimi en az 4 bin 700 kişinin yaşamını yitirdiğini iddia etti.


Kurban Bayramı'nın ilk günü yaşanan izdiham sonucu hayatını kaybeden hacı adaylarının çoğunun İran vatandaşı olması ise İran'ın söylemlerine konu oldu.

İran'ın 81-87 gösterileriyle başladı
1981'de İran'dan gelen hacı adaylarının başlattığı gösteriler, 1987'ye dek sürdü. Bölgedeki gerilimi harekete geçiren ve provokasyona dönüşen olaylar sonucunda 31 Temmuz 87'de yaşananlara Suudi yetkililer müdahale etti. Söz konusu müdahale sonucu 400 kişi hayatını kaybetti.  Yaşananların ardından Suudi Arabistan, 87-88 yıllarında İranlıların hac yapmasını engelledi.


Mina'daki izdiham İran'ı harekete geçirdi
İran, Mina'da yaşanan izdihamın hemen ardından sarf ettiği söylemler ve aldığı kararlar ile hac ibadeti üzerinden gerilimi tırmandırdı. Yaşamını yitiren hacı adaylarının sayısını yüksek gösteren ve çoğunluğu İranlı olduğu için Suud yetkilileri suçlayan yönetim, olayı 'Tahran-Riyad' tartışmasına sürükledi.

Yaşananlar doğrultusunda sadece yurt dışında yaşayan İranlılardan bir kısmı hac görevini yerine getirmek üzere Suudi Arabistan'a gidebildi. İran Hac ve Ziyaret Kurumu Başkanı Said Ohedi, "Vatandaşlarımızın başka ülkeler üzerinden hacca gitmesi doğru olmayacaktır" dedi.

Suudi Arabistan'ın hazırladığı hac mevsimi düzenlemeleri anlaşmasına imza atmayan İran'ın Hac ve Ziyaret Kurumu Başkanı Ohedi, Suudi Arabistan'ın İranlı hacıların hac merasimine katılmalarını engellediğini ve bunun da daha önceden planlanmış 'siyasi senaryo' olduğunu öne sürdü.

Protestolar süreci tırmandırdı
Suudi Arabistan'ın 2011 yılında tanıklık ettiği protesto gösterileri mezhepçilik tartışmalarına yol açtı. Suud yetkililer, Şii din adamlarından Şeyh Nemr Bakır En-Nemr'in protesto gösterilerine destek verdiğini belirledi. 2012'de tutuklanan En-Nemr, Ocak 2016'da idam edildi.


İran'ın tutukluluk süreci boyunca tepki gösterdiği olayın idamla sonuçlanmasıyla birlikte gösteriler düzenlendi. Tahran'daki protestolar sırasında Suudi Arabistan'ın Tahran Büyükelçiliği'nin ateşe verilmesi ise iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri bir kez daha kopma noktasına getirdi.

    İdam sonrası bir açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Cabir Ensari, "Suudi Arabistan bu idamın bedelini ödemek zorunda kalacak" dedi.
2017 'kan parası' istemiyle başladı
2016'da süren gerilim, 2017'nin ilk aylarında Hac düzenlemeleri sırasında da gündeme geldi. İran İslami İrşad ve Kültür Bakanı Rıza Salihi Emiri, Suudi Arabistan'ın hacı adaylarının güvenliğini sağlaması ve izdihamda hayatını kaybeden hacılara 'kan parası' ödemesi durumunda İranlı vatandaşların bu yıl hacca gönderileceğini açıkladı.

Hac ibadetinin perde arkasında saldırılar
Hac ibadeti alanında süren gerilim, İran'ın askeri ve siyasi faaliyetleriyle de Suudi Arabistan'ı tehdit ediyor. Suriye ve Yemen'de çeşitli grupları destekleyen İran'ın faaliyetleri dikkati çekiyor.

İran ve Suudi Arabistan, hem Suriye hem de Yemen'de farklı tarafları destekliyor.

Ekim ayında Yemen'de bulunan Husi milislerin ateşlediği füzenin Mekke'ye 65 kilometre kala engellendiği duyurulmuştu. Geçtiğimiz günlerde Yemen'de bulunan Husi milislerin, İran'ın geliştirdiği Scud füzesiyle Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ı vurması da bölgede uygulanmaya çalışılan planları açıklıyor.

"En geç bir-iki yıl içinde durum daha da belirginleşecek"
Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, dün kaleme aldığı yazısında İran'ın Körfez ülkelerini etkisi altına alan tavrına karşı uyarılarda bulundu.

İran'ın artık 'devrim' sonrası radikal bir değişim yaşadığını ve siyasi eğilimlerini değiştirdiğini belirten Karagül, "Hedef Mekke'dir ve İran füzelerinin, tanklarının ulaşmak istediği yer de burasıdır. En geç bir-iki yıl içinde durum daha da belirginleşecektir. Eğer sakinleştirilemezse İran, çok yakında Basra Körfezi'ne saldırılara başlayacaktır" ifadelerine yazısında yer verdi.

Tahran-Riyad'ın ötesinde
İslam coğrafyasında sahnelenen karışıklıklar, 'İslam iç savaşı' tezini akıllara getiriyor. Müslüman ülkeleri, etnik ve mezhep cephelerine ayırarak çatıştıranlar, bölgedeki tehdidi gerçeğe dönüştürmeyi hedefliyor.

Yeni Şafak

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.