Tacikistan Orta Asya’nın deneme tahtası mı?
Orta Asya’da bu güzel isimlere sahip olan liderler, Firavunları imrendirecek zulümlerin önderleri ve aktörleri durumunda.
Arif Altunbaş'ın yazısı
Orta Asya’da devlet başkanlarının isimlerini -İmam Ali Rahman(Tacikistan), Nur Sultan Nazarbayev (Kazakistan), İslam Kerimov (Kazakistan), Gurbanguli Berdimuhamedov (Tütkmenistan) - duyunca insanın gerçekten içi rahatlıyor. Ne kadar güzel, İslami isimler diye insan imreniyor.
Şu zamana kadar yapptıkları icraatlara baktığınızda, karşınızda bir Müslüman’dan öte, bir İslam düşmanı görüyorsunuz.
Yüzde 98’i Müslüman olan Tacikistan’da devlet başkanı İmam Ali Rahmanov 18 yaşından küçük olan vatandaşların camilere girmesini yasaklayan kanun tasarını onaylıyor. Çocukların 18 yaşına kadar Camiye girip namaz kılmaları yasak yani.
Sebebi ise, ‘’Camiler İslamcıların yayılma alanı’’ imiş. Ya ne olacak Komünistlerin, dinsizlerin yayılma alanı mı?
"Çocukların terbiyesi ve eğitimde velilerin sorumluluğu yasası"na göre 18 yaşına kadar çocukların ve gençlerin (Bayram Namazları hariç) camilere girmesi yasak!
Tacik çocuklarının yurt dışına dini eğitim için gitmesi/gönderilmesi de yasaklanıyor.
Bağımsızlığına kavuştuktan sonra iktidara gelen İslamcı partiler Rusya ve dış güçlerin baskısıyla önce iç savaşa sürüklendi, sonra da Tunus, Cezayir, Mısır ve Türkiye’de (Erbakan Hükümeti) gibi iktidardan düşürüldüler. Ülke uzun süre bir iç savaşa sahne oldu.
Dış güçlerin destekleriyle iktidara getirilen yeni hükümet Bağımsız Devletler Topluluğu ve Rusya Federasyonunun kanatları altına sığınarak ülkeyi 1991’den 2011’e kadar 20 yıl içinde Stalin dönemindeki istibdat ve baskıları aratacak icraatlara imza attı.
Bu inkarcılığın, İslam düşmanlığının liderliğini Tacikistan devlet başkanı İmam Ali Rahmanov yaptı ve yapmakta.
Özbekistan’da İslam Kerimov’un ceberut yönetim tarzı da Tacikistan’daki yönetimden daha insafsız ve acımasız. Özbekistan yönetiminin de Komünizm dönemindeki Stalin diktatörlüğünden farkı yok. Her yerde baskı, ülke baştan başa Rusya güdümünde sıkı yönetimle yönetiliyor. Özgür (!) Özbekistan ruhuyla bedeniyle, ekonomisi ve kültürüyle Rus işgali altında.
Orta Asya’da bu güzel isimlere sahip olan liderler, Firavunları imrendirecek zulümlerin önderleri ve aktörleri durumunda.
Orta Asya yavaş yavaş tekrar Rus emperyalizminin boyunduruğu altına doğru çekiliyor. Buna en büyük engel ise, yüz yıllık Rus işgal ve sömürüsü altında geleneğinden, kültüründen, dininden, medeniyetinden koparılamayan Müslüman Orta Asya halkları.
Şanghay Anlaşmasıyla Çin ve Rus yayılmacılığının savunma hattı olarak ABD emperyalizmine karşı bu ülkeleri kendi etki alanlarına doğru çekmeye çalışıyorlar.
Türkmenistan’da da durum farklı değil. Benzer trajediler orada da yaşanıyor.Temel strateji, İslami uyanışlara ve direnişlere karşı asla geçit vermemek hususunda hepsi inkar ve küfür cephesinde birlikte hareket ediyorlar.
Orta Asya’da eski Komünist Parti başkanları, Politbüro üyeleri bu ülkeler Özgürlüklerine kavuştuktan hemen sonra Bukalemun gibi renk değiştirerek yeni kurulan devletlerin başına geçtiler.Zaten daha önceden bildikleri devlet aparatına sahiplendiler.Devlet gücünü ellerine geçirdiklerinde de otoriter devlet yapısını demokrasi ve özgürlük düzeni diye uluslarına kabul ettirmeye başladılar.Ve her biri kendi ülkesinde hükümranlığını/Tiranlığını ilan etti.
Bu sene Tacikistan’a yapılan insani yardımın başını yüzde 63,8'lik payla ABD çekiyor. Rusya’nın payı ise yüzde 10.4 kadar bir şey.
Rusya Çin ekseniyle ABD ekseni arasında savrulan Orta Asya ülkelerinin geleceği bu süper güçlerin gölgesinde karartılıyor. Halklarını zalim, uşak yöneticilerin baskı altında tutması karşılığında bu iki blok tarafından da bu diktatörler destekleniyor ve ödüllendiriliyor.
ABD’nin liderliğindeki batılı Haçlı ittifakın kurmak istediği kan ve gözyaşı imparatorluğunda Müslümanlardan arındırılmış, onları baskı ve zulüm altında tutacak bir dünya hedefleniyor.
Rusya ve Çin ABD ve yandaşlarının dünya Jandarmalığına karşı kendi durumlarını ve stratejik konumlarını belirleyerek kendi çıkarlarını sağlama alıyorlar.
Tüm Orta Asya, Ortadoğu, Asya ve Afrika’daki İslam ülkeleri siyasi, askeri, ekonomik güçlerini bir araya getirerek kısa zamanda bir güç oluşturamazlarsa gelecekte onları büyük tehlikeler bekliyor.
Türkiye’nin bu yönde atacağı her türlü adım İslam dünyasının geleceği için hayati bir önem arz ediyor.
Oyun ve hesaplar uluslar arası boyutta büyük. Müslüman halkların birçoğu gelen bu tehlikenin farkında değil. Hayatlarını ya zenginlik ve rahat içinde derin uykularda veya gaflet, dalalet ve hıyanet içinde geçiriyorlar.
Haber 7
