STK'ların Ceylan raporu
Ceylan'ı mayın değil havan ya da benzeri silah öldürdü
İsmail Avcı-Ahmet Dengeşik'in haberi:
Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyünde meydana gelen ve koyunlarını otlatan 12 yaşındaki ilköğretim öğrencisi Ceylan Önkol'un öldüğü patlama gizemini koruyor. Küçük Ceylan'ın ailesi kızlarının, köydeki jandarma karakolundan atılan havan topuyla öldüğünü iddia ediyor.
Ancak Genelkurmay, olayın olduğu bölgede havan atışı yapılmadığını bildirdi. Açıklamaya tepki gösteren Önkol ailesi, küçük Ceylan'ın iç organlarını parçalayan ve et parçalarının 150 metrekarelik alana yayılmasına neyin sebep olduğunun açıklığa kavuşturulmasını istiyor. Bu konudaki otopsi raporu beklenirken, sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı raporda çarpıcı tespitler yer aldı. İnsan Hakları Derneği (İHD), Mazlum-Der, Diyarbakır Barosu ve Tabip Odası'ndan bir heyet olay yerine giderek incelemelerde bulundu. Hazırlanan raporda mayın iddialarına ilişkin bir bulguya rastlanmadığı belirtiliyor. Kanaat ve sonuç bölümünde Ceylan'ın ölümünde Lice Cumhuriyet Savcılığı'nın ve güvenlik güçlerinin ihmalinin olduğu vurgulanıyor: "28 Eylül 2009 tarihinde meydana gelen bu olayda Lice Cumhuriyet Savcılığı'nın ve güvenlik güçlerinin ihmalinin olduğunu düşünüyoruz. Ulusal ve uluslararası hukuk ilkelerine göre bu olayın açığa çıkarılması ile ilgili olarak gerekli hassasiyet ve duyarlılık gösterilmemiştir."
Rapor hakkında bilgi veren İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, TBMM Araştırma Komisyonu'nun derhal olay yerinde inceleme yapması gerektiğini söyledi. Patlamanın olduğu yerde herhangi bir çukurun oluşmadığını, koyunların telef olmadığını anlatan Erbey, "Bu durum Ceylan'ı başka bir şeyin parçaladığını gösteriyor. Havan ya da başka bir silah, bunun ortaya çıkartılarak, kamuoyunun aydınlatılması gerekiyor." şeklinde konuştu.
İşte raporda yer alan karanlık noktalar
Köylülerin görgü ve bilgisine göre havada bir ses duyulduğu ve sesten hemen sonra bir patlamanın yaşandığı beyan edilmiştir. Maktulün vücuduna isabet eden silahın cinsi nedir?
Olay yerine aynı gün neden gidilmemiştir, güvenlik gerekçesi nedeniyle gidilmemişse, cumhuriyet savcısı ve güvenlik güçleri neden köy imamından olay yerinde fotoğraf ve görüntü çekmesini talep etmiştir?
Cumhuriyet savcısı ve güvenlik güçlerinin olay yerine gitmeyerek, köy imamını gönderip kamera ile çekim yapmasını istemesi hukuka ne derece uygundur?
Savcının 3 gün sonra aldığı numuneler olayı teferruatlı bir şekilde aydınlatacak mıdır?
Olay yerinde yapılması gereken otopsi güvenlik gerekçesiyle yapılmamıştır. Böylesi bir olayda güvenlik gerekçesi nedir ve ne kadar hukuka uygundur?
Olay yerinde yapılmayan otopsinin herhangi bir sağlık kuruluşunda yapılması imkânı varken neden karakol nizamiyesinde yapılma ihtiyacı duyulmuştur?
Meclis olaya el koymalı
Genelkurmay'ın Ceylan'ın ölümüyle ilgili açıklaması acılı aileyi tatmin etmedi. Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak'ın "Olayla ilgili yapılan ilk incelemelerde, olay sırasında bölgede havan atışının yapılmadığı tespit edilmiştir." yönündeki sözlerine tepki gösteren Ceylan'ın ağabeyi Rıfat Önkol, havan topu iddiasında ısrarlı. Rıfat Önkol, "Kadeşimin, katilini Meclis bulsun. Meclis buraya heyet göndersin." çağrısında bulundu. Kardeşinin mayına bastığı iddialarının doğru olmadığını belirten Önkol, çünkü ellerinde ve ayaklarında bir çizik bile olmadığını belirtti. Kız kardeşinin parçalarını ağaç dallarından topladıklarını vurgulayan Önkol, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu hangi vicdan yapar? O PKK'lı değildi. 7 yaşından beri namazını kılıyordu. Ona kim nasıl kıyar? Evimizin yanında da mı duramayacağız? Hepimiz kardeşiz. Biz bunu böyle biliyor, böyle görüyoruz. Peki, niye devletimiz bunu böyle görmüyor? Niye Ceylan'ımızı kimin vurduğu kimsenin umurunda değil. Niye bizim Ceylan'ımızın katillerinin bulunması için kimse yerinden kımıldamıyor? Ceylan'ın yerine bir albayın, bir zenginin kızı öldürülseydi devletimiz yine böyle suskun kalacak mıydı?"
Zaman
