Zorunlu askerliğin bitmesi neden hiç konuşulmaz

İsmet BERKAN

YILLAR önce Brüksel’e giderken uçakta genç bir adamla tanıştım.
Akademisyendi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde doktorasını yeni tamamlamıştı ve doktora sonrası çalışmalar yapmak için Briksel’deki NATO Koleji’ne gidiyordu.
Öyle bir okul olduğunu ilk kez duyuyordum. Karşılaştığım genç adam da görece yakın zamanda öğrenmiş, oraya burs için başvurmuş ve kabul edilmişti. Galiba o okula kabul edilen ilk sivil Türk gruptandı.
Çünkü o zamana kadar, güvenlik sektörüyle, özellikle de silahlı kuvvetlerle ilgili konularda sivillerin çalışma yapmasına hoş gözle bakılmıyor, konu askerlerin tekelinde olarak görülüyordu.
Bilmiyorum şu an Türkiye’de güvenlik sektörü, özellikle de Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili akademik bilgiye ve derinliğe sahip kaç sivil kişi var? Sanıyorum bu sayı hâlâ çok yetersiz.

* * *

TSK ile ilgili sivil bilgi üretilmeyince, üretilen askeri bilgiler de askerlerin kendi kütüphanelerinde kalmaya devam ettikçe, bu konudaki bilgi tekeli de kırılamıyor.
O yüzden de, bugün bizim neden 720 bin kişilik bir orduya sahip olduğumuz konusu konuşulamıyor mesela. Birileri, ‘Bize lazım’ diyor, diğerleri de onay veriyor, konu kapanıyor.
Tamam lazım da sahiden 720 bin kişi mi lazım? Neden 720 bin kişi? Bu konular kamu önünde konuşulan, şeffafça ve bilgiyle tartışılan konular değil.
Ordumuzun büyüklüğünü konuşamadığımız için bu büyüklükte bir insan gücünün ücretsiz temin edilmesini sağlayan zorunlu askerlik uygulamasının gerekliliği neredeyse bir tabu düzeyine geliyor ve hiç konuşulamıyor.
Ülke savunması ve bu savunmanın ihtiyaçları son derece önemli ve hassas bir konu elbette. Ama ülkenin 720 bin kişiyle savunulacağını, aynı işin 350 bin kişiyle yapılamayacağı iddiasının kanıtını bilmek de hakkımız sanırım.
Zorunlu askerlik, görece sorunsuz işleyen bir mekanizma Türkiye’de. Bu çok büyük bir sistem ve çok büyük bir insan kaynağı havuzundan yararlanıyor. O büyüklükteki bir havuzda askerden kaçmak veya askerliğini daha ileri bir zamanda daha uygun koşullarda yapmak isteyecek insanlar çıkması ihtimali de elbette var. Nitekim ben çocukken ve Türkiye’de bir ‘düşük yoğunluklu savaş’ yokken de bu oluyordu, bugün de oluyor.

* * *

İşte o kaçan veya erteleyenlerin sayısı belli bir büyüklüğe gelince hep farklı ve özü itibarıyla da eşitlik bozucu uygulamalar gündeme geliyor. Geçmişte 4 aylık kısa dönemler uygulandı, bedelli askerlik uygulandı. Bugün yeniden bedelli askerlik gündemde.
Oysa ülkemiz bana göre zorunlu askerlik uygulamasından vazgeçip profesyonel askerliğe geçecek olgunluğa ve ekonomik altyapıya kavuştu.
Fakat tabii 720 bin kişilik bir orduyu profesyonel yapacak gücümüz olmayabilir. Buna karşılık sayısı 350 bine düşmüş bir ordumuz da olabilir.
Bu konu bence daha detaylı tartışılmalı.

Sırada Deniz ve Hava Kuvvetleri olmalı

PROFESYONEL askerliğe geçiş bugünden yarına olmayacak elbette. Ve olursa da tedrici geçiş yapılacak.
Bana göre gerek uygulanması ve gerekse personel ihtiyacı bakımından yarattığı kolaylıklar sebebiyle, Jandarma’dan sonra hemen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda profesyonel hizmete geçilebilir.

Zorunlu askerlik kalkınca...

BENCE, zorunlu askerlik modelinden barışta gönüllü askerlik modeline geçilebilir.
Gönüllüler, elbette asgari ücretten daha az olmayan bir ücret karşılığı, diyelim 19-25 yaş arası ve altı yıl için bu göreve alınabilir.
Gönüllülere bazı teşvik edici uygulamalar da yapılmalı bence. En basiti, altı yılın sonunda görevini tamamlayacaklara devlet sınavı da kazanmaları halinde üniversite eğitimi imkanı verebilir, onları burslu okutabilir.
Bir başka teşvik, bu altı yıllık çalışmanın hem emekliliğe esas olan kıdemden sayılması hem de emeklilikte özel bir fark yaratması olabilir.

Önce jandarma profesyonel olmalı

BİZDE sık sık karıştırılan bir şey var: Jandarma bir ordu değil, kolluk gücüdür, yani polisle aynı görevi yapar.
En son baktığımda 180 bin kişilik bir polis gücümüz vardı. Ama toplam jandarma personelimiz kaç kişidir, bilmiyorum açıkçası.
Yanlış bilinen bir başka şey de, terörle mücadeleyi ordunun yamakta olduğu konusu. Hayır, terör bir asayiş ve suç olayı olduğu için, bununla hukuken mücadele etme yetkisi Kara Kuvvetleri’nde değil Jandarma ve poliste, onların da bağlı olması gereken yer itibarıyla savcılardadır. Türkiye bir hukuk devletiyse bu böyledir, böyle olmak zorundadır.
(Ordunun, yani ‘asker’in terörle mücadelesi bambaşka ve son derece karmaşık ulusal-uluslararası hukuki sorunlara yol açar; en basitinden yakalanan PKK’lıların ‘savaş esiri’ olup olmadığı tartışmasını beraberinde getirebilir.)
Bana göre profesyonel askerlik hizmeti ilk olarak Jandarma Genel Komutanlığı’ndan başlamalıdır. Çünkü, ister terörle mücadele olsun ister kırsal alanda trafik denetimi, jandarma hizmetleri, aynen polisinki gibi uzmanlık isteyen profesyonel hizmetlerdir. Ve bu hizmetin kısa bir süre için askerliğini yapan 20 yaşındaki gençten beklenmemesi gerekir.

Hürriyet

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.