Zerreler alemine bir yolculuk-2

İsmail AKSOY

Zerre ve hayat arasında ince bir sır, ayrılmaz bir bağ vardır. Hayat zerre ile ortaya çıkıp görünür hale gelirken, hayata mazhar olan zerre onunla nurlanır ve zerreyi gösteren de yine hayattır. Bu garip ilişkiler yumağı pek çok kesim tarafından hissedilmiş ve meraklı bir tefekkür ve keşfetme yolculuğu başlamıştır.
***
Bedizzaman Hazretlerin’in Otuzuncu Sözün İkinci Makamındaki izahları, bir keşfiyâtın ve müşâhedâtın neticesidir.
Bu konuyu iyi anlaşılması, bazı tabirlerin bilinmesiyle daha da netleşmiş olacaktır.
-İmâm-ı Mübîn
-Kitâb-ı Mübîn
-Levh-i Mahfûz
-Levh-i Mahv ve İsbât
-Kanunlar ve kuvveler
-Hakîkat-i zaman
-Zâhir-i zaman
-Tahavvulât-ı Zerrât
***
“İnkâr edenler “Kıyamet başımıza gelmez” dediler. De ki: Evet, gaybı bilen Rabbime and olsun ki o sizin başınıza gelecek. Ne göklerde ve ne de yerde, zerre ağırlığında birşey bile Ondan uzak kalamaz. Ondan küçük olsun, büyük olsun, ne varsa hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır.” (Sebe’ Sûresi, âyet, 34/3)
Kuantum Fiziği ile Tahavvülat-ı Zerrat arasında da bir münasebet vardır.
Bediüzzaman Said Nursî (ra) Seb’e suresinin üçüncü ayetini yorumlarken, üç tane keşfi n mevcudiyetini ortaya koymuş olmakta..Bunlar:
1- Atom altı ve atom-üstü parçacıklar,
2-Zerrelerin paket halinde bulunmaları,
3- Dalga ve partikül (madde ve madde akımı) gibi Zerrenin iki özelliğini ortaya koymuş oldu.
Bediüzzaman (ra), keşfedilmeyen bir mikro âlemi çözerek belirsizlik kanunu üzerinde derin inceleme ve keşfiyatlarda bulundu.
Zerrelerin (atom altı bölünmeyen parçacıkların, yani elektronların, protonların, nötronların) hareketlerini, yaratılış ayetlerinin yazılımlarını ve  titreşimlerini dinleyerek anlamaya çalıştı. Mikro pencereden makro bir âlemi keşfe çalıştı.
***
Bütün atom altı parçacıklar hareketlerine \'Bismillah...\' diyerek başlarlar. Nitekim her birisi sonsuz derece kuvvetlerinden fazla yükleri kaldırmaktadırlar. Yani bir bakıma, buğday tanesi gibi bir çekirdeğin, koca çam ağacı gibi bir yükü omuzuna almasından farksız bir işlev yürütmektedirler. Her bir atom altı parçacığı vazifesini bitirirken de \'Elhamdülillah...\' demektedir.

***
NAR ve mısırda tahavvulât-ı zerrât açıktan gözüktüğü gibi, yazmaktan ve çizmekten gelen hareketler ve titreşimler de onun hakîkatına dâir önemli ip uçları vermektedir. 

***
Zerreler âleminde isyan ve ihtilal yok…Zamanla görevleri değişebilir, rolleri farklılaşabilir, gelen yazıya ve tebliğ edilen emre göre sorumlulukları ve yükümlülükleri değişebilir; ama hiçbir zerre hiçbir an isyan etmez; her bir zerre her an Allah\'ın her emrini anlamaya, hilafsız ve harfiyen uygulamaya hazır vaziyette secdededir.
Hüve nüktesinde bildirildiği gibi, hava zerreleri sayfası aynı anda ses naklinden görüntü nakline, elektro manyetik titreşimlerden ışın, ışık ve madde nakline kadar, sınırsız yaratılış ve fıtrat yazılımına kadar sayısız görevleri yürütmekte; Allah\'ın emir ve iradesine bir \'arş\' olmaktadır.
Rızık olarak gelen:
-Bir lokma ekmek,
-Bir yudum su;
Havadan,sudan, topraktan, güneşten ve bütün âlemden süzülüp geliyor. Karışmadan-karıştırılmadan…
Göze giren zerre görür, kulağa giren zerre işitir, dile giren zerre tadar ve konuşur, burna giren zerre koku alır, beyne giden zerre düşünür…Özlliklerine uygun yerlere yerleştirilirler. Her zerre mıknatıs gibi çekim kanununa tabi tutularak…’BİSMİLLAH’ der yola çıkar…

***
Tahavvulât-ı zerrât Nedir?
Evet Kudret-i İlâhiyye, her biri birer âyet-i tekvîniyye, birer kelime-i kudret hükmünde olan mevcûdâtı, Levh-i Mahv ve İsbât denilen zamânın sahîfe-i misâliyesinde, İmâm-ı Mübîn’deki ilmî program ve kànûnlara göre ve Kitâb-ı Mübîn’deki geometrik şekil ve kuvvelere göre yazarken; Âlem-i Gayb’dan Âlem-i Şehâdet’e, dâire-i ilimden dâire-i kudrete çıkarırken; hem İmâm-ı Mübîn ve Kitâb-ı Mübîn’den akseden kànûn ve kuvvelerde, hem de zerrenin maddesinde bir hareket, bir ihtizâz görünüyor. İşte bu iki harekete, tahavvülât-ı zerrât denir.
İki çeşit hareket-iki çeşit zaman:
Eşyânın teşkîl ve îcâdında iki çeşit hareket ve o iki hareketin levni (rengi) olan iki çeşit zaman vardır. O iki hareket ise: Biri, İmâm-ı Mübîn ve Kitâb-ı Mübîn’in akisleri olan kànûn ve kuvvelerin hareketidir. Diğeri, O kànûn ve kuvvelerin hareketiyle harekete geçen zerrenin maddesinin dış hareketidir. İşte bu iki harekete birden kalem-i kudretin ihtizâzâtı denir ki, tahavvülât-ı zerrât budur.
(Devam edecek inşâallah)

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.