Efendim, elhamdülillah, iyi haberler de var. Diyorlar ki: Hükümetimiz LGBT konusunda nihayet yasal adımlar atacakmış. Yaaa. Aynen. Yalanları haber servislerinin boyunlarına vallahi. Ben de sosyalmedyadaki paylaşımlardan gördüm. Mesela? Mesela: Övmesi-özendirmesi suç olacakmış. Hey yavrum hey! Hele, hele, hele. Maşaallah. Yüzbin maşaallah. Ancak diğer maddeler beni bir parça işkillendirdi. Evet. Cinsiyet değişikliği ameliyatı büsbütün yasaklanmayacakmış örneğin. Hadi bakalım. Buyur buradan ye. Yalnızca ruhsat yaşı 18'den 25'e kaydırılacakmış. Bir de, her ne demekse, sıkı kurallara bağlanacakmış. Doğrusu, eğer, işte, yazıldığı-çizildiği gibiyse sahiden, yani yine şu denaetin yolu hepten kapatılmayacaksa, durumumuz şinanay demektir. Zira güzide devletimizin tavrı, eh, 'ne şiş yansın ne kebap' tavrına benzemektedir. Böyle tavırlardan da çözüm değil ancak 'idare lambası' çıkar.
Doğrusu, bendeniz biraz da cahilim, anlayamıyorum muhterem kârîlerim. Lütfen siz bana yardımcı olunuz. Bu biçâre Zeki Kamilzade kardeşinizin sesine müşkülçözen bir seda veriniz. Cevabımı ivedilikle yetiştiriniz. Normalde hukuk şöyle işlemiyor mu a canlarım: İnsan birşeyin sahtesini yapar da nâsı aldatırsa ona mutlaka 'sahtekârlık cezası' verilmez mi? Verilir. Ve bu sahtekârlığı yapmasının yolları kapatılır. Fiilinden menedilir. Burnundan getirilir. Tevbesi sağlanır. Evet. Sözgelimi: Herifin biri matbaasını kurmuş. Edevâtı tamamlamış. Kendi çapında darphane faaliyetine başlamış. Rahmetli dedesinin-ninesinin resmiyle TL basıyor. Devlet bu kalpazanlığın revacına izin verir mi? Varlığına müsaade eder mi? Yakaladığı anda 'otuziki kısım tekmili birden' canına okumaz mı? Ben 'Okur!' diye sanıyorum efendim. Yine, mesela, birisi sahte ilaç üretse. Yahut, ne bileyim, sahte bal yapıp piyasaya sürse mesela. Bunların hiçbirisine hükümet hoşgörüyle bakmaz-bakamaz. 'Aldatma' sayar. 'Dolandırma' sayar. 'Sahtekârlık' sayar.
Fakat nasıl oluyor da, böyle detay şeyler için amansız olan siyaset, sahtekârlıkların en büyüğüne yine de bir ruhsat alanı açıyor? Nasıl oluyor da, aslında kadın olan kadın kendisini 'sahte erkek' yapıyor, yasal oluyor? Veya nasıl oluyor da, aslında erkek olan erkek kendisini 'sahte kadın' yapıyor, yaşı müsaitse karışılmıyor? Yahu sahtekârlığın yaşla meşruiyeti olur mu be? Evrakta sahtecilik yapanın mesela hiç yaşına bakılır mı? Bırakınız yaşını 'gözünün yaşına dahi' bakılmaz. Ne sahte evraka müsaade edilir, ne sahte gıda ürettirilir, ne de sahte ilaç yapılabilir! Ama, nasıl oluyorsa oluyor, 'fıtrat sahtekârlığına' bir hoşgörü duyuluyor. Kadın kendini "Erkeğim ayol!" diye satıyor. Erkek kendini "Kadınım ulan!" diye pazarlıyor. Allah'ın kevnî şeriatında her türlü kalpazanlık yapılıyor. Yine de ruhsat kapısı kapatılmıyor. Ne olacak peki? 18'de olmayacak da tâ 25'te. Yahu yaşını büyüttürüp yine yaparlar be! Hatta Türkiye'de yaptıramazlarsa Avrupa'da yaptırırlar. Aslolansa sahtekârlığın karşısında tutarlı-deliksiz duruş sergilemektir.
Hani gözümün nuru Bediüzzaman'ım diyor: "Lâubâliler ruhsatlarla okşanılmaz; azîmetlerle, şiddetle ikaz edilir." Bence bu fitnenin, küresel ağaların propaganda faaliyetleriyle, lobileriyle, fonlarıyla, sinemasıyla, sosyalmedyasıyla, netflixisyle, bilmem nesiyle vs. toplumun her yanını böylesine sardığı bir zamanda, devlete düşen 'okşamak' değil 'şiddetli ikaz'dır. Halkın da beklediği artık budur. Millet AB aşkına 'idare lambasına' dönmek istemiyor azizim. Kendisini müslüman yapan kodların yıkımının devleti eliyle engellenmesini umuyor. "Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın!" diyen merhum şairin sözünün devletçe de tutulmasını arzu ediyor. Rusya gibi gavur devletin bile, hatta Afrika'daki bazı hükümetlerin bile, gerisinden geliyoruz zaten bu hususta. Bari yavaşlığımızdan utanıp önlerine geçelim. Dindarlığımızı, dindar hükümetliğimizi, bu marifetle gösterelim. Ancak onun da ışığını pek almıyoruz. Kollarımız nâçâr iki yana düşüyor. Allah sonumuzu hayretsin muhterem kârîlerim. Herhalde arkamız kıyamettir.