AK Parti CHP'yi neden kapatmaz?

Zeki KAMİLZÂDE

Belki bana kızıyorsunuz muhterem kârîlerim. Diyorsunuz ki: "Be hey Zeki Kamilzade! Tenkidine yürek dayanmıyor. Hicvin kör berberin traş bıçağı gibi kesiyor. CHP'nin cümle cürümlerini sayıp döküyorsun. 'Onları da Mevla yarattı!' demiyorsun. Cık, cık, cık. Yahu bunların hiç mi memlekete faydası dokunmamıştır ki anmıyorsun?" Efendim, bulsam, illa anacağım. Fakat bulmakta zorlanıyorum. "Atatürk olmasa adın Yorgo olurdu!" yalancılığına hiç gitmeyelim. Yok. O kadar da değil. Hem şöyle bir sıkıntı var: Bu sıralar evlad u iyalinin ismini 'Yorgoca' koyanlar 'anti-kemalistler' değil de 'kemalistler.' Evet. Piyasaya dikkat buyurun. Parklarda-bahçelerde evladına seslenenlere şöyle bir kulak kesilin. Mahdum-kerime isimleri gavurcadan geçilmez oldu. Aynen. Ailesini araştırıyorsun. O da ne? Hepsi kemalist. Ülen hani sizdiniz bizim ismimizin 'Yorgo' olmasını engelleyen? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Tamam. Evvelden de sîretiniz gavura benziyordu ama en azından sûreten müslüman idiniz. Veyahut en azından nâmınız müslümanca idi. Şimdi onu da boşladınız hepten. Bu dediğimi 'abartı' sananlar ünlüler dünyasının son zamanlarda çoluğuna çocuğuna taktığı isimlere bir baksın. Hayır. Sonuçta hepiniz Yorgo olacaktınızsa baştan Yorgo muhabbetini niye açtınız ki? Anlaşılmaz bir iş. Neyse...

Fakat güzel haberlerim de var. Ta, ta, ta, taaaaa! Evet. Zeki Kamilzade Araştırmacılık Sanayi Ticaret LTD ŞTİ boş durmadı. Kurcalamaya devam etti. Ve nihayet CHP'nin hasenesi sayılabilecek bir hâdiseye rastladı. Rastladığımız eserin adını da verelim: İmandan İhsana. Yayınevi: Semerkand Yayınları. Yazarı ise İslam Tarihi nâm muhalled eserin sahibi Mustafa Âsım Köksal Hoca merhum. Allah gani gani rahmet eylesin. Hayrını kabrinde yoldaşı kılsın. Âmin. İşte, o, kitabının 82. sayfasından başlayan 'Cehaletin Cüreti' başlıklı söyleşisinde, İtalyan müsteşrik Leone Caetani'nin bühtanlarına cevap vermek fikrinin aklına nasıl geldiğini şöyle aktarıyor:

"(...) Ayaküstü konuşurken Halk Partisi'nin eski milletvekillerinden Osman Coşkun isimli bir yaşlı zat geldi. (...) İsimleri de yanlış telaffuz ederek Ceatani tarihinde aleyhte olan iddiaları başladı sormaya. Ama Ceatani'nin her tarafını ezberlemiş. O soruyor, ben cevap veriyorum. Böyle epeyce devam ettik. Ben sorulara kızmış olacağım ki: 'Azizim, sen, Ceatani'ye dellallık ediyorsun!' dedim. 'Dünyada Ceatani'nin sözlerini çürütecek bir adam çıkmış değil!' diye mukabele etti. 'Ben müslümanların en aciz bir ferdi olmama rağmen onun ipliğini tek başıma pazara dökerim!' dedim. 'Çok temenni ederim, ama şimdiye kadar böyle bir babayiğit çıkmış değil, şimdiden sonra da çıkacağını zannettem!' dedi. 'Orasını zaman gösterir' diye karşılık verdim. Sonra etrafıma baktım ki sandalyeyi alan çevremize oturmuş. Tartışmanın heyecanından hiçkimseyi farketmemişim. Yanımızda toplananlar, 'Osman, soruları-cevapları dinledik, senin pes etmen lazım. Biz hakem sayılırız...' dediler ama o buna hiç yanaşmadığı gibi beş vakit namazın da sonradan uydurulduğunu, Kur'an'da da olmadığını iddiaya kalkıştı. Yemekten sonra buluşmak üzere sözleştik ama o gelmedi!"

Söyleşinin devamında Mustafa Âsım Köksal Hoca merhum hem Ceatani'ye Reddiye isimli iki ciltlik emeğinin hem de bununla bağlantılı olarak İslam Tarihi isimli muhalled eserinin nasıl telif edildiğini anlatıyor. Uzatmayayım. Bütün bu izahatlar içinde şöyle birşey tebeyyün ediyor: İnsan, kötünün kötülüğünden, iyinin de iyiliğinden nasipleniyor. Yani, kötülüğüyle meşhur CHP siyaseti de, bizi, kötülüğüne karşı duyulan öfkeyle iyiliğe sevkediyor. Bediüzzaman Hazretlerinin "Atmaca kuşu serçelere tasliti, zahiren rahmete uygun gelmez. Halbuki, serçe kuşunun istidadı, o taslitle inkişaf eder!" diye haber vermesi kabilinden CHP'nin tasallutu da bizde güzel gayretlerin, kabiliyetlerin, hamiyetlerin, cesaretlerin, mesailerin ortaya çıkmasına vesile oluyor herhalde. Hatta, pencereden tefekkür edince, bizzat Risale-i Nur'un yazım sürecinin de Ankara'da hissedilen aynı karanlığın sonucu olduğu söylenebilir. Hani yine müellif-i muhteremi Tabiat Risalesi'nin başında diyor:

"1338'de Ankara'ya gittim. İslâm Ordusunun Yunan'a galebesinden neş'e alan ehl-i imanın kuvvetli efkârı içinde, gayet müthiş bir zındıka fikri, içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için dessâsâne çalıştığını gördüm. 'Eyvah,' dedim. 'Bu ejderha imanın erkânına ilişecek!' O vakit, şu âyet-i kerime bedâhet derecesinde vücud ve vahdâniyeti ifham ettiği cihetle, ondan istimdad edip, o zındıkanın başını dağıtacak derecede Kur'ân-ı Hakîmden alınan kuvvetli bir burhanı, Nur'un Arabî risalesinde yazdım. Ankara'da, Yeni Gün Matbaasında tab ettirmiştim. Fakat maatteessüf Arabî bilen az ve ehemmiyetle bakanlar da nadir olmakla beraber, gayet muhtasar ve mücmel bir surette o kuvvetli burhan tesirini göstermedi. Maatteessüf, o dinsizlik fikri hem inkişaf etti, hem kuvvet buldu. Bilmecburiye, o burhanı Türkçe olarak bir derece beyan edeceğim..."

Ve, işte, neredeyse bütün bir Risale-i Nur külliyatı, o hem 'inkişaf' hem 'kuvvet' bulan dinsizlik fikrine karşı yazılmış cevaplar gibidir. Dönemin ulemasının bu toprakların müslüman kalmasına dönük sarfettiği bütün çabalar da aynı bütünün parçaları sayılabilir. Yani CHP'nin Türkiye'ye böyle bir iyiliği dokunmuştur. Onun kötülüğü sayesinde iyiler gayrete gelmiştir. Kabiliyetleri açılmıştır. Sa'yleri coşmuştur. Ahirzamanda vaadedilen mübarek istikbalin de nüveleri belki bu gayretler sayesinde toprağımıza atılmıştır. İnşaallah. Âmin. Ki zaten Bediüzzaman Hazretlerinin 'zor zamanlar' okumaları da hep böylesi müjdelere dönük olarak gerçekleşir. Yine, o, ümmetin kendi iç kavgalarıyla boğuştuğu Hz. Ömer radyallahu anh sonrası dönem için diyor:

"Nasıl ki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına, her taife-i nebâtâtın, tohumların, ağaçların istidatlarını tahrik eder, inkişaf ettirir; herbiri kendine mahsus çiçek açar, fıtrî birer vazife başına geçer. Öyle de, Sahabe ve Tâbiînin başına gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidatları tahrik edip kamçıladı. 'İslâmiyet tehlikededir, yangın var!' diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyetin hıfzına koşturdu. Herbiri, kendi istidadına göre, câmia-i İslâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, kemâl-i ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadîslerin muhafazasına, bir kısmı şeriatın muhafazasına, bir kısmı hakaik-ı îmâniyenin muhafazasına, bir kısmı Kur'ân'ın muhafazasına çalıştı, ve hâkezâ, herbir taife bir hizmete girdi. (...) Güya dest-i kudret, celâlle o asrı çalkaladı, şiddetle tahrik edip çevirdi, ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten gelen bir kuvve-i anilmerkeziyye ile, pek çok münevver müçtehidleri ve nuranî muhaddisleri, kudsî hafızları, asfiyaları, aktabları âlem-i İslâmın aktârına uçurdu, hicret ettirdi. Şarktan garba kadar ehl-i İslâmı heyecana getirip, Kur'ân'ın hazinelerinden istifade için gözlerini açtırdı."

Cenab-ı Hakkın da CHP'ye yüklediği böyle bir fonksiyon olabilir muhterem kârîlerim. Nasıl ki Moğollara yüklemiş. Nasıl ki Haçlılara yüklemiş. Nasıl ki başka kötülere yüklemiş. CHP zihniyetine de 'bizi gayrete getirici' bazı fonksiyonlar yüklemiş olabilir Mevla Teala. Onun hikmetinden uzak değil. Hatta, bu sıralar gördüğü en büyük hikmet, anamuhalefet partisi olduğu için, müslümanları 'ehvenü'ş-şerreyn' diyerek karşı cephede birleştirmesi. Yani birbirlerinde kırk kusur bulan insanları bile "Aman CHP başa gelmesin de!" diyerek sandıkta akl-ı selime davet etmesi. Köprünün altında böyle ejderha beklemese üzerinden dikkatle geçer miyiz? Herhalde geçmezdik. O nedenle AK Parti'nin de CHP'yi kapatacağına asla inanmıyorum ben. CHP kapatılmaz. Çünkü CHP kapatılırsa serçenin kabiliyetleri açılmaz. Ancak arada bir kanatlarını budamak gerekir ki serçeyi yakalamasın, avlamasın, vesselam. Bugünlerde yaşananlar da biraz 'kanat budamak' kabilinden oluyor galiba. Kimbilir?

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.