Zalimlerin satranç oyunları

Mehmet Yusuf AKBAŞ

Son günlerde, insanlık olarak şiddet dalgası ile karşı karşıya bulunuyoruz. Artık ülkemizde huzur, güven ve istikrar sağlandı, işler iyiye doğru gidiyor derken; fırtınalar esmeye, hava bulanmaya başladı. Zihinler karıştı, gündem değişti. Huzur, güven ve istikrar havası, yerini belirsizlik, korku, endişe, güvensizlik ve istikrarsızlığa bırakmaya başladı. İsrail devletinin kurulduğu 1948’den bu yana altmış yıldır devam eden bir zulüm artık tüm insanlığı etkiledi.
Güçlüler zayıfı eziyor; herkes kendi "şah"(si) çıkarları uğruna, başkasının zaaf veya ihtiyaçlarını "piyon" olarak kullanıyor. Bu ülkemizde ve Uluslararası siyasette görülüyor.

İçeride  "devlet" adına düşündüğünü ileri süren "şah" fikirliler, gözlerini kırpmaksızın, "ulusal çıkarlar" yahut "devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü" gibi "yüce değerler" adına şah çekiyorlar. Uluslar arası arenada ise hırs ile çalışan İsrâiloğullarının yaptıkları hamleler.

Yaptıklarının sorumluluğunu hep başkalarına atıp kendisini “temize çıkarmak İsrail’in gerçekleri ters yüz etme, saptırma, demagoji yöntemleriyle işlettiği “mantık” bu defa tutmayacak gibi. ABD de Son İsrail operasyonlarını mazur göstermek veya en azından İsrail’e yönelik tepkileri hafifletmek için bir kez daha bu mantığa başvuruyor.

Dünyanın jandarmalığına soyunan ve de Türkiye’yi kendi kontrolleri altına almak isteyen dış güç odakları insanlığın tüm kesimlerine karşı planlı kapsamlı bir savaş yürütmektedirler. Bu defa insanlık eskisi gibi değil.

Biz toplum olarak olaylara ne kadar duyarlı olursak dünya da o oranda duyarlılık gösterecektir. Kendi evimizde, işyerimizde bir zulüm olduğunda insani bir tavır sergilediğimizde dünyadan aynı tavrı beklemeye hakkımız vardır. Aksi takdirde isteğimiz pek de makbul olmaz. Küfre rıza, küfür olduğu gibi, zulme razı olmak dahi zulümdür diyor Üstad.

Çevremizde birçok zulümler ve tahribatlar oluyor. Çok masum ve mazlumların hukukları kayboluyor, mahvoluyor. Mimsiz gaddar medeniyetin zalimane düsturu bunları meşrulaştırıyor. Buralardaki tavrımız bizim insanlığımızı ölçecek. Allah kullarına zulmü yasakladığı, zulme rıza göstermenin zulüm olduğunu söylüyor. Allah bizi birbirimizle imtihan ediyor ve imtihanda başarılı olanlara mükâfat vaat ediyor. Ama bu vaat hemen verilmiyor hemen verilseydi belki imtihan biraz daha kolay olacaktı.

Dünyanın değişik sivil toplum örgütlerinin algısı ihlâs merkezli bir yaklaşımı esas aldıklarından onların tavrı insanlığa ders veriyor. Neme lazımcılık, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı birazcık zayıflıyor. Tüm insanlığın bu duygulardan arınması gerekir. Üstad bunlar içinde şöyle diyor. “Eğer o felâketi çekenler mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-i beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın manevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki, o musibeti onlar hakkında medâr-ı şeref yapar, sevdirir.”
 
Aynı gece hem gemi saldırısı hem de İskenderun olayı bir kez daha zalimlerin satranç oyunlarını gösteriyor. Bu aşamada hemen savaşa girelim mantığı biraz eksik bir mantıktır. Dünyanın ve insanlığın meselesi olması gerekirken bu aşamada dünya da olaya sahiplenmişken böyle düşünceler maksattan uzaklaştırır. Yakın tarihimizde Jön Türkler, İttihat ve Terakki Cemiyeti vasıtasıyla 1913 1918 arasında Devlet yönetimine hakim oldular. Ve ülkeyi savaşa koydular. Bu dönemde Osmanlının o zamana kadar 30 yıl boyunca elinde bulundurduğu birçok yeri savaş sebebiyle kayıp etiğini düşünmek gerekir.

Her şey inceldiği; zulüm ise kalınlaştığı yerden kopar. Bu yüzden zulüm ve küfür sistemi daimi ve sürekli olmamıştır. Tarihte küfür ve zulüm düzeninin yüz yılı geçtiği de görülmemiştir.

Üstadın Asya kıt'asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûrâdır sözü bir kez daha Asya ülkelerinin çıkar yolunun Cumhuriyet ve demokrasiden geçtiği gerçeğidir. Arap ülkelerindeki dikta rejimleri değişmesi gerekir. Cumhuriyetin ve demokrasinin hakim olduğu bir ülkede dış tesir ve yönlendirme olmaz. Zalimlerin satranç oyunlarında bu şekilde bozulur. İnşallah İsrail’in zulüm ve şımarıklığının sonu da yakındır.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.