Risale-i Nur'da “Nur Talebesi” olmak yalnızca eserleri okumakla sınırlı görülmez; ihlâs, sadakat, sebat, tesanüd, uhuvvet, fedakârlık, takva ve iman hizmeti gibi ahlâkî ve manevî vasıflarla tarif edilir. Peki çevremizde bu vasıfları taşıyan yakinen bildiğimiz insanları görüyor muyuz? Evet ben görüyorum. Onda müşahede ettiğim vasıfları yazmak istedim.
1. İhlâslıdır.
Hizmetinin merkezine şahsî menfaati değil Allah'ın rızasını koyar.
“Risale-i Nur’un meslek-i esası, ihlâs-ı tam ve terk-i enâniyettir.” (Şualar, 302)
2. Enâniyetten sakınır.
“Ben yaptım, ben başardım” duygusunu hizmetin önüne geçirmez.
3. Allah rızasını esas maksat bilir.
“İhlâsı kazandıran, harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı İlâhî olduğunu düşünmeli...”
(Lem'alar, 133)
4. Sadıktır.
Hakikate, Kur'an'a ve iman hizmetine bağlılığını şartlara göre değiştirmez.
5. Sebat eder.
Zorluk, yalnızlık veya dünyevî meşguliyetler karşısında hizmetten kopmaz.
6. Tesanüd sahibidir.
Kardeşleriyle dayanışma içinde hareket eder. Risale-i Nur'da ihlâs ve tesanüdün küçük bir topluluğa büyük bir kuvvet kazandırdığı özellikle vurgulanır.
7. Uhuvveti korur.
Kardeşlerinin kusurlarını büyütmek yerine onları kazanmaya çalışır.
8. Kardeşinin kusurunu ıslah etmeye çalışır.
9. Şefkatlidir.
İnsanların imanını ve manevî hayatını önemser; muhatabına düşman gözüyle bakmaz.
10. Müsbet hareket eder.
Yıkıcı çatışmayı değil, iman ve ahlâkı güçlendiren yapıcı tavrı esas alır.
11. Meşverete önem verir.
Kendi fikrini mutlaklaştırmaz; ortak akıl ve istişare ile hareket eder.
12. Fedakârdır.
Risale-i Nur'da gerçek hizmetkârların malını, istirahatini ve dünya zevklerini hizmet uğrunda feda edebileceği belirtilir.
13. Dünyevî menfaat peşinde değildir.
Nur Talebelerinin iman ve İslâmiyet hizmetini “süflî menfaat” için yapmaması temel bir vasıf olarak ifade edilir.
14. Takvayı önemser.
Özellikle günahların yaygınlaştığı bir dönemde takvayı muhafazanın önemine dikkat eder.
15. Başta farzlar olmak üzere vaciplere, sünnete azami düzeyde dikkat eder.
Risale-i Nur perspektifinde hizmet, ibadetlerin yerine geçen bir şey değil; iman ve kulluk hayatını güçlendiren bir yoldur.
16. Günahlardan azami düzeyde kaçınır.
Sadece çok okumayı değil, okuduğu hakikatleri yaşamayı hedefler.
17. İmanını tahkikî hâle getirmeye çalışır.
Taklitten tahkike, duyulan bilgiden delile dayanan imana yönelir.
18. Kur'an ve Sünnet’i temel kaynak kabul eder.
Risale-i Nur'un kendisini Kur'an'ın imanî hakikatlerini açıklayan bir hizmet olarak konumlandırdığı görülür.
19. Risale-i Nur'u dikkat ve tefekkürle okur.
Risale-i Nur'u sadece okumak değil, üzerinde düşünmek esastır.
20. Devamlılık gösterir.
Risale-i Nur'daki ifadeyle “durmadan, yılmadan hizmet” anlayışı öne çıkar.
21. Vaktini değerlendirir.
Boş vakitleri imanî okumalar ve faydalı faaliyetlerle değerlendirmeye çalışır. Risale-i Nur, müsait vakitleri boşa geçirmeden okumayı ve yazmayı önemser.
22. İman kurtarma gayesini önemser.
Hizmetin merkezinde insanların imanına katkıda bulunma düşüncesi vardır.
23. İnsanlara hakikati anlatırken hikmetli davranır.
Muhatabın seviyesini ve şartlarını dikkate alır; kaba ve kırıcı bir üslubu esas almaz.
24. İlim ile imanı birlikte düşünür.
Risale-i Nur, iman meselelerini aklî ve mantıkî delillerle izah etmeyi önemser. Nur Talebelerinin bâtıl felsefenin iddialarına “hakikî, mantıkî cevaplar” verecek şekilde yetişmeleri gerektiği ifade edilir.
25. Sorgulayıcı ve tefekkür ehlidir.
Kâinatı Allah'ın isim ve sıfatlarını gösteren bir kitap gibi okumaya çalışır.
26. Şahsî başarıyı değil hizmetin başarısını düşünür.
Bir kişinin öne çıkması yerine ortak gayenin gerçekleşmesini tercih eder.
27. Kardeşinin başarısından rahatsız olmaz.
Haset yerine kardeşinin muvaffakiyetini kendi muvaffakiyeti gibi görmeye çalışır. Bu, tesanüdün doğal sonucudur.
28. Düşmanlık yerine muhabbeti esas alır.
Risale-i Nur'un hizmet anlayışında muhabbet önemli bir bağdır; Nur derslerinden aktarılan ifadede Nur Talebelerinin “uhuvveti” esas aldığı belirtilir.
29. Metanetlidir.
Baskı, tehdit veya zorluk karşısında imanî kanaatini asla terk etmez.
Tarihçe-i Hayat'ta Nur Talebelerinin tazyiklere rağmen hizmetlerini sürdürdüğü özellikle anlatılır.
30. Hizmeti, hayatının aslî vazifelerinden biri görür.
Nur derslerinden aktarılan bir ifadede Risale-i Nur'un “vazife-i fıtratım, gâye-i hilkatım, sebeb-i saadetim” olarak görülmesi gerektiği belirtilir.
31. İman kardeşliğini şahsî ilişkilerin üstünde tutar.
Aynı iman davası etrafında birleşen insanların birbirlerine destek olması Nur hizmetinin temel dinamiklerinden biridir.
32. İmanla yaşayıp imanla ölme gayesini taşır.
Risale-i Nur'da Nur Talebelerinin birbirleri için yaptıkları duaların merkezinde “selâmet-i iman” ve “imanla kabre girmek” bulunur.
Sözün Özü :
Bediüzzaman'ın çizdiği Nur Talebesi modeli, sadece kitap okuyan kişi değildir; ihlâslı, sadık, sebatkâr, takvalı, fedakâr, mütevazı, kardeşlik hukukunu koruyan, meşveret eden, müsbet hareket eden, Kur'an ve iman hakikatlerine hizmeti Allah rızası için yapan ve bunu şahsî menfaatten uzak tutan kişidir.
Bu yüzden “ihlâs-ı tam ve terk-i enâniyet” düsturunu kendine prensip edinen Nur Talebeleri hizmetin adeta omurgasıdır.