Risale-i Nur’un Dili ile İstiklâl Marşı’nın Dilindeki 10 Ortak Nokta

Zafer KARLI

Risale-i Nur Külliyatı ile İstiklâl Marşı, mahiyet ve tür bakımından birbirinden farklı eserlerdir. İstiklâl Marşı bir millî şiir; Risale-i Nur ise iman, Kur’an ve tefekkür merkezli bir külliyattır. Bununla beraber, dil ve kavram dünyaları bakımından aynı kültürel ve edebî iklimden beslenen önemli ortaklıkları vardır.

1. Osmanlı Türkçesinin zengin kelime hazinesinden yararlanırlar

Her iki eserde de dönemin Türkçesinde yaygın olan Arapça ve Farsça kökenli kelimeler yoğun biçimde kullanılmıştır. “İstiklâl, iman, ezel, ebed, mâbed, şehadet, vecd, hak, hürriyet” gibi kelimeler bugün günlük konuşma dilinde daha az kullanıldığı için yeni nesillere yabancı gelebilir.

2. Günümüz konuşma Türkçesinden daha yüksek bir üsluba sahiptirler

İstiklâl Marşı günlük konuşma diliyle yazılmış bir şiir değildir. Risale-i Nur da günlük sohbet üslubuyla kaleme alınmış sıradan bir eser değildir. Her ikisinde de yüksek, yoğun ve sanatlı bir ifade tarzı görülür.

Bu nedenle bazı ifadelerin ilk okumada anlaşılmaması, tek başına dilin kusurlu veya anlaşılmaz olduğunu göstermez.

3. İmanî kavramlara önemli bir yer verirler

İstiklâl Marşı’nda “Hakk’a tapmak”, ezan, mâbed, şehadet ve iman gibi kavramlar güçlü şekilde yer alır. Risale-i Nur’un ise temel gayesi iman hakikatlerini izah etmektir.

Dolayısıyla iki metnin kavram dünyasında iman, hak, şehadet ve mâbed gibi ortak unsurlar bulunmaktadır.

4. “Hak” kavramını merkezî bir değer olarak kullanırlar

İstiklâl Marşı:

«“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.”»

diyerek istiklâli “Hak” kavramıyla ilişkilendirir.

Risale-i Nur’da ise “hak”, “hakikat”, “Hakk’ın rızası” ve “hakaik-i imaniye” gibi kavramlar son derece merkezi bir yere sahiptir.

Buradaki ortaklık, hakkın ve hakikatin insan hayatında belirleyici bir değer olarak görülmesidir.

5. Ezel ve ebed ufkuna açılan bir zaman anlayışı vardır

İstiklâl Marşı’nda:

«“Ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım.”»

ifadesiyle tarihî ve millî devamlılık vurgulanır.

Risale-i Nur’da ise “ezel”, “ebed”, “bekā”, “sermediyet” gibi kavramlar imanî ve metafizik bir çerçevede ele alınır.

Dolayısıyla kelime ve kavram seviyesinde ezeliyet ve ebediyet ufku her iki metinde de dikkat çekici bir ortaklıktır. Ancak bu kavramların kullanılış bağlamları aynı değildir.

6. Hitabet ve heyecan kuvveti yüksektir

İstiklâl Marşı, okuyucunun yalnız aklına değil, vicdanına ve hissiyatına da hitap eder. Risale-i Nur’da da özellikle iman hakikatleri anlatılırken akıl, kalp ve vicdanı birlikte muhatap alan bir üslup görülür.

Her iki eserde de sadece bilgi verme değil, muhatabı harekete geçirme ve düşündürme amacı belirgindir.

7. Sembol ve temsilî anlatımdan güçlü biçimde yararlanırlar

İstiklâl Marşı’nda şafak, hilâl, sancak, yıldız, mâbed ve vatan güçlü semboller olarak kullanılır.

Risale-i Nur’da ise güneş, yıldızlar, çiçekler, ağaçlar, denizler ve insan gibi varlıklar çoğu zaman kâinattaki İlâhî sanat ve kudrete işaret eden deliller olarak değerlendirilir.

Buradaki ortak nokta, görünen varlıklardan daha geniş manalara ulaşan işarî ve temsilî anlatımın kullanılmasıdır.

8. Fedakârlık ve yüksek bir ideal fikrini öne çıkarırlar

İstiklâl Marşı’nda vatanın istiklâli uğrunda fedakârlık ve şehadet yüceltilir.

Risale-i Nur’da ise iman hizmeti, hakikat uğrunda gayret, sabır, fedakârlık ve uhrevî maksatlar öne çıkar.

İki eserin gayesi aynı değildir; fakat her ikisinde de kişisel menfaatin ötesinde yüksek bir maksat uğrunda fedakârlık düşüncesi güçlüdür.

9. Hürriyet kavramına önem verirler

İstiklâl Marşı’nda hürriyet, milletin bağımsızlığının temel unsurlarından biridir:

«“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.”»

Risale-i Nur’da ise hürriyet, insanın mahiyeti, kulluk, istibdat ve insanın iradesi gibi meselelerle bağlantılı olarak ele alınır.

Dolayısıyla iki eserdeki hürriyet kavramı aynı siyasî veya fikrî bağlamda olmasa da, insanın izzet ve şahsiyetiyle ilişkilendirilmesi bakımından ortak bir dikkat noktası oluşturur.

10. Kelimeleri değil, manaları merkeze alan bir okuma gerektirirler

Bugünün okuyucusu hem İstiklâl Marşı’nda hem de Risale-i Nur’da bazı kelimeleri anlamakta zorlanabilir. Ancak bu durum eserlerin anlaşılmaz olduğu anlamına gelmez.

Kelimeyi öğrenmek, kavramı anlamak ve bağlamı takip etmek gerektiğinde her iki metnin de anlam dünyası daha açık hâle gelir.

Bu bakımdan “Eski kelimeler var, öyleyse dil ağırdır ve okunmamalıdır” yaklaşımı yerine, “Bu kelimeleri öğrenerek eserin aslî üslubunu anlamalıyım” yaklaşımı daha sağlıklıdır.

Sonuç

Risale-i Nur ile İstiklâl Marşı aynı türden eserler değildir ve ortaya çıkış maksatları da birbirinden farklıdır. Fakat her ikisi de Osmanlı Türkçesinin zengin kelime hazinesinden beslenmeleri, yüksek ifade üslupları, Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri, imanî kavramları, sembolik anlatımları ve güçlü hitabetleri bakımından ortak özellikler taşır.

Bu sebeple Risale-i Nur’un diline yöneltilen “ağır” eleştirisi değerlendirilirken, meselenin önemli bir kısmının Türkçenin son yüzyıldaki kelime değişimiyle ilgili olduğu unutulmamalıdır.

Nitekim İstiklâl Marşı’nda bugün açıklama gerektiren birçok kelime bulunmasına rağmen, kimse bu kelimeler sebebiyle Marş’ın dilini terk etmeyi teklif etmemektedir. Yapılması gereken, kelimeleri değiştirmekten önce kelimeleri öğretmek; metni basitleştirmekten önce okuyucunun kavram dünyasını zenginleştirmektir.

Çünkü bazen problem metnin “ağır” olması değil, okuyucunun o metnin kelime ve kavram dünyasına henüz aşina olmamasıdır.

Özetle:

«Risale-i Nur’un dilini anlamanın yolu ondan uzaklaşmak değil; kelimelerini öğrenmek, kavramlarını tanımak, cümlelerini tefekkür etmek ve üslubuna zamanla aşina olmaktır.»

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.