**Bu yazı, kıymetli kardeşim Remziye A.’nın şahsında Risale-i Nur ile yeni tanışan tüm kardeşlerimize ithaf olunmuştur.
Risale-i Nur külliyatıyla ilk kez karşılaşan herkes benzer bir hissi yaşar: Sayfaları çevirdikçe hem muazzam bir hakikat denizinin kıyısında olduğunu hisseder hem de o derinlik karşısında bazen ürker. “Acaba her kelimesini anlayabilecek miyim?”, “İlk okuyuşta bu kadar ağır gelmesi normal mi?” gibi sorular zihni kurcalamaya başlar.
Oysa bu yolculukta en önemli sır, kelimelerin ve cümlelerin arasında boğulmak değil, o manevî iklime yavaşça alışmaktır. Tıpkı yeni tanıştığınız bir dostun sesine, duruşuna zamanla ısınmanız gibi...
İşte bu yola ilk adımı atanlar veya okumasını biraz daha derinleştirmek isteyenler için dertleşir gibi, sade ve samimi birkaç ölçü:
1. Önce aşinalık, sonra derinlik
İlk günden her şeyi anlamayı beklemek en büyük tuzaktır. Bediüzzaman Hazretleri Mektubat'ta çok rahatlatıcı bir ölçü koyar önümüze:
”Bir hakikat bütün bütün anlaşılmazsa, onu bütün bütün terk etmek caiz değildir.”
İlk okuyuşta zihninize takılan, anlamadığınız yerler olabilir. Pes etmek yok; o an anladığınız kadarıyla yetinip yola devam etmek en güzelidir. Zamanla, tekrar okudukça o kilitli kapıların kendiliğinden açıldığını göreceksiniz.
2. Az da olsa, her gün damla damla
Bedenimiz nasıl her gün gıdaya ihtiyaç duyuyorsa ruhumuz da öyle. Haftada bir gün saatlerce okumaktansa, her gün sadece 15-20 dakika bile olsa düzenli okumak kalpte çok farklı bir uyanıklık hâsıl eder. Zübeyir ağabeyin dediği gibi: “Az da olsa devamlı okumak.” Önemli olan istikrarın o tatlı bereketini yakalamaktır.
3. Aklını çalıştırarak, kalbini katarak oku
Çünkü Risale-i Nur, asrın kararan zihinlerine Kur'an-ı Kerim'in ezeli nurunu üfleyen, akıl ve kalbi iman hakikatleriyle yeniden inşa ederek insanı kâinatın sultanı mertebesine çıkaran eşsiz bir marifetullah abidesidir.
Risale-i Nur sadece akla hitap eden kuru felsefi metinler değildir. Okurken sadece gözleriniz satırlarda gezinmesin. “Bu delil buraya niçin konuldu?”, “Benim hayatımın neresine dokunuyor?” diye aklınızı çalıştırın. Okuduktan sonra vicdanınıza dönüp sorun: “Bugün öğrendiğim hakikat, kalbimde ve günlük hayatımda neyi değiştirmeli?”
4-Risale-i Nur’dan istifade edebilmeyi Allah’tan dua ile isteyin
Gerçek şu ki, iman hakikatlerinin kapısı akıldan önce kalbe açılır ve o kapının yegâne anahtarı samimi bir duadır. Risale-i Nur gibi derin ve zengin bir tefsiri hakkıyla kavrayabilmek, zihni bir çabanın ötesinde, her şeyden evvel Allah’ın ihsan edeceği bir fehim ve basiret meselesidir.
Anlamak ve zihnin kapılarını açmak niyetiyle şu adımları atabilir ve dua edebilirsiniz:
- İlim Kapısını Esma ile Çalmak: Dualarınızda Allah'ın el-Alîm (her şeyi eksiksiz bilen), el-Hakîm (her işi hikmetli olan) ve el-Fettâh (kapalı kapıları hayırla açan) isimlerini zikrederek kalbinizin genişlemesini isteyebilirsiniz.
- Besmele ile Başlamak: Her okuma öncesinde ihlasla Besmele çekmek, rahmet hazinelerinin en birinci anahtarıdır. Bu şuurla metne yaklaşmak anlayışı bereketlendirir.
- İhtiyacını Hissetmek: İlme karşı duyulan derin açlığı ve acziyeti dua ile dergâha sunmak, manevi engellerin kalkmasına vesile olur.
5. Başkalarıyla değil, kendi yolculuğunla ilgilen
Etrafınızda yılları risale dersleriyle geçirmiş insanları görüp moralinizi bozmayın. Herkesin yürüyüşü, idrak kapasitesi ve zamanı farklıdır. Sizin yapmanız gereken tek şey, kendi imkânınız ölçüsünde o küçük adımları her gün atmaya devam etmektir.
Küçük Bir Tavsiye Takvimi
- Zaman: Her gün en sakin olduğunuz an (sabahın erken saatleri ya da gece sessizliği).
- İlk Durak: Başlangıç için Küçük Sözler, Haşir Risalesi veya Gençlik Rehberi gibi kalbe ve akla en rahat intikal eden bahislerle yola çıkmak işinizi çok kolaylaştıracaktır.
Unutmayın; buradaki maksat külliyatı bir an önce bitirip rafa kaldırmak değil. Maksat, okudukça o nurun manevî iklimiyle ahlaklanmak, imanı tazelemek ve hayatı güzelleştirmektir. Yolunuz açık, okumalarınız feyizli olsun!