Risale-i Nura Gelen Bir Tenkite Cevap

Zafer KARLI

Deniliyor ki: Risale-i Nur doğadan, kuştan, böcekten, dağlardan, yıldızlardan vb çokça bahsediyor. Risale-i Nur neden böyle bir tarzda bir tefsirde bu bilgiler neden vardır?

Büyük müfessir Fahreddin Râzî tefsirini gök bilimleriyle doldurduğu gerekçesiyle bazılarından şiddetli tenkitler almıştır. Razi’nin verdiği aşağıdaki cevap aynı zamanda yukarıdaki tenkitin de cevabıdır.

“Câhil ve ahmak adamlardan biri geliyor ve bana; Sen Allah kitabının tefsirini gök ve yıldızlar bilimi ile doldurdun, bu ise alışılmışlara aykırıdır, diyor.

Bu zavallıya şunu söylerim; Sen gereği gibi Allah'ın kitabını düşünseydin, bu tenkidinin pek çok yönlerden yanlış olduğunu anlardın.

Şöyle ki;

a) Yüce Allah, yer ve göklerin durumları ile gece-gündüzün artarda durmadan değişmesi, ışık ve karanlık durumlarının keyfiyeti, güneş, ay ve yıldızların hallerine bağlı hikmetlerle ve gene Kendi ilim ve kudretini gösteren delillerle Kitabını doldurmuştur. Allah, o kitaptaki sûrelerin çoğunda bu durumlardan bahsetti ve defalarca da bunları tekrar etti. Eğer onları araştırmak, onların durumlarını düşünmek caiz olmasaydı Allah, Kur'an-ı Kerimi bunlarla doldurmazdı,

b) Allah; üstlerindeki göğe hiç bakıp gözlemiyorlar mı? Onu nasıl bina ettik ve süsledik. Onun hiçbir gediği ve çatlağı da yoktur (Kâf, 6), diyor. Allah burada gökleri nasıl bina ettiğini düşünmeğe teşvik ediyor. Göklerin nasıl yapıldığı ve onlardan her birinin nasıl yaratıldıkları düşünülmeden İlm-i hey'et (gök bilimi) nin bir anlamı olmazdı.

c) Allah gene diyor ki; yer ve göklerin yaratılışı, insanların yaratılışından elbet daha büyük bir iştir, fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar (Mü'min, 57). Allah göklerde olan ecrâm (yıldız ve gezegenler vs.) deki eşsiz yaratılış ve hilkatlerindeki şaşırtıcılıkların insan vücudunda olanlardan çok daha fazla ve çok daha büyük ve mükemmel olduğunu da bu âyette açıklıyor.

Sonra yine O; kendi varlıklarınızda dahi (nice ibretler var) görmüyor musunuz! (Zâriyat, 21), diyerek bu sefer insan vücudunu düşünmeğe çağırıyor. Bütün bunların durumları ve kendilerine yerleştirilen hayret verici şeyler hakkında bilgi sahibi olmak için düşünmenin farziyyetini ortaya koyan bu delillerden daha büyük delil yoktur,

d) Yüce Allah Al-i îmran, 191. âyette, yer ve göklerin yaratılışını düşünce konusu yapanları övmüştür. Bu yasak olsaydı över miydi...”

Öte yandan Kur'andaki sûrelerin yaklaşık 1/6'inin yaratılış, yıldızlar ve uzayla ilgili olay ve konulardan isim almış olması da ilgi çekicidir. Biz bu sûreleri anlamlarıyla beraber şöyle sıralayabiliriz:

1-Mâide (gökten indirilen sofra),

2- İsrâ' (Hz. Peygamberin gök yol­culuğu için gece seyahati),

3-Ra'd (gök gürlemesi),

4- Fâtır (yer ve gökleri bölüp yaratan),

5- Duhan (gökten gelecek duman),

6- Necm (yıldız)

7- Ka­mer (ay)

8- Me'âric (yükselip çıkılan yerler),

9- Tekvîr (güneşin dürülüp söndürülmesi),

10- İnfitâr (göğün yarılıp bölünmesi),

11- İnşikak (göğün yarılması),

12- Burûc (burçlar)

13- Tarık (delici yıldız),

14- Fecr, (tan yerinin ağarma vakti)

15- Şems (güneş),

16- Duha (güneşin yükselip aydınlatması),

17- Zilzâl (zelzele)

18-Felak (karanlığı yarıp çıkan sabah).

Sözün Özü :

Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur’da insan, kâinat ve Allah arasındaki derin ilişkiyi ön plana çıkartır.Zira insan, bu “kâinat kitabını” okuyarak hem Rabbini hem de kendini tanır.

Bk. Prof. Dr. Celal Yeniçeri, Uzay Ayetleri Tefsiri, Erkam Yayınları: 23-40.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.