İslam düşüncesinde farzlardan sonra en kıymetli amellerin başında, insanın imanını koruması, kuvvetlendirmesi ve yakînini artırmaya çalışması gelir. Çünkü iman, bütün ibadetlerin temelidir. İman olmadan amel değer kazanmaz; sağlam iman ise amellere ruh verir.
Kur’an’da sıkça:
“İman edenler ve salih amel işleyenler…” diye birlikte zikredilir.
İmanın artabileceği de belirtilir:
“...Onların imanlarını artırır.” (Fetih 4)
Bu yüzden:
tefekkür etmek,
Kur’an okumak,
imanî meseleleri öğrenmek,
şüpheleri gidermek,
Allah’ı tanımayı artırmak,
salih insanlarla beraber olmak
gibi faaliyetler birçok âlim tarafından çok kıymetli nafile ibadetler arasında görülmüştür.
Özellikle Bediüzzaman Said Nursî, ahir zamanda imanı kurtarmaya ve kuvvetlendirmeye çalışmanın çok büyük bir hizmet olduğunu vurgular. Bu yüzden Risale-i Nur okumayı da “imanı tahkikî hâle getirmeye vesile bir ibadet ve tefekkür” olarak değerlendirir.
Sözün Özü:
Farzlardan sonra Allah’a en sevimli işler;
imanı muhafaza eden,
ihlası artıran,
kalbi Allah’a yaklaştıran,
insanı günahlardan koruyan amellerdir.
İşte bunların tamamını sadakatle Risale-i Nur okuyanlar kazanmaktadır.