Dikkatimizi çeken 7 tevafuktur.
1-Risalet‑i Ahmediye’ye dair olan 19. Söz isimli eserin hemen başında geçen Hassan b. Sâbit (r.a.) ait yukarıdaki sözde harflerin noktaları toplamda 19’dur. (Bkz. Te: 2, Be: 1 Kaf: 2, Te: 2, Nun: 1, Te: 2, Kaf: 2, Te: 2, Be: 1, Ye: 2, Te: 2)
2-19x19 ise 361 eder ki; Dünya, kendi etrafında dönerken Güneş etrafında da döndüğü için, Güneş'in aynı meridyen üzerinde tekrar görünmesi için yaklaşık 1 derece daha fazla (toplam 361°) dönmesi gerekir. Örneğin Isparta’nın Güneş’e tam olarak aynı açıyla bakması için, Güneş'in Dünya etrafında 360 derece değil, 361 derece dönmesi gerekir. Böylelikle tam bir tur atıp, her yeri ziyasıyla ışıklandırır. Aynen öyle de; Güneş nasıl ki her yeri aydınlatıyor ve ona gözünü kapayan sadece kendine gece yapıyorsa, Sema-i risaletin güneşi (asm) da getirdiği nur ile küfrün her alanını aydınlatmış, tüm varlığı anlamlandırmıştır.
3-Kur'an-ı Kerim'de 361. ayet, Âl-i İmrân Suresi'nin 68. ayetidir.
Bu ayetin meali şöyledir:
“Şüphesiz, insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona tabi olanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.”
Eğer Hz. İbrâhim’e yakınlık tespiti yapılacaksa, kuşkusuz ona en yakın olanlar Hz. Muhammed ve müminlerdir.
4-Necm Suresi (53. suredir), Ahmed isminin ebced değeri de (53’tür)
Necm Suresi'nin ilk ayetleri, Peygamber Efendimiz'in (sav) Miraç mucizesini, vahyi alışını ve yüksek manevi makamlara ulaşmasını anlatır. ‘Ahmed’ ismi de onun semavi ve melekût alemindeki ismidir.
5-Necm Suresi'nin 19. ayeti, Mekkeli müşriklerin taptığı putlardan bahseder ki; Hz. Peygamber (asm) getirdiği nur ile tevhidi ilan edip putperestliği yıkmıştır.
6-On Dokuzuncu Söz On Dört Reşha’dır. “Reşha” kelime anlamıyla “damla” demektir. On dört sayısı, dolunayın (Bedir) en parlak olduğu geceyi temsil eder. Peygamber Efendimiz (sav) ise karanlıkları aydınlatan bir dolunaya benzetilir.
7-İslam'ın dünyaya açıldığı “küresel tebliğ” yılı Risaletin 19. yılına denk gelir. Evet, Sath-ı arz bir mescid, Mekke bir mihrap, Medine bir minber; o burhan-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i imana imam, bütün insanlara hatiptir.
Sözün Özü
Tevâfuk, birbirine denk gelme, latîfâne (hoş, zarif) bir şekilde uyum içinde olma anlamına gelen İslamî terimdir. Anlamlı ve hikmetli (bilgece) amaçlarla, latîf bir şekilde birbirine yakışan ve birbiriyle ilişkili olan, uygunluk arz ederek bir düzenin varlığını gösterir.
Tevafûk, akla “perde arkasında birinin olduğunu” gösterir. O, Sultân-ı Kâinât'tır. Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir. Her şey O'nun emriyle halledilir. Hiçbir şey başıboş olmayıp, onun iradesi dışında değildir.
O halde;
Tevafukta bir inâyet-i hâssa ve iltifat-ı rahmanî Risale-i Nur'a karşı tezahür etmiş, o iltifata karşı hiss-i şükran ve memnuniyet ve müteşekkirâne sevinç ne kadar ifratkârâne de olsa israf olamaz. (Kastamonu Lahikası, (39. Mektup))