Cevşen-i Kebîr’in dua olarak güzelliğini ve yüksek niteliğini üç kapsamlı başlıkta toplamak mümkündür.
· Cevşen’in en büyük güzelliği, insanın bütün hâllerine hitap eden bir “münâcât” olmasıdır.
İnsan korktuğunda sığınacak bir makam bulur; aciz kaldığında kudrete yönelir; günah işlediğinde mağfiret ister; nimet gördüğünde hamd eder; geleceğinden endişe ettiğinde Allah’ın korumasına sığınır; Allah’ı tanımak istediğinde esmâ ve sıfatlar üzerinde tefekkür eder.
Bu nedenle Cevşen’i sadece “korunma duası” şeklinde görmek eksik kalır. Kaynaklarda da onun feyizli bir münâcât ve tefekkür-zikir kaynağı olduğu özellikle vurgulanıyor. Bediüzzaman’ın Cevşen’e verdiği önem de buradan gelir; onu kendi evradı içinde sürekli okuduğu ve Kur’an’la bağlantılı bir münâcât olarak gördüğü aktarılır.
· Cevşen’in edebî ve kompozisyon bakımından son derece sistemli bir dua metnidir.
Cevşen’in güzelliği sadece anlamında değil, kuruluş biçiminde de görülür.
Metin 100 bölümden meydana gelir ve bölümlerde Allah’ın isim ve sıfatları art arda zikredilerek ardından kulluk ve sığınma ifadelerine geçilir. Böylece metin monoton bir isim listesi hâline gelmez; “Allah’ı tanıma → O’nun kudretini görme → kulun aczini fark etmesi → Allah’a sığınma” şeklinde sürekli ilerleyen bir dua atmosferi meydana getirir. Bu açıdan Cevşen, esmâ, tevhid, tenzih, hamd, istiâze ve münâcâtı tek bir kompozisyonda birleştiren oldukça yoğun bir metindir.
· Kur’an’ın tevhid ve marifetullah çizgisiyle çok güçlü bir anlam bütünlüğü taşır.
Cevşen’in güzelliğinin en önemli taraflarından biri, Kur’an’ın Allah tasavvuruyla son derece güçlü bir anlam yakınlığı göstermesidir. Allah’ın yaratıcı, yaşatıcı, bilen, işiten, gören, bağışlayan, hükmeden ve her şeyi kuşatan olması gibi Kur’an’ın temel tevhid konuları Cevşen’de dua diline dönüşür. Bu sebeple Bediüzzaman Cevşen’i “Kur’an’dan çıkan bir çeşit hülâsa” ve Kur’an’ın hakiki bir münâcâtı olarak değerlendirir.
Özetle: Cevşen-i Kebîr’in dua olarak güzelliği, yalnızca çok sayıda Allah ismi içermesinde değil; esmâ → tevhid → tefekkür → acziyet → istiğfar → sığınma → ümit zincirini çok geniş bir kompozisyon içerisinde birleştirmesinde yatıyor. Bu yönüyle gerçekten dikkat çekici bir münâcât metnidir.