Celcelûtiye’nin İlk Üç Beytinin Risale-i Nur Külliyatı Perspektifinden Şerhi

Zafer KARLI

Bu çalışmada üç mertebe birbirinden ayrılmıştır:

  • Beytin zahirî mânası
  • Beyitteki açık esmâ ve kavramlar
  • Risale-i Nur'daki doğrudan veya işarî münasebet

Özellikle Celcelûtiye'nin Süryânî ve rumuzlu lafızları hakkında kesin olmayan mânalar, kesinmiş gibi takdim edilmemiştir. Nitekim Risale-i Nur'da Celcelûtiye'nin ilk beyti, açıkça Risale-i Nur'un Bismillah'ı hükmündeki Birinci Söz'e işarî bir münasebet olarak ele alınmaktadır.

1. Bismillah ve Esrâr-ı İlâhiyenin Keşfi

Bede'tü bi-Bismillâhi, rûhî bihî ihtedet;

ilâ keşfi esrârin bi-bâtınihî intavet.

Mânası “Bismillah ile başladım. Ruhum, onunla bâtınında dürülmüş bulunan sırları keşfetmeye hidayet buldu.”

Bu beytin Risale-i Nur açısından en kuvvetli tarafı Bismillah kelimesidir. Bediüzzaman, Celcelûtiye'nin bu beytini doğrudan doğruya Birinci Söz ile işarî bir münasebet içinde değerlendirir.

Birinci Söz'ün başlangıcındaki temel düstur: “Bismillâh her hayrın başıdır.” hakikatidir.

Bediüzzaman burada Bismillah'ın sırrını, insanın acz ve fakrını Allah'ın kudret ve rahmetine bağlaması üzerinden açıklar. İnsan tek başına hadsiz ihtiyaçlarına ve düşmanlarına karşı zayıftır; fakat Allah'ın ismini aldığında, O'nun rahmetine ve kudretine istinad etmiş olur. Bu sebeple “Bede'tü bi-Bismillah” ifadesini Risale-i Nur nazarında yalnızca “Allah'ın adıyla başladım” şeklinde bırakmak eksik olur. Asıl mânâ:

Bismillah → Allah'ın ismine istinad → acz ve fakrın kabulü → İlâhî rahmete iltica → hidayet şeklindedir.

“Rûhî bihî ihtedet” ise ruhun Bismillah vasıtasıyla hidayet bulmasını ifade eder. “Esrâr”ı da burada gizli ve olağanüstü bilgiler şeklinde değil; kâinatın Allah'ın isim ve sıfatlarına delâlet eden mânalarını keşfetmek şeklinde anlamak daha uygundur. Nitekim Birinci Söz'ün ilerleyen kısmında nimetlerin arkasındaki Ehad ve Samed'in kudret ve rahmetini düşünmek gerektiği belirtilir. Böylece Bismillah, insanın nazarını sebeplerden Mün'im-i Hakikîye çeviren bir anahtar hâline gelir.

Beyitten alınacak ders

Bismillah, insanın acz ve fakrını Allah'ın nihayetsiz kudret ve rahmetine bağlayan tevhid anahtarıdır.

2. Risalet-i Muhammediye ve Dalâletin İzalesi

Ve salleytü bis-sânî alâ hayri halkıhî,

Muhammedin men zâhaz-zalâlete vel-ğalet.

Mânası “İkinci olarak mahlûkatın en hayırlısı Muhammed'e salât ettim; o Muhammed ki dalâleti ve yanlışlığı ortadan kaldırmıştır.”

Birinci beyitte Bismillah, ikinci beyitte ise Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm nazara alınmaktadır. Bu iki beyit beraber düşünüldüğünde, insanın Allah'a yönelişinde iki temel rehberlik unsuru ortaya çıkar:

İsm-i İlâhî → Risalet-i Muhammediye.

Risale-i Nur'da Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın risaleti, yalnız tarihî bir hadise olarak değil, Kur'ân'ın ve iman hakikatlerinin insanlığa tebliğ edilişinin temel esası olarak ele alınır. Beyitteki “zâhaz-zalâlete”, yani “dalâleti izale eden” ifadesi bu açıdan önemlidir.Risale-i Nur'da dalâlet, yalnızca bir yanlış fikir değildir. İnsan kâinatı mânâ-yı ismiyle görür, sebepleri hakikî müessir zanneder ve eşyanın arkasındaki İlâhî mânayı göremezse dalâlet nazarı ortaya çıkar.

Risalet-i Muhammediye ise Kur'ân vasıtasıyla insanın nazarını:

eşya → Sâni'

nimet → Mün'im

sebep → Müsebbibü'l-Esbâb

sanat → Sâni-i Hakîm

hayat → Hayy-ı Kayyûm

şeklinde hakikî mânasına çevirir.

Böylece Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın getirdiği Kur'ân, insanı dalâlet karanlığından iman ve tevhid nuruna çıkarır.

Beyitten alınacak ders

Risalet-i Muhammediye, insanın nazarını dalâletin karanlığından çıkarıp Kur'ân'ın gösterdiği tevhid ve iman yoluna yöneltir.

3. İsm-i İlâhî ile Dua ve İltica

İlâhî lekad aksamtü bismike dâ‘iyen;

bi-âcin ve mâhûcin cellet fe-tecelcelet.

Beytin açık kısmı: “İlâhî! Senin isminle dua ederek Sana yöneliyorum.”

Buradaki “âc, mâhûc” gibi özel lafızların mânası konusunda farklı açıklamalar bulunduğundan, bunları belirli esmâ-i İlâhiyeye kesin biçimde karşılık getirmek doğru değildir. Celcelûtiye nüshalarında farklılıklar bulunduğu da ilgili metinlerde belirtilmektedir.

Bu beyitte önceki iki beytin neticesi dua ve iltica şeklinde ortaya çıkar.

  • Birinci beyit: Bismillah → istinad
  • İkinci beyit: Risalet-i Muhammediye → hidayet
  • Üçüncü beyit: İsm-i İlâhî → dua

şeklinde ilerler.

Özellikle “bismike dâ‘iyen” ifadesi önemlidir. Dua eden insan, kendi kudretinin sınırlı olduğunu bilerek Allah'ın isimlerine iltica eder.Risale-i Nur'un acz ve fakr düsturu burada doğrudan devreye girer. İnsan:

  • Aczini bilir → Kudret-i İlâhiyeye iltica eder.
  • Fakrını bilir → Rahmet-i İlâhiyeden ister.
  • Cehlini bilir → Hidayet ister.
  • İhtiyacını bilir → Dua eder.

Bu sebeple dua, yalnız bir talep değildir; insanın kendi ubudiyetini ve Allah'ın rububiyetini idrak etmesidir.

Beyitten alınacak ders

Acz ve fakrını bilen insan, Allah'ın isimlerini marifet vesilesi yaparak doğrudan Rabbine dua ve iltica eder.

Üç beytin birlikte verdiği hakikat

Bismillah ile Allah'a istinad et; Risalet-i Muhammediye'nin rehberliğiyle hidayet bul; esmâ-i İlâhiyeyi tanıyarak acz ve fakrınla Rabbine iltica et.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.