İlim, Münazara ve Fikrî Uyanış Dönemi
Bediüzzaman Said Nursî’nin çocukluk ve gençlik yılları, onun sonraki ilmî ve fikrî şahsiyetinin oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Bu dönem, yoğun medrese tahsili, süratli mütalaa, ilmî münazaralar, farklı âlim ve idarî çevrelerle temas ve nihayet çağının yeni ilimleriyle karşılaşma bakımından dikkat çekmektedir.
Bununla birlikte bu dönemin kronolojisini aktarırken kaynakların verdiği bilgilerin derecesini birbirinden ayırmak gerekir. Bediüzzaman’ın kendi beyanları, Tarihçe-i Hayat, TDV İslâm Ansiklopedisi ve sonraki akademik biyografiler, genel hayat çizgisinde büyük ölçüde birleşmekle birlikte özellikle Cizre, Mardin ve bazı geçiş safhalarının tarihlendirilmesinde farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki yaş başlıkları kesin olay tarihleri değil, yaklaşık gelişim dönemleri olarak kullanılmaktadır.
Buna karşılık bazı tarihler daha sağlam biçimde belirlenebilmektedir. Bunların başında 1892 yılında, yaklaşık on dört yaşındayken Doğubayazıt’ta Şeyh Muhammed Celâlî’den icazet alması gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi bu bilgiyi açık biçimde vermekte ve Doğubayazıt’taki kesintisiz tahsilinin yaklaşık üç ay sürdüğünü belirtmektedir.¹
Dolayısıyla bu çalışmada esas alınan yöntem, her yaşı tek bir hadiseye bağlamak değil; gençlik yıllarındaki ilmî ve fikrî gelişimi, kaynakların izin verdiği ölçüde bir bütün olarak takip etmektir.
11–14 Yaşları Civarı: Yoğun Tahsil Yılları
Bediüzzaman’ın ilme olan ilgisi 11 yaşında başlamış değildir. İlk tahsil merakı çocukluk yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarihçe-i Hayat’ta, dokuz yaşına kadar ailesinin yanında kaldığı ve ağabeyi Molla Abdullah’ın tahsilindeki gelişmenin onda ciddi bir ilim şevki uyandırdığı anlatılır. Bunun ardından Tağ köyünde Molla Mehmed Emin Efendi’nin medresesine gider; ancak burada uzun süre kalmaz.²
Daha sonraki yıllarda farklı medrese ve âlimlerden ders almaya devam eder. TDV İslâm Ansiklopedisi, genç Said’in konuları çok hızlı kavradığını ve dersleri hocalarından daha hızlı takip etmesi sebebiyle sık sık hoca değiştirdiğini belirtmektedir.³
Bu durum, onun tahsil hayatının sıradan ve uzun süreli bir medrese seyri şeklinde ilerlemediğini göstermektedir. Genç Said, kısa sürelerde farklı hocalardan ders almak ve daha ileri bir ilmî seviyeye ulaşmak üzere sürekli hareket hâlinde olan bir tahsil hayatı yaşamıştır.
Bu sebeple 11–14 yaşları arasını tek tek tarihlendirilmiş olaylarla anlatmaktan ziyade, ilmî merakın yoğun bir medrese tahsiline dönüştüğü dönem olarak değerlendirmek daha isabetlidir.
14 Yaş Civarı: Doğubayazıt ve İcazet
Genç Said’in ilmî hayatında en sağlam biçimde tarihlendirilebilen safhalardan biri Doğubayazıt dönemidir.
Şeyh Muhammed Celâlî’nin ders halkasına katılan Bediüzzaman burada kısa fakat yoğun bir tahsil gerçekleştirmiştir. Kendi beyanına göre, medreselerde yaklaşık on beş yılda okutulan yüzü aşkın kitabı üç ay içerisinde mütalaa etmiştir. TDV de Doğubayazıt’taki kesintisiz tahsil süresinin yaklaşık üç ay olduğunu ve diğer tahsil dönemlerinin daha kısa sürdüğünü belirtmektedir.⁴
Burada dikkat çekici olan yalnızca okunan kitapların sayısı değildir. Asıl önemli husus, çok kısa bir zaman içerisinde geniş bir ilmî malzemeyi kavrayabilme ve zihnî olarak işleyebilme kabiliyetidir.Bu yoğun tahsilin ardından Bediüzzaman, 1892 yılında henüz on dört yaşındayken Şeyh Muhammed Celâlî’den icazet almıştır.⁵
İcazet, klasik İslâm ilim geleneğinde belirli bir ilmî seviyeye ulaşmanın önemli göstergelerinden biridir. Bu bakımdan on dört yaşında icazet alması, çocuklukta başlayan tahsilin genç yaşta belirgin bir ilmî seviyeye ulaştığını göstermektedir.
Ancak Bediüzzaman’ın gençlik şahsiyetini yalnızca erken yaşta icazet almasıyla açıklamak yeterli değildir. İcazetten sonraki yıllarda ilmî münazaralar, farklı âlimlerle temaslar ve yeni ilimlere yöneliş onun düşünce dünyasını daha geniş bir zemine taşıyacaktır.
14–16 Yaşları Civarı: İlmî Şöhret ve Münazara
İcazetten sonra Bediüzzaman Bitlis’e dönmüş, kısa bir süre Şeyh Emin Efendi’nin derslerine devam etmiş ve ardından Siirt’te Molla Fethullah Efendi ile görüşmüştür.⁶
Molla Fethullah Efendi’nin yaptığı ilmî imtihanda soruları cevaplandırdığı, ayrıca Harîrî’nin el-Makāmât’ından verilen bir parçayı bir defa okuduktan sonra ezberden tekrar ettiği nakledilir. Bunun üzerine kendisine, hafızası ve zekâsıyla tanınan Makāmât yazarlarından Bediüzzaman el-Hemedânî’ye nispetle “Bediüzzaman” lakabının verildiği aktarılmaktadır.⁷
Bu hadisenin kendisi kaynaklarda yer almakla birlikte, kesin olarak hangi yaşta gerçekleştiği konusunda aynı açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenle “15 yaşında Bediüzzaman lakabını aldı” şeklinde kesin bir ifade kullanmak yerine, icazet sonrasındaki gençlik yıllarında ilmî kabiliyetiyle dikkat çektiği ve bu çevrede Bediüzzaman lakabıyla anılmaya başladığı şeklinde ifade etmek daha doğrudur.
Bu dönemde onun ilmî faaliyetleri sadece ders dinlemekten ibaret değildir. Öğrendiği bilgileri farklı âlimlerle yaptığı görüşme ve münazaralarda sınamış, böylece sahip olduğu bilgi birikimi müzakere ve muhakeme ortamında gelişmiştir.
16–18 Yaşları Civarı: Tillo, Cizre ve Mardin Safhaları
Bediüzzaman’ın gençlik yıllarındaki seyahatleri arasında Tillo, Cizre ve Mardin safhaları önemli bir yere sahiptir.
Mardin üzerine yapılan bir araştırmada, 1919 tarihli ilk biyografide ve 1958 tarihli Tarihçe-i Hayat’ta Bediüzzaman’ın Mardin’e geliş tarihinin açıkça belirtilmediği; sonraki biyografik çalışmalarda ise farklı tarihler ileri sürüldüğü belirtilmektedir. Aynı araştırmada Cizre ve Mardin safhaları için 1894 ve 1895 civarındaki tarihler üzerinde durulmaktadır.⁸
Bu sebeple “17 yaşında Cizre’ye gitti” veya “18 yaşında Mardin’e geldi” gibi kesin ifadeler kullanmak yerine, bu hadiseleri gençlik dönemindeki ilmî ve sosyal hareketliliğin bir parçası olarak değerlendirmek daha sağlıklıdır.
Cizre dönemine ilişkin anlatımlarda Bediüzzaman’ın bölgedeki âlimlerle ilmî münazaralara girdiği ve ilmî kabiliyetiyle dikkat çektiği görülmektedir. Mardin safhası ise onun medrese çevresinin dışındaki sosyal ve fikrî çevrelerle karşılaşması bakımından önem taşır.⁹
Mardin’de Namık Kemal’in fikirleri, Cemâleddîn-i Efgānî ve Senûsî çevresiyle temas gibi hususlar daha sonraki biyografik araştırmalarda ele alınmıştır. Ancak burada önemli olan, bir fikirle karşılaşmak ile o fikri bütünüyle benimsemeyi birbirinden ayırmaktır.
Bu sebeple Mardin dönemini Bediüzzaman’ın belirli bir siyasî veya fikrî görüşü bütünüyle benimsediği bir dönem olarak değil, farklı fikir ve sosyal çevrelerle karşılaşarak fikrî ufkunun genişlediği bir safha olarak değerlendirmek daha doğrudur.
18–20 Yaşları Civarı: Bitlis ve Ömer Paşa’nın Konağı
Bitlis dönemi için Bediüzzaman’ın kendi beyanı özellikle önemlidir. İlerleyen yıllarda hayatından söz ederken şöyle der:
“Tarih-i hayatımı bilenlere mâlûmdur. Elli beş sene evvel ben, yirmi yaşlarında iken, Bitlis’te merhum vali Ömer Paşa hanesinde iki sene onun ısrarıyla ve ilme ziyade hürmetiyle kaldım.”¹⁰
Bu ifade, Bediüzzaman’ın Bitlis’te Vali Ömer Paşa’nın yanında yaklaşık iki yıl kaldığını doğrudan kendi beyanıyla ortaya koymaktadır.
Burada “yirmi yaşlarında iken” ifadesi özellikle önemlidir. Bediüzzaman kesin bir yıl vermemektedir. Bu nedenle Bitlis dönemini kesin olarak “20 yaşında” şeklinde tarihlendirmek yerine, yirmi yaşları civarındaki dönem olarak ifade etmek daha doğrudur.TDV de Ömer Paşa tarafından konağına davet edildiğini ve burada yaklaşık iki yıl kaldığını belirtmektedir.¹¹
Bitlis dönemi, Bediüzzaman’ın yalnızca medrese çevreleriyle değil, ilme değer veren idarî ve sosyal çevrelerle de temas kurduğu bir safha olması bakımından önemlidir.
1896 ve Sonrası: Van’da Yeni Bir İlim Ufku
Van döneminin tarihlendirilmesinde yaş hesabından ziyade mevcut tarih kayıtlarını esas almak daha sağlıklıdır.
TDV İslâm Ansiklopedisi, Bediüzzaman’ın 1896 yılında Van Valisi Hasan Paşa’nın yanında bulunduğunu, asıl verimli dönemini ise daha sonraki Van Valisi Tahir Paşa zamanında geçirdiğini belirtmektedir.¹²
Tahir Paşa’nın zengin kütüphanesi, Bediüzzaman’ın ilmî hayatında yeni bir imkân meydana getirmiştir. Burada klasik medrese kitaplarının yanında Avrupa’da yayımlanmış yeni fen eserleriyle de karşılaşmıştır. TDV, bu süreçte onun “fünûn-ı medeniyye” diye adlandırdığı modern bilimlere ilgi duymaya başladığını belirtmektedir.¹³
Bu noktada kronolojiden daha önemli olan husus, ilmî ufkunun genişlemesidir.
Genç Said’in zihninde artık yalnızca klasik medrese tahsili değil, çağın yeni ilimleri ve bu ilimlerin ortaya çıkardığı meseleler de yer almaya başlamıştır.
Van’da Fen İlimlerine Yöneliş
Tarihçe-i Hayat, Van dönemindeki fikrî değişimi daha açık biçimde ortaya koymaktadır. Bediüzzaman’ın Van’da vali ve memurlarla temas ederek dönemin meselelerini gözlemlediği, bu süreçte eski tarz ilm-i kelâmın çağın ortaya çıkardığı şüpheleri karşılamada tek başına yeterli olmadığı kanaatine ulaştığı ve bunun üzerine fünûn tahsiline yöneldiğini anlıyoruz.¹⁴
Bu ifadeyi ilm-i kelâmın reddi şeklinde anlamak doğru değildir. Burada söz konusu olan, yeni zamanın ortaya çıkardığı fikrî sorular karşısında dinî hakikatlerin izahı için daha geniş bir ilmî donanıma ihtiyaç duyulmasıdır.
Tarihçe-i Hayat’ta onun tarih, coğrafya, riyaziye, jeoloji, fizik, kimya, astronomi ve felsefe gibi alanlara yöneldiği ve bunların esaslarını kendi mütalaasıyla elde ettiği belirtilmektedir.¹⁵Böylece klasik İslâmî ilimlerle çağın yeni ilimleri arasında onun zihninde bir karşılaşma meydana gelmiştir.
Bu gelişmeyi “medreseden fenne geçiş” şeklinde değil, daha doğru bir ifadeyle “medrese tahsilinin yanına çağın ilimlerini de katma arayışı” olarak değerlendirmek gerekir.
Van’da Tahir Paşa’nın Avrupa kitaplarından Bediüzzaman’a sorular hazırladığı, onun bu eserleri önceden görmemiş olmasına rağmen sorulara cevap vermekte tereddüt etmediği ve kitapları gördükten sonra kısa sürede muhtevalarını kavradığı Tarihçe-i Hayat’ta anlatılmaktadır.¹⁶
Bu durum genç Said’in ilmî dünyasının, klasik medrese birikimi ile çağın yeni fikir ve bilimleri arasında daha geniş bir zemine taşındığını göstermektedir.
Medresetü’z-Zehra Fikrinin İlk Zemini
Bu gençlik döneminin en önemli fikrî sonuçlarından biri eğitim meselesine yönelik arayışın belirginleşmesidir.
Tarihçe-i Hayat, Van’da bulunduğu dönemde Bediüzzaman’ın “en büyük gaye ve düşüncesi”nin, Mısır’daki Câmiü’l-Ezher’e mukabil Bitlis ve Van’da “Medresetü’z-Zehra” adıyla bir darülfünun meydana getirmek olduğunu belirtmektedir.¹⁷
TDV de onun gençliğinden itibaren Medresetü’z-Zehra adıyla bir eğitim kurumu tasarladığını ve burada dinî ilimlerle diğer ilimlerin birlikte okutulmasını düşündüğünü belirtmektedir.¹⁸
Burada önemli bir tarihî ayrım yapmak gerekir.
Medresetü’z-Zehra’nın bütün ayrıntıları bu gençlik döneminde tamamlanmış değildir daha sonra gelişecek olan eğitim projesinin ilk fikrî zeminidir.
Dolayısıyla 11–20 yaş dönemi, Medresetü’z-Zehra’nın tamamlanmış bir proje hâline geldiği dönem değil; dinî ilimlerle çağın ilimlerini birlikte değerlendiren yeni bir eğitim anlayışının zihninde belirginleşmeye başladığı dönemdir.
11–20 Yaş Döneminin Bütünlüğü
Bediüzzaman’ın 11–20 yaş arasındaki hayatını yalnızca erken yaşta icazet alan ve çok kitap okuyan bir gencin biyografisi olarak değerlendirmek eksik kalır.
Bu dönem, birbirini tamamlayan birkaç gelişim çizgisinden oluşmaktadır.
- İlk olarak yoğun medrese tahsili vardır. Çocuklukta başlayan ilim merakı, farklı hocalardan alınan derslerle geniş bir klasik İslâmî ilimler birikimine dönüşmüştür.
- İkinci olarak ilmî münazara ve müzakere vardır. Öğrendiği bilgileri farklı âlimlerle görüşerek ve ilmî meseleleri tartışarak sınamıştır.
- Üçüncü olarak sosyal ve fikrî çevrenin genişlemesi söz konusudur. Farklı şehirlerde âlimler, şeyhler ve idarî şahsiyetlerle temas etmiş; medrese çevresinin dışındaki meselelerle de karşılaşmıştır.
- Dördüncü olarak modern ilimlerle karşılaşma gerçekleşmiştir. Özellikle Van ve Tahir Paşa’nın kütüphanesi, onun yeni fen ve fikir eserleriyle tanışmasında önemli rol oynamıştır.
- Beşinci olarak ise yeni bir eğitim anlayışı arayışı ortaya çıkmıştır. Dinî ilimlerle diğer ilimlerin birlikte okutulması düşüncesi, daha sonraki Medresetü’z-Zehra projesinin fikrî temelini oluşturmuştur.
Bu gelişmeler birbirinden bağımsız değildir.
Medrese tahsili ilmî temeli oluşturmuş, münazaralar muhakeme gücünü geliştirmiş, farklı çevrelerle temas ufkunu genişletmiş, modern ilimlerle karşılaşma ise eğitim ve ilim anlayışında yeni bir arayışı belirginleştirmiştir.
Sonuç
Bediüzzaman’ın 11–20 yaşları arasındaki hayatı, onun sonraki ilmî ve fikrî şahsiyetini anlamak bakımından bir oluşum ve hazırlık dönemi olarak değerlendirilebilir.
Çocuklukta başlayan ilim merakı, farklı medreselerde sürdürülen yoğun bir tahsile dönüşmüş; Doğubayazıt’ta kısa fakat yoğun bir eğitim döneminin ardından yaklaşık on dört yaşında icazet almıştır. İcazet sonrasında ilmî kabiliyeti farklı çevrelerde dikkat çekmiş ve “Bediüzzaman” lakabıyla anılmaya başlamıştır.
Takip eden gençlik yıllarında farklı şehir ve çevrelerle temas etmiş, ilmî münazaralarda bulunmuş ve medrese çevresinin ötesindeki sosyal ve fikrî meselelerle karşılaşmıştır. Cizre ve Mardin safhalarının tarihlendirilmesinde kaynakların farklı olması sebebiyle bu hadiseleri kesin yaşlara bağlamak yerine, gençlik dönemindeki ilmî ve sosyal hareketliliğin bir parçası olarak değerlendirmek daha doğru görünmektedir.¹⁹
Bitlis’te Ömer Paşa’nın yanında yaklaşık iki yıl kalması, onun idarî ve sosyal çevrelerle temasını artırmıştır. Bediüzzaman’ın kendi ifadesindeki “yirmi yaşlarında iken” kaydı da bu dönemin kesin bir yaşa indirgenmemesi gerektiğini göstermektedir.
Van döneminde ise yeni bir ilmî ufuk açılmıştır. 1896’da Hasan Paşa’nın yanında bulunması ve ardından Tahir Paşa’nın çevresine girmesiyle Avrupa’da yayımlanan yeni fen eserleriyle daha yakından karşılaşmış; tarih, coğrafya, matematik ve diğer fen alanlarına yönelmiştir.²⁰
Böylece genç Said’in zihninde önemli bir mesele belirginleşmiştir:
İslâmî ilimlerle çağın ilimlerini birbirinden koparmadan, yeni zamanın meselelerine cevap verebilecek bir eğitim anlayışı nasıl kurulabilir?
İşte Medresetü’z-Zehra fikri, bu arayışın gençlik döneminde ortaya çıkan en önemli sonuçlarından biridir.Bu sebeple 11–20 yaş arasındaki hayatını anlamanın en doğru yolu, her yaşı tek bir hadiseye bağlamak değil, bu yılları birbirini tamamlayan bir ilmî ve fikrî gelişim süreci olarak değerlendirmektir.
Bu dönem, Bediüzzaman’ın çocuklukta başlayan ilim arayışından yoğun medrese tahsiline, oradan ilmî münazara ve sosyal tecrübeye, nihayet çağının yeni ilimleriyle karşılaşmaya doğru ilerlediği dönemdir.
Daha sonraki hayatında gelişecek olan eğitim, ilim, toplum ve dinî düşünceye ilişkin birçok meselenin ilk izleri bu gençlik tecrübesinde görülmektedir.
Dipnotlar
- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 35, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2018, s. 565–572. TDV maddesi, Bediüzzaman’ın Doğubayazıt’ta Şeyh Muhammed Celâlî’nin ders halkasına girerek 1892 yılında henüz on dört yaşında icazet aldığını ve kesintisiz tahsilinin yaklaşık üç ay sürdüğünü belirtmektedir.
- Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, “Birinci Kısım: İlk Hayatı”, s. 29. Burada Bediüzzaman’ın dokuz yaşına kadar ailesinin yanında kaldığı, ağabeyi Molla Abdullah’ın ilmî seviyesinden etkilenerek tahsile yöneldiği ve Tağ köyünde Molla Mehmed Emin Efendi’nin medresesine gittiği anlatılmaktadır.
- Açıkgenç, “Said Nursi”, s. 565–572. TDV maddesinde onun konuları çok hızlı kavradığı ve dersleri hocalarından daha hızlı takip etmesi sebebiyle sık sık hoca değiştirdiği belirtilmektedir.
- A.g.m., s. 565–572. Bediüzzaman’ın kendi beyanına göre medreselerde yaklaşık on beş yılda okutulan yüzü aşkın kitabı üç ay içinde mütalaa ettiği ve Doğubayazıt’taki kesintisiz tahsilinin yaklaşık üç ay sürdüğü aktarılmaktadır.
- A.g.m., s. 565–572. 1892 yılında Doğubayazıt’ta Şeyh Muhammed Celâlî’den icazet aldığı bilgisi TDV maddesinde açıkça yer almaktadır.
- A.g.m., s. 565–572. İcazetten sonra Bitlis’e dönüşü, Şeyh Emin Efendi’nin derslerine devam etmesi ve ardından Siirt’te Molla Fethullah Efendi ile görüşmesi TDV maddesinde aktarılmaktadır.
- Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, ilgili bahis, s. 76; ayrıca Açıkgenç, “Said Nursi”, s. 565–572. Molla Fethullah Efendi’nin yaptığı imtihan, Harîrî’nin el-Makāmât’ından bir parçanın bir defa okunmasının ardından ezberden tekrar edilmesi ve bunun üzerine “Bediüzzaman” lakabının verilmesi bu kaynaklarda aktarılmaktadır.
- M. Selim Mardin, “Tarihi ve Sosyal Değişim Sürecinde Bediüzzaman Said Nursi’nin Mardin Hayatı”, Köprü, sy. 111, Yaz 2010, s. 143–156. Araştırmada 1919 tarihli ilk biyografi ile 1958 tarihli Tarihçe-i Hayat’ta Mardin’e geliş tarihinin açıkça belirtilmediği, sonraki biyografilerde ise farklı tarihler ileri sürüldüğü belirtilmektedir.
- Şükran Vahide, Islam in Modern Turkey: An Intellectual Biography of Bediuzzaman Said Nursi, Albany: State University of New York Press, 2005, “Childhood and Youth”, s. 3–32. Vahide, Bediüzzaman’ın çocukluk ve gençlik dönemini yalnızca kronolojik olaylar üzerinden değil, ilmî ve fikrî gelişimiyle birlikte ele almaktadır. Eserin ilk bölümü doğrudan “Childhood and Youth” başlığını taşımaktadır.
- Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, “İlmin İzzetini Muhafaza Etmek Beni Baktırmıyor”, s. 448. Bediüzzaman burada Bitlis’te Vali Ömer Paşa’nın hanesinde “yirmi yaşlarında iken” iki yıl kaldığını bizzat ifade etmektedir.
- Açıkgenç, “Said Nursi”, s. 565–572. TDV maddesinde Ömer Paşa’nın Bediüzzaman’ı konağına davet ettiği ve onun burada yaklaşık iki yıl kaldığı belirtilmektedir.
- A.g.m., s. 565–572. TDV, Bediüzzaman’ın 1896 yılında Van Valisi Hasan Paşa’nın yanında bulunduğunu, daha verimli dönemini ise sonraki Van Valisi Tahir Paşa zamanında geçirdiğini belirtmektedir.
- A.g.m., s. 565–572. Tahir Paşa’nın zengin kütüphanesinde bulunan yeni fen eserlerinin Bediüzzaman’ın modern bilimlere yönelmesinde etkili olduğu ve bu çalışmaların medrese eğitiminde yenilik yapılması gerektiği düşüncesini güçlendirdiği belirtilmektedir.
- Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, “Birinci Kısım: İlk Hayatı”. Van’da bulunduğu sırada ilmî ve idarî çevrelerle temasının ardından dönemin meseleleri üzerinde düşündüğü ve fünûn tahsiline yöneldiği anlatılmaktadır.
- A.g.e., “Birinci Kısım: İlk Hayatı”. Van döneminde tarih, coğrafya, riyaziye, jeoloji, fizik, kimya, astronomi ve felsefe gibi alanlara yöneldiği ve bunların esaslarını kendi mütalaasıyla elde ettiği aktarılmaktadır.
- A.g.e., “Birinci Kısım: İlk Hayatı”, s. 67. Tahir Paşa’nın Avrupa kitaplarını inceleyerek Bediüzzaman’a sorular hazırladığı ve Bediüzzaman’ın daha sonra bu kitapların muhtevasını kısa zamanda elde ettiği anlatılmaktadır.
- A.g.e., s. 67. Van’da bulunduğu dönemde en büyük gaye ve düşüncesinin, Mısır’daki Câmiü’l-Ezher’e mukabil Bitlis ve Van’da “Medresetü’z-Zehra” adıyla bir darülfünun meydana getirmek olduğu belirtilmektedir.
- Açıkgenç, “Said Nursi”, s. 565–572. TDV, Bediüzzaman’ın gençliğinden itibaren Medresetü’z-Zehra adını verdiği bir eğitim kurumu tasarladığını ve burada dinî ilimlerle diğer ilimlerin birlikte okutulmasını düşündüğünü belirtmektedir.
- Mardin, “Tarihi ve Sosyal Değişim Sürecinde Bediüzzaman Said Nursi’nin Mardin Hayatı”, s. 143–156. Çalışma, Mardin döneminin tarihlendirilmesindeki farklılıkları özellikle vurgulamaktadır.
- Açıkgenç, “Said Nursi”, s. 565–572. TDV, 1896 Van safhasını Hasan Paşa dönemiyle, modern fen eserleriyle yoğun karşılaşmayı ise Tahir Paşa dönemiyle ilişkilendirmektedir.