33 Madde İle İman Nedir?

Zafer KARLI
  1. İman, Cenâb-ı Hakk’ın vücûb-u vücudunu, vahdâniyetini ve bütün sıfât-ı kemâliyesini tasdik ederek O’na teslim olmaktır.
  2. İman, yalnız nazarî bir mâlumat değil; akıl, kalp, ruh ve vicdanı tenvir eden nurânî bir hakikat ve kuvvet-i mâneviyedir.
  3. İman, insanı kâinatın başıboş ve sahipsiz olduğu vehminden kurtarıp bütün mevcudatı Allah’ın mülkü ve tasarrufu altında gösterir.
  4. İman, kâinatı bir kitab-ı kebîr-i İlâhî hükmünde okuyarak her bir mahlûkta Sâni-i Zülcelâl’in ilim, kudret ve hikmetini müşahede etmektir.
  5. İman, bütün mevcudatı bir tek Zât’ın tasarrufunda bilmek ve kesret içinde tevhid hakikatini görmektir.
  6. İman, eşya ve sebeplerin hakikî tesir sahibi olmadığını, bütün tesir ve icadın Kudret-i İlâhiyeye ait bulunduğunu bilmektir.
  7. İman, insanın kendi nefsine mâlik olmadığını, hayatının ve vücudunun emanet olduğunu idrak ederek kendisini Mâlikü’l-Mülk’e teslim etmesidir.
  8. İman, insanın acz ve fakrını anlayıp nihayetsiz kudret ve rahmet sahibi Cenâb-ı Hakk’a istinad etmesidir.
  9. İman, insanın hadsiz ihtiyaçları karşısında istiâne ve istinad noktası olarak yalnız Allah’ın kudret ve rahmetine yönelmesidir.
  10. İman, insanın bütün nimetleri sebeplerden değil Mün‘im-i Hakikîden bilerek hamd ve şükre yönelmesidir.
  11. İman, kâinattaki intizam, hikmet, sanat ve rahmeti esmâ-i İlâhiyenin tecellîleri olarak okuyup mârifetullahı artırmaktır.
  12. İman, her mahlûkun kendi lisanıyla Sâni’ini gösterdiğini fark ederek kâinatı âyât-ı tekvîniye hükmünde mütalâa etmektir.
  13. İman, Kur’ân-ı Hakîm’i Kelâmullah bilmek ve onun bütün insanlığa hitap eden bir kitab-ı hidayet ve hakikat olduğunu tasdik etmektir.
  14. İman, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın risaletini tasdik ederek onun getirdiği vahyî hakikatleri kabul ve sünnetini ittibâ edilecek bir rehber bilmektir.
  15. İman, insanın yaratılış gayesini yemek, içmek ve dünyadan lezzet almakta değil; mârifetullah ve ubudiyette aramasıdır.
  16. İman, insanın mahiyetindeki eneyi kendisine mâlik bir benlik olarak değil, Allah’ın isim ve sıfatlarını tanımaya yarayan bir mîzan olarak kullanmasıdır.
  17. İman, aklı yalnız dünyaya ait hesapların vasıtası olmaktan çıkarıp tefekkür ve tahkik yoluyla hakikatleri keşfeden bir alet hâline getirir.
  18. İman, insanın her hadiseye yalnız zahirî sebepler açısından değil, kader, hikmet, rahmet ve rubûbiyet cihetlerinden de bakabilmesidir.
  19. İman, kaderi Allah’ın ezelî ilmiyle bilmek ve insanın cüz’î ihtiyarını inkâr etmeden kendi fiillerinden mesul olduğunu kabul etmektir.
  20. İman, musibet ve hastalıkların yalnız acı cihetine bakmayıp içlerindeki imtihan, terbiye, keffâret, sevap ve rahmet cihetlerini görebilmektir.
  21. İman, sabrı pasif bir katlanma değil, musibet karşısında ubudiyet vazifesini terk etmemek olarak anlamaktır.
  22. İman, tevekkülü esbâbı terk etmek değil; esbâba teşebbüs edip neticeyi Cenâb-ı Hakk’tan bilmek ve O’na itimat etmektir.
  23. İman, ibadeti yalnız bir vazife değil, insanın Rabbine karşı aczini, fakrını ve şükrünü ifade eden bir ubudiyet olarak idrak etmesidir.
  24. İman, dünyayı nihayet ve maksat değil, âhiret için mahsulat veren bir tarla ve dârü’l-hizmet olarak görmektir.
  25. İman, ölümü adem ve hiçlik olarak değil, vazife-i hayattan terhis ve ebedî âleme geçiş olarak anlamlandırır.
  26. İman, âhireti tasdik ederek insanın bütün ümitlerini fânî dünyanın sınırlarından çıkarıp ebedî saadete bağlar.
  27. İman, geçmişteki ayrılık ve kayıpları mutlak bir adem olarak değil, âhiret ve bekâ hakikati çerçevesinde değerlendirmeye imkân verir.
  28. İman, geleceğin hadsiz korkularını insanın zayıf omuzlarından alıp Kadîr-i Rahîm’in kudret ve rahmetine havale eder.
  29. İman, insanı kâinatta yalnız ve garip bir varlık olmaktan çıkarıp Rabbine intisap etmiş bir abd makamına yükseltir.
  30. İman, insanın bütün mahlûkatla münasebetini değiştirerek onları düşman veya rakip değil, Cenâb-ı Hakk’ın mülkü ve esmâsının tecellîgâhı olarak görmesini sağlar.
  31. İman, insanın hayatını mânasız bir hareket olmaktan çıkarıp imtihan, ubudiyet, terakki ve ebedî saadete hazırlık mânasıyla doldurur.
  32. İman, Risale-i Nur perspektifinde taklidî bir kabulde kalmayıp iman-ı tahkikî, tefekkür, mârifet, ihlâs ve ubudiyet ile kuvvetlenen ve hayatın bütün safhalarına sirayet eden bir hakikattir.
  33. İman, bütün bu hakikatlerin neticesinde insanın “Nereden geliyorum, nereye gidiyorum, vazifem nedir ve bu kâinatın mânası nedir?” suallerine cevap bulup, kendisini Sâni-i Zülcelâl’i tanımaya, sevmeye, O’na kulluk etmeye ve ebedî saadete hazırlanmaya sevk eden nurdur.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.