Yumurtayı Nerden Kırmalı?

Zafer AKGÜL

Bir tv programında tesadüf ettim rastgele zap yaparken. Bir eğitim uzmanı ile programcı bayan çocukların öfke kontrolü konusunu konuşuyorlardı. Tam rast geldiğim yer şöyleydi. “Çocukların öfke kontrolü etkinliği” adında bir uygulama yapılıyordu. 40x50 ebadında kalın bir mukavva parçası. Üzerinde bazıları renklendirilmiş 15-20 tane yarım yumurta kabuğu. Bunların üzerine çekilmiş streç film. Ve 2 adet oyuncakımcı çekiç. Çocuk öfkelendiğinde bunları çekiçle nasıl kıracağını uyguladılar. Gerisini seyretmedim. Zavallı yumurta kabuklarının her darbede ezildiği sahneyi görünce içim sızladı.

Hakkına geçmiş olmayayım, başını sonunu dinlemedim ama izlediğim bölümdeki uygulamalar pedagojik açıdan hiç de isabetli metod değildi. Peki neydi yanlışlıklar silsilesi?

İlk elde öfke kontrolü içe dönük olmalıdır. Öfke çocuğun kendi duygu, duyu ve iç telkinler yoluyla kanalize edilerek pozitif davranış modeline çevrilmelidir.

İkinci olarak öfkeyi dış nesnelere ve objelere yönlendirmek berberinde bir çok yeni problemler ve davranış bozukluğuna yol açacaktır. Dışa vurumlar başka cisimlere ve canlılara yönlendirildiğinde öfkenin kontrolündeki ölçüleri pekala aşabilme ihtimali yüksektir. Çocuklar algılarıyla nelerin ne derece yeterli ve adil olacağını bir yetişkin kadar kestiremezler. Ölçü problemi burada kendini gösterir.

Üçüncü olarak kırılan yumurta da olsa tabak da olsa çocuklarda şiddet kullanma-vurma-kırma gibi ruhunu negatif eylemlere alıştırma riski husule gelir. Yumurtayı kıran başka bir öfke anında bir civcivi, bir kediyi, bir karıncayı da ezebilir ve üzebilir. Kelebek etkisi gibi düşünülmelidir.

Dördüncü olarak yumurta kabuğu kırma iş-güç-enerji bileşenleri fiziksel, psikolojik ve biyolojik alanlarda eksik ve yanlış bir yöntemdir. Yumurta kabuğu kırarak öfke dindirirken çocuk her nesneyi fiziksel olarak kabuk gibi zayıf zannedecek; biyolojik olarak kendini vurduğunu dağıtan kuvvetli bir varlık olarak görecek; bu biyolojik yanlışlıktan sonra güçlü bir nesneyle karşılaştığında kırım-dökümde zayıflığını farkedince de psikolojik olarak özgüven kaybına uğrayacaktır.

Yumurta kabuğu yerine bahçedeki bir taşı kırmaya yönlendirmek daha uygun olur. Bu eylem esnasında çocuk kuvvet kullanmanın zorluğunu yaşayacak, emeğin bedelini ödeyecek ve hayatın yumurta kabuğu kadar kolaylıklarla dolu olmadığını idrak edecektir. Bizce bu daha realistçedir.

Eğitim konusunda maalesef yenilik, inovasyon falan derken modernizmin aldatıcı bir takım fıtrata aykırı uygulamalarını yeni jenerasyon nesillere aşılamada fakında olmadan büyük hatalara yol açmaktayız. Modernizm ismi altında eğitmenler çocukların bilinç altındaki kibir, gurur duygularını geliştirdiklerinin farkında olsalar gerektir. Terimleri değiştirince ve yeni isimler verince eğitim uygulamalarını sanki kendimiz keşfetmiş zannederiz. İşin içine iki parça teori ve teferruat katınca mazideki eğitimin ilkel olduğu, atalarımızın-ebeveynlerimizin cahil olduğu zehabına kapılırız. Fıtrattan kopmuş eğitim anlayışı ise büsbütün derttir.

Unutmayalım ki yanlış yerde kullanılan araç yanlış sonuçlar doğurur.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (9)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.