Aşk suyun unutulan yüzüne yazılmaz.
Kalplerde divanî bir kitâbe nakşıyla durur.
Firak, guruba düşen bir güneştir ki
Yanan bir denizin kıyılarına vurur.
Deniz dediğim
Yaranın tuzla konuştuğu yerdir.
Dalgalar kavuşur eksilmeyen göğe dek.
Bir martı geçer üstümüzden.
Kanatlarında yarım kalmış bir dilek.
Sen bakınca birden
Sular ikiye bölünür.
Âminlerle dolu kaderi birlikte bölüşen
Kıpırtısız dudaklarla cennetâsâ bir gecede.
Ateştir her seferinde avuçlarımıza düşen.
Ben yüzünü görünce.
Adını unuturum ölümün.
Ölüm ki.
Kapısına kadar yürüdüğümüz.
Kadim bir komşudur bizi bekleyen.
Eşiğine bırakılır canlar bir anda.
Dönüşler ebedîleşir meçhul zamanda.
Gözlerin fırtınaları inandıran.
Sâkin, sessiz bir süt liman.
Rüzgâr biliyor hangi yolun yokluk.
Hangi yolun sen olduğunu.
Belki boş bir sayfadır bizden geriye kalan.
Ve ben yıllar boyunca uzaktan.
El sallarım geçmeyen gemilere bakıp .
Susarım.
İki kapalı göze.
Bir de açık denize.